Çocuk ve Çevre Bilinci

'Çocuk ve İslamda Eğitim' forumunda SeLeN tarafından 27 Ekim 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çocuk ve Çevre Bilinci konusu çevre ve çocuk hakkında - çevre hakkında bilgi - çocuk - çevre Dersleri - Çevre Bilinci Nedir - Çocuklar ve Çevre Bilinci Nedir - Çevre ile İlgili Yazılar - Çevre kirliliği Nedir


    Bir insanın doğumundan ölümüne kadar hayatı bir toplum içinde ve bir fiziki doğal çevrede geçer. Fiziksel çevre içinde yaşadığımız ortam olarak bizi sürekli etkileyen doğal çevremizi oluşturur. Çocuk açısından fiziksel çevrenin önemi, öncelikle bir yaşama alanı olmasından kaynaklanır. Çevreyi tanıması ve yaşama yollarını ve ilkelerini öğrenmesi, gelişim süreci içinde her çocuğun başarması gereken bir ödevdir. Bilinçli bir eğitimden geçmese de her çocuk kendi fiziksel çevresi ile kendine özgü tanıma, ilişki kurma ve yaşama yollarını zaten bir biçimde öğrenir ve bulur.

    Çocuklar çevrelerinde olup bitenleri büyük bir dikkatle izlerler. Birçok şey onlar için ilginçtir ve her şeyi öğrenmeye isteklidirler. Bir inşaat yapımındaki vincin çalışması, gökyüzündeki uçakların nasıl havada kaldığı, çiçeklerin neden sulandığı, şimşek çakması gibi birçok durum onları meraklandırır. Çevresini tanımaya çalışan çocukların öğrenme isteğinin, ailesi veya öğretmenleri tarafından karşılanması önemlidir.

    Bir ailede küçük yaşlardan itibaren çocuklar, doğayı inceleyerek bir çok beceri elde edebilir ve bu alanla ilgili deneyimlere sahip olabilirler. Örneğin sonbaharda dökülen yapraklar, inceleme yapmak için çocuklara bulunmaz fırsatlar sağlar. Yine yaprakları inceleyerek farklı böceklerin yaprakları kemirdiklerini gözlemleyebilirler. Yapraklar renk, şekil, büyüklük ve doku olarak da incelenebilir. Bu tür etkinliklerle hem çocuklar doğayı yakından keşfetme yeteneğini kazanacak hem de bazı beceriler edineceklerdir. Böyle ayrıntılı gözlemlerin dışında doğada birbiriyle ilgili olaylar, çocuklara nedenleri ve sonuçlarıyla anlatılmalıdır. Mevsimsel farklılıklar da çocukların çevre ile ilgili farkındalıklarını artırmada eğitimcilere sınırsız kolaylıklar sağlamaktadır.

    Çocukların kendi çevrelerini, doğanın dengelerini, doğanın getirilerini ve doğayı korumak için yapılması gerekenleri öğrenmelerini sağlamak temel ebeveynlik görevlerindendir. Ebeveynler, çocuklarıyla gezintilerini zevkli bir hayat ve çevre dersi hâline getirebilirler, getirmelidirler de.

    Ebeveynlerin yanı sıra zamanlarının çoğunu çocuklarla birlikte geçiren eğitimcilerin de çocukların çevreye duyarlılığını artırmak için, özellikle üzerinde durması gereken birçok nokta bulunmaktadır: Eğitimciler, çocuklarda var olan merak, istek ve hevesleri, farklı öğretim yöntemlerini kullanarak ellerinden geldiğince desteklemelidirler. İlgi çekici öğretim yöntemiyle, çocuklar düşünmeye, araştırmaya ve keşfetmeye teşvik edilmeli ve eğitimcilerle deneyimleri paylaşılmalıdır.

    Okulla düzenlenen çevre gezileri, çocuklara doğayla ilgili bilgileri sunmak için mükemmel bir fırsattır. Çevre gezilerine çıkılarak doğayla iç içe olmaları ve gözlem yapmaları sağlanmalıdır. Çocuklar ayrıca doğayla ilgili soru sormaları için yüreklendirilmeli ya da ebeveynler ve öğretmenler tarafından konu ile ilgili sorular sorularak merak uyandırılmalıdır. Çocukların “Bu ne?”, “Neden?”, “Niçin?” gibi sorularını derhal yanıtlamanın, onların öğrenmesine bir yararı olmadığı gibi, çocukların düşünmelerini sağlamadığı için verilen cevabın kalıcı olmayacağı da unutulmamalıdır.

    Ebeveynler ve eğitimciler doğayı ve doğa ile ilgili olayları ve doğanın dengesini korumanın önemini iyi bilmelidir ki, çocukların keşiflerini ve deneyimlerini ona göre yönlendirebilsinler.

    Çevre eğitimi ya da fen-doğa ile ilgili kitaplar okunarak, çocuklarda çevre bilinci oluşturulmalı, çevrelerine karşı ilgili, duyarlı ve keşfetmeye istekli olmaları sağlanmalıdır. Zaman zaman hayal dünyalarını geliştirici anlatımlara ve örneklemelere de yer verilmelidir.

    Doğa ve çevre ile ilgili konularda gerek evlerde gerekse okullarda, çocukların bunları oyunlaştırmaları desteklenebilir. Böylece olayları somutlaştırarak, çocukların yaşayarak ve yaparak öğrenmeleri sağlanmış olur.

    Küçük yaşlardan itibaren çocuklara sanat eğitimi verilerek, güzelliklere karşı duyarlılık artırılmalı, gözlem yapma yetenekleri geliştirilmelidir. Sanatın hayatın bir parçası olduğu mesajı, çocuklara verilmelidir. Artık materyallerin ve geri dönüşümü olan kağıtların kullanımı ya da beğenilmeyen resimlerin yapıldığı kağıtların yırtılması yerine, arka yüzlerinin kullanımı etkinliklerde dikkat edilmesi gereken çevresel boyutlar olmalıdır.

    Zaman zaman aile ortamında ve sınıf içinde yer verilen etkinlikler dışarıya taşınmalı, çocukların doğayla iç-içeyken şiir yazmaları, hayallerini resme dökmeleri ya da değişik tasarımlar yapmaları sağlanmalıdır. Hikaye kitabı okumak da, doğada yapılabilecek bir diğer etkinliktir.

    Çocukların doğayı tanımaları ve doğal dünyayı öğrenmelerini sağlayan oyun alanlarının geniş olması önemlidir. Çocuklarla yapılan gezintilerde hayvanlara özgü bazı davranışları ve yaşantıları anlamak, bitkilerin nasıl büyüdüğünü gözlemek ve bakımlarının nasıl yapıldığını öğrenmek ve tüm bunlara bağlı olarak doğaya saygı duymak birincil amaç olmalıdır. Bitkilerin ve hayvanların yaşantılarını incelemek de çocuklar için yararlı olacaktır.

    Aileler, imkânları dahilinde çocuklarla birlikte bahçe oluşturulabilirler. Bahçede soğan, domates, marul, maydanoz, biber, çilek, patlıcan vb. yiyecekler yetiştirilebilir. Böylece çocukların bitki yetiştirmenin aşamalarını öğrenmeleri sağlanır. Ekmeden önce toprağı kazmak, taş parçalarından ve eski köklerden arındırmak, tohumu ekmek ve üstünü toprakla kaplamak ve beklemek, çocuklar için merak uyandıran, eğlenceli bir faaliyet olacaktır. Zaman zaman organik maddelerle toprağı beslemek, sulamak ve gelecek ekim için nasıl hazırlamak gerektiği konusunda çocuklara bilgi vermek de önemlidir. Topraktan ilk filiz göründüğündeki heyecan, çocuklarla paylaşılmalıdır. (akt. Dinçer, Çağlayan; 1999) Bitki yetiştirirken çocukların ektikleri tohumlara ya da fidanlara etiketler koymak ya da uygun bir yer varsa sınırları belirlenmiş ayrı bir yeri kullanmasına izin vermek, nasıl büyüdükleri, nelere ihtiyaçları olduğu gibi sorular sorarak düşünmelerini sağlamak ve sorularına cevaplar vermek, ortaya çıkan ürünü pişirip yemek, en önemlisi de bu işten zevk almalarını sağlamak gerekmektedir.

    Çocukların doğal çevreye ait bilgilerini ve farkındalıklarını artırmak için yapılabilecek bir şey de, onların etraflarını doğa ile ilgili, manzara, bitki ve hayvan resimleri ile donatmaktır. Ayrıca aileler çocuklarını, doğa ve çevre ile ilgili yayınlanan dergilere abone yapabilir, hatta aboneliklerini doğum günü hediyesi olarak sunabilirler. Bu dergileri birlikte okuyarak bilgilenmelerini sağlayabilir ve birlikte bir aktivite gerçekleştirmenin güzelliğini yaşayabilirler.

    Her ne kadar çevre olarak dünyamızda manzara pek iç açıcı olmasa da çocuklarımızın geleceği adına umutlanmamız için pek çok neden var: Her şeyden önce, daha birkaç on yıl evvel, soruna bir avuç insan sahip çıkarken, özellikle son yirmi yıldan beri başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, bütün milletlerarası kuruluşlar sorunun farkındadır. Basın ve yayın organları, çevre hakkında çok duyarlı bir yayın anlayışı sürdürmektedir. Hemen herkes dünya çevresinde işlerin yolunda gitmediği duygusuna sahiptir. Birçok resmi ve gönüllü kuruluş, yoğun çevre korumacı faaliyetler içindedir. Yükselen çevre bilinci ile dünya çocukları, çevre korumacı faaliyetler yürütmek için milletlerarası ve ülke düzeyinde örgütlenmektedir.

    Sonuç olarak çocukluk dönemi, gelecek nesillere çevrecilik bilincini taşımada, doğa hakkındaki olumsuz tutumların ve duyguların önlenmesinde, hayat boyunca sürecek olumlu etkileşimin sağlanmasında ve koruyucu alışkanlıkların geliştirilmesinde en uygun dönemdir. Çevrecilik eğitimi, doğal çevrenin korunması ve çocuğun gelişimi için oldukça önemlidir. En önemlisi de doğa, küçük yaştaki çocuklar için eğlence dolu, heyecanlı ve gelişmelerini sağlayıcı bir ortam oluşturduğu için, ona sahip çıkmanın heyecanını çocuklara yaşatmaktır. Ebeveynlere ve eğitimcilere düşen görev ise öncelikle çocukların heyecan, merak ve ilgilerini paylaşmak ve bu doğal ortamdan olabildiğince yararlanmak ve keşfetmek isteyen çocuklara yol göstererek, onların çevreye duyarlı olmalarını sağlamaktır.

    Unutulmamalıdır ki, çocuğun çevresine karşı duyarlı olabilmesi için çevre hakkında bilgi sahibi olması ve kendi varlığı ile ilişkilendirmesi gerekmektedir. Doğaya saygı, çevreyi tanıyıp öğrenmede ve korumada önemli bir boyuttur. Çocuklarımızda çevre bilinci geliştirirken, “Ağaç yaş iken eğilir” atasözü gereğince hareket etmeliyiz.

    Kaynaklar

    DİNÇER, Çağlayan (2000), “Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Çevresel Farkındalıklarını Artırma Yolları”, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi İlköğretim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği.

    GÖKA, Erol (2004), “Çocuk ve Çevre”, Ailede Çocuk Eğitimi, Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Ankara.
     
  2. çok güzel bi yazı olmuş şahsen ben ödevimde kullandım yarısını ve 5'i yani +yı kaptımm :))
     

Bu Sayfayı Paylaş