Çocuk Psikolojisi Nedir?- Çocuk Psikolojisi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

'Çocuk Sağlığı ve Bakımı' forumunda Siraç tarafından 14 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çocuk Psikolojisi Nedir?- Çocuk Psikolojisi Hakkında Bilmeniz Gerekenler konusu
    Çocuk psikolojisi



    Cocugun gelisimi bagimliliktan bagimsizliga, bencillikten isbirligine,somut dusunceden soyut ve mantikli dusunmeye dogrudur.

    Duygulari surekli degisiklik gosterir, biraz once kavga ettigi arkadasiyla bir sure sonra barisir oyunlar oynar.bu yuzdendir ki cocuklarin kavgalarina ve oyunlarina yetiskinler karismamalidir.

    Cocuklar yeni durumlara uymakta gucluk cekmezler, cabuk ogrenirler, kotu olaylari, sayet cok yaralayici degilse cabuk unuturlar.
    Spontandirlar, dusuncelerini ve olaylari sansurlemeden anlatirlar. Bu yuzden "Cocuktan al haberi" deyimi yaygin bir deyimdir.
    Cocuklar dinlenilmelidir, kisiliklerine ve farkliliklarina saygi duyulmalidir.
    Her zaman kendilerini ifade etmelerine olanak verilmeli, bu tavirlari desteklenmeli, "sen cocuksun sus" asla denilmemelidir.
    Dolayisiyla cocuklarla iletisime girerken gelisim donemlerine niteliklerini de gozonune almak gerekir.Bu bolumde cocuklarda siklikla rastlanan davranissal ve duygusal problemler irdelenecektir.
     
  2. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Psikoloğa ( çocuk Psikolojisi ) gitmek bir çok insan için, tabu olma özelliğini halen koruyor. Anne-babalar çocuklarını psikoloğa götürmek için defalarca düşünüyor, sorunları çözmek için çeşitli yöntemleri deniyor ve en son çare olarak bir psikoloğa başvuruyor. Psikoloğa gitmeye karar verene kadar sorun iyice ilerliyor, bu da çözüme ulaşmayı güçleştiriyor. Pek çok aile, ilkokuldan itibaren çocuklarının eğitimi için ciddi bir bütçe ayırıyor, oysa çocuklar için yapılacak yatırımın en büyüğü ilk 6 yılda yapılmalı, çünkü kişilik gelişiminin yüzde yetmişbeşi okul öncesi dönemde tamamlanıyor. Bu dönemlerden sonra çocuğunuzu daha iyi koşullarda yaşatabilirsiniz, ama daha sağlıklı ve mutlu, daha güvenli ve sosyal, daha zeki ve kendini geliştiren bir insan olmasına katkınız çok azalır.

    Hangi durumlarda psikoloğa gidilmeli?

    Aileler psikologlara çocuklarıyla ilgili aşağıdaki durumlar için başvurabilir.

    · Gelişim kontrolü için
    · Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıkların tedavisi, sakatlıklar için
    · Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri için
    · Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt için

    Gelişim kontrolü
    Psikoloğa gitmek için çocukların herhangi bir sorun yaşamasını veya bir hastalık, davranış bozukluğu geliştirmesini beklemek yanlıştır. 0-6 yaş döneminde çocukları, gelişim kontrolü yaptırmak için düzenli aralıklarla bir uzmana götürmek gerekir. Gelişim kontrolü seanslarına psikoloğun da onayıyla, anne-babalar, çocuk bakıcıları veya çocukla ilişkide olan diğer aile büyükleri de katılabilir. Gelişim kontrolleri sayesinde anne-babaların edinecekleri bilgiler aşağıdaki gibidir;

    · Çocuğunuzun gelişiminin normal olup olmadığını öğrenirsiniz. Gelişim kontrolü seanslarında çocukların gelişimleri 5 grupta incelenir; fiziksel, hareket, dil, sosyal-duygusal, zeka gelişimi.
    · Geriden gelen gelişim alanlarını ve bu alanları desteklemek için yapmanız gerekenleri öğrenmiş olursunuz. Psikoloğunuz size bu alanı geliştirmenizi sağlayacak egzersizler, oyun ve oyuncaklar önerecektir. Örneğin, siz çocuğunuzun konuşma problemi olduğunu ancak 18. ayda farkedebilirsiniz, ancak bir psikolog bunu 8-10 aylar arası farkedip, dil gelişimini destekleyici egzersizlere ağırlık vermenizi sağlayabilir. Bu şekilde sorunlar çıkmadan önleyebilirsiniz.
    · Çocuğunuzun gelişimini desteklemek için neler yapabileceğinizi öğrenirsiniz.
    · Çocuğunuzun zayıf ve güçlü yönlerini, eğilimlerini ve bunları geliştirme yollarını öğrenirsiniz.
    · Çocuğunuzla sağlıklı iletişim kurmayı öğrenirsiniz.
    · Farkına varmadan yaptığınız hataları görme ve düzeltme olanağı bulursunuz.
    · Çocuğunuzla oyun oynamayı ve ona herhangi bir şeyi doğru yöntemlerle öğretmeyi öğrenirsiniz.
    · Spor, sanat veya bilimin herhangi bir dalına çocuğunuzu sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi öğrenirsiniz.
    · Yaşına göre hangi oyun ve oyuncakları tercih etmeniz gerektiğini öğrenirsiniz.
    · Çocuğunuzun içinde bulunduğu dönemle ilgili gerekli bilgileri ve bu dönemlerde dikkat etmeniz gereken konuları öğrenirisiniz. Örneğin; 8 ay civarı yabancılardan korkma, 12 ay civarı özgürlüğünü ilan etme, 18 ay civarı tuvalet eğitimine hazırlık vb.
    · Ortaya çıkabilecek olası uyum ve davranış bozuklukları ve hastalıkları hızla teşhis edebilme, önlem alabilme ve tedaviye başlayabilme olanağı bulursunuz.

    Gelişim kontrollerine başlamak için en ideal dönem 6-8 aylar arasıdır. Psikologlar gelişim kontrollerini farklı periyotlarla yapabilirler. Çocuğun gelişimine göre seanslar daha sık yapılabilir. Ancak gelişimi normal çocuklar için genellikle aşağıdaki program yeterli olmaktadır.

    6 - 36 ay arası 2 ayda bir görüşme
    3 yaş - 6 yaş arası 4 ayda bir görüşme

    Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıklar, sakatlıklar
    Aileler, yaygın gelişimsel bozukluklar, cinsiyet anomalileri ve kromozomal bozukluklar için psikologlara başvurabilir. Örneğin, otizm, hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı, down-sendromu, zeka geriliği, konuşma bozuklukları, öğrenme güçlükleri gibi hastalıkların tedavisinde psikologlardan yardım alınabilinir. Bu hastalıklarda tıbbi tedavi gerekliyse, psikologlar destek tedavi programlarını yürütürler. Bunun dışında bu hastalıkların tanısının konamadığı durumlar olabilir, ancak çocuğun hastalığa eğilimi vardır; bu durumlarda tıbbi tedavi uygulanamaz ama bir psikologla düzenli çalışarak, egzersiz yapılarak sorunu tamamen çözmek veya sorunun ilerlemesini engellemek mümkün olabilir.

    Kaza sonucu ve doğuştan olan sakatlıklarda da, tıbbi tedavilerin yanı sıra, psikolojik destek almak hem tedaviye uyumu artırır, hem de çocuğun ve ailenin sorunla başaçıkmasını kolaylaştırır. Bu tür sakatlıklara örnek olarak, körlük, sağır ve dilsizlik, ortopedik sakatlıklar, ağır konuşma bozuklukları vb. Verilebilinir.

    Uyum sorunları ve davranış bozukluklarının tedavisinde çoğunlukla psikolojik yardım tek başına yeterli olmaktadır. Bu sorunlar çok yaygındır ve bir çok aile bunları yardım almayı gerektirir bir sorun olarak görmez. Anne-babalar genellikle, bu tip sorunların kendiliğinden geçmesini bekler veya sorunu gidermek için o kadar sağlıksız yöntemler dener ki, sorun yer değiştirerek başka bir forma girer veya büyüyerek çözülemez hale gelir. Uyum ve davranış bozukluklarına örnek olarak aşağıdaki sorunları sıralayabiliriz;

    - Gece korkuları
    - Fobiler
    - Kaygı bozukluğu
    - Parmak emme (bebeklik dışında)
    - Tırnak yeme
    - Öfke ve saldırganlık
    - Altını ıslatma
    - Dışkı kaçırma veya tutma
    - Kekemelik
    - Tikler
    - Yalan söyleme
    - Çalma
    - Kardeş kıskançlığı
    - Cinsel sorunlar ve mastürbasyon
    - Yeme bozuklukları
    - Uyku bozuklukları
    - İçe kapanıklık
    - Aşırı inatçılık


    Ailelerin bu sorunları çözmede yaptıkları en büyük yanlışlardan biri sorunu ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Oysa, soruna yol açan sebebi ortadan kaldırmak gerekir. Yoksa sorun ya büyüyerek veya yeni bir sorun olarak bir süre sonra yeniden ortaya çıkar. Örneğin tırnağını yiyen bir çocuğu baskı yoluyla veya çeşitli cezalarla bu alışkanlığından vazgeçirebilirsiniz, ancak tırnak yeme alışkanlığına yol açan duygusal sebepler ortadan kalkmadıkça sorun tekrarlar veya çocuk altına kaçırma vb. Gibi yeni bir sorun geliştirir.

    Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri
    Boşanma, aile bireylerinden birinin ölümü, bakıcının değiştirilmesi, şehir veya ev değişikliği, okula başlama, kreşe başlama, kardeş doğumu ve annenin işe başlaması gibi yaşam değişiklikleri çocuklar için önemli duygusal sorunlara yol açabiliyor. Yetişkinler gibi, çocuklar da bu tip değişimlerden farklı düzeylerde etkilenebiliyorlar. Bu değişimlerden önce psikoloğa başvurarak çocukların bu değişime hazır olup olmadıklarıno öğremekde ve hazır değillerse bu olayların çocuklara nasıl anlatılabileceği konusunda danışmakta yarar vardır. Özellikle boşanma ve kardeş doğumu konularında mutlaka birkaç seanslık danışmanlık alınması gerekir; birçok çocuk bu değişimlerden çok etkilenmektedir.

    Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt
    Aileler çocuklarının psikolojilerine zarar vermeden bazı basit sorunları çözebilmek için de psikologlara başvurabilirler. Bu sorunların bir kısmı basit önerilerle giderilebilir. Sağlıksız yöntemlerle çözüldüğünde ise yukarıda sayılan uyum bozukluklarına veya duygusal sorunlara yol açabilir. Sorunların hepsinin çocukluk çağlarında ortaya çıkmadığını, çocukluk dönemlerinde yaşanan olayların ve sağlıksız eğitim yöntemlerinin ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde ortaya çıkan sorunlara zemin hazırladığını da unutmamak gerekir. Ailelerin yanıtlarını merak ettiği sorulara aşağıdaki örnekler verilebilir;

    - Çocuğumu kreşe hangi yaşta göndermeliyim?
    - Başını duvara vuruyor, nasıl engel olabilirim?
    - Yüzümüze vuruyor, bu davranışından nasıl vazgeçirebilirim?
    - Çok inatçı, her dediği yapılsın istiyor, ne yapabilirim?
    - Yatağını ne zaman ayırmalıyım?
    - Bana çok düşkün, onu kendimden nasıl uzak tutabilirim?
    - Ders çalışmayı sevmiyor, nasıl ders çalışmasını sağlayabilirim?
    - Okula gitmek istemiyor, ne yapmalıyım?
    - Kardeşine vurmasını nasıl engellerim?

    Psikologlarla ilgili yanlış bilgiler

    Psikologların herkese uygulanabilen hazır reçeteleri vardır.
    Psikologların sihirli değnekleri vardır; bir seansta sorunları ortadan kaldırırlar.
    Psikologlara herşeyi anlatmaya gerkek yoktur, ailelerin sırlarını paylaşmaları gerekmez.
    Psikolağa gitmek için hastalık geliştirmek gerekir.
    Psikologlara sadece tedavi amacıyla gidilir, bir sorun yoksa ve herşey yolundaysa gidilmez.
    Psikologlara danışmanlık ve kontrol amacıyla gidilmez.
    Psikologlar sizin farkedemediğinizi farkedemez; sizin çocuğunuzu sizden daha iyi tanıyamaz...
     
  3. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Çocuğu yalnızlıktan kurtarma yolları
    Çocukları yalnızlıktan kurtarmak için, çocuğu eğitmek gibi güzel bir mesleğe sahip olan öğretmen:
    1.Çocukları çok iyi tanımalıdır.
    2.Çocukların ailelerini tanımalıdır.
    3.Çocukların aileleri ile sık sık bir araya gelmelidir.
    4.Teneffüslerde, aralarında veya yakınlarında olmalıdır, onları süreli olarak izlemelidir.
    5.Her zaman çocuğun yanında olduğun güvenini vermelidir.
    6.Kendinizi en az onların anne ve babaları kadar tanıtınız; okulu, dershaneyi ve eşyaları tanıtınız.
    7.Günlük yaşamda çocuğa alışkanlık verebilecek alışkanlıkların (tuvaleti ve lavabonun nasıl kullanılacağı gibi) ve günlük ihtiyaçlarını nasıl gidereceklerini ayrıntılı anlatınız.
    8.Çocuğa hem anne hem de baba şefkatini aratmayacak derecede yakın olunuz. Gerekirse çocuk anne ve babasına açmadığı sırrını size açabilmelidir.
    9. Çocuk il dönemlerde süreli bir korku içinde olduğu bir dönemdedir. Korku kaynaklarını yenmede çocuğa yardımcı olunuz.
    10.Çocuk okula koşup oynamak için gelir. Sürekli oynamakla yorulur, koşma ve oynama sonunda dinlenmesine fırsat verilmesini bekler. Bunun için birinci sınıf:
    a-Çocuğun koşup oynadığı,
    b-Yorulduktan sonra öğrenmeye hazır olduğu, bir öğrenme yeridir.
    Öğretmen ise;
    a-Çocuğa bu oluşumu hazırlayan,
    b-Çocuk tarafından kendisine güvenilen,
    c-Çocukta her haliyle beğenilme duygusu uyandıran canlı bir şefkat ve hoş görü hazinesidir.
    Birinci sınıf çocuğu, öğretmenin yanılmazlığına inandığından öğretmenin “olmamış, çirkin olmuş, beceremedin, beyinsiz,” gibi sözlerini işitmek ona ağır gelir. Oysa çocuğun olumlu yönleri üzerinde durulması, noksanlıklarının tatlı bir dille anlatılması ve böylece çocuğun yaptıklarını kontrol etmesine zemin hazırlanmalıdır.
    Ödevini yapamama, evde anne ve baba, okulda öğretmen, okula geç kalmak, sevilmemek, akranlarının, dinlenenlerinin korkulu serüvenlerini sürekli olarak yaşamak, bazı hayal mahsulü şeylerden korkmak, çocuğun belli başlı korkularıdır. Bu tür korkular çocuğu ister istemez bazı suçlara yöneltir.
    Yalan söyleme, tırnak yeme, parmak emme, arkadaşlarıyla alay etme, başkalarının eşyalarını çalma gibi alışkanlıklar edinir. Çocukların bu davranışlarını unutmayarak, dikkatli davranmak gerekir.
     
  4. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Cocuk Nicin Yalan Soyler? Cocuk Ve Yalan

    Yalan, bir hatayi gizlemek dolayisiyla cezadan kacinmak icin soylenir.
    Yasamin ilk bes yilinda cocugun soyledigi yalanlardan endise duyulmamalidir.Cunku gercegi algilama ve ona dsadik kalma yetisi yas ilerledikce gelisir.
    Gercegi ayirtedebilen bir cocuk, yine de yalan soylemeye devam edebilir.Cocuk yalan soyler cunku...,
    • Cevreyle olan iliskilerinde "yolunda gitmeyen bir seyler" vardir.
    • Cezadan kurtulmak ister.
    • Kendini digerlerindebn asagi gormektedir.
    • Ilgi cekmek ve cevresini sasirtarak oz doyum saglamak istediginden olmadik seyleri oluyormuscasina ifade eder, bunlara psuedo yalanlar denir.
    • Kendisini rahatsiz eden gercekleri gizlemek ister /örn, okul basarisizligini gizler.
    • Ana babasinin sevgisine ihtiyaci vardir.
    • Cevresindekiler de yalan soylemektedir, model alir.
    • Bazen de ana babasinin istegi uzerine yalan soyler ve bunu aliskanlik haline getirir.
    • Kendi hayatini gizlemek geregi duyar.
    Nasil onleyebiliriz?
    • Cocugunuzu yalan soylemeye iten nedenleri bir dedektif titizligi ile tespit ediniz ve bu nedenleri onunla "boyle demek istiyor olabilir misin" diye irdeleyin.
    • Sizler de yalan soylemeyin.
    • Yalan karsisinda cok sert ve asagilayici tavir takinmayiniz.
     
  5. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Çocuk Ve Yalan

    Yalan söylemek herkesçe ayıplanan bir davranıştır. Ne var ki yalanı kınayanlar bile ara sıra ona başvurmadan edemezler. Genellikle kendi yalanlarımızı gerekli, başkalarınınkini ise büyük yalanlar olarak görmeye yatkınızdır. Gerçeği söyleyip başkasını incitmemek için küçük bir yalan söylemekte sakınca bulmayız. Günlük yaşamda nice bu tür küçük yalanlar sayılabilir. Abartmalı övgüler, başından geçen bir olayı ballandıra ballandıra anlatmalar ve avcı öyküleri hoş görülen yalanlardır. Ancak önemli yalanlarla, önemsiz yalanları ayırt etmenin her zaman kolay olmadığını d afark etmeliyiz. Asıl dokuncalı yalanlar yarım yalanlar ya da gerçeğe çok yakın yalanlardır. Başkasını bilerek aldatma amacıyla söylenen yalanlar küçük görünseler de gerçek yalanlardır.
    Yalanı bol bir dünyada yaşadığımız apaçık ortada iken, çocukları yalandan uzak tutmanın zorluğunun da fark edilir boyutta karşımızda duruyor olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Çocuğa hem açık gözlü olmayı öğrtemek hem de onu yalana kanmayacak biçimde yetiştirmek çetin bir eğitim sorunudur. Gelin doğruyu söyleyelim : çocukların yalanları erişkinlerin yalanları içerisinde çok masum kalırlar. Onların abartmaları ya da kuyruklu yalanları aldatma amacı gütmez. Çocuk gerçeği iyi değerlendiremediği, görüp duyduğunu çarpıttığı için uydurur. Kimi ana baba , çocuğun , olmamış şeyleri olmuş gibi anlatmasını yalan sayar. Düş ürünü öykülere gülüp geçmek yerine suçlamak yolunu seçer. Oysa çocuklar gerçeğe uydurma yoluyla ulaşırlar. Çocuk konuşmalarındaki abartma ve uydurma çoktur.
    Çocukları yalana iten, çoğunlukla erişkinlerin gerçek karşısında takındıkları çelişikili tutumdur. Kendisi çok fazla uyduran çocuk bile ana babasının yalanlarına çok duyarlıdır. Bazı durumlar da vardır ki; çocuk yalan ile farklı kazançlar sağlar ve bunun sebebinin biri ailedir. Mesela anne, kendi yalanına çocuğu da ortak ediyorsa sakıncalı sonuçlarla karşılaşır. " Bugün ne kırdığımı babana söylemezsen..." ile başlayan vaatler bir süre sonra anneyi çocuğun oyuncağı haline getirir. Çocuk bu durumda yalandan kazanç sağlamıştır ve bunu alışkanlık haline getirmeye başlamıştır.
    Kimi çocuk yalanla özlemini çektiği şeyleri söyler. Babası olmayan çocuk baba özlemi çektiği için kendini babalı olarak tanıtır. Annesi yeni doğum yapmış ya da annenin ilgisi azalmışsa çocuk, annesinin yok olduğunu söyler. Çocuk sık sık yalana başvuruyorsa durup düşünmek gerekir. Bu durumda çeşitli nedenlere bağlı olarak, ana baba ve çocuk arasındaki güven sarsılmış demektir. Ya çocuk ana babasının beklentilerini karşılamakta güçlük çekiyor ya da ceza korkusuyla yalana sığınıyordur. Ana babalar sıklıkla doğruyu söyletmek için çocuğu itirafa zorlarlar. Köşeye sıkıştırılan çocuğun ilk tepkisi de yadsıma olur. Çocuklara zorla doğru söyletildikten sonra verilen cezada çocuğun doğru söylediğinde başına iş açtığını düşünmesine ve yalanı pekiştirmesine neden olur. Yalan kendini korumanın en kolay aracı olup çıkar.

     
  6. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Kaprisli Çocuklar


    Çocuklarda ve her yaş insanda görülen, çevresindekilerle ve kendi benliğiyle dengeli ilişkiler kurmaya büyük bir engel olan bu durumdaki çocuklar ve büyükler diğer insanlar tarafından başbelası olarak nitelendirilir.
    Geçici hevez, düşüncesizce heves, maymun iştahlılık anlamına gelir. Geçinilmesi ve doyurulması mümkün olmayani ilgilileri hem kendi yaşamından hem d eilişki kurduğu insanlardan usandıran bir haldir.
    Her yaşta inanlarda olduğu söylenebilir. Yalnız kadınlarda erkeklerden daha fazla olduğu söylenmektedir.
    Kaprisli kişilerde görülen özellikleri ve sık sık rastlanan davranışları şöyle özetleyebiliriz:
    ---- Kaprisli kişiler istediklerinde sık sık değişiklikle, terslikler ve dönüşler yaparlar.
    ---- Kararsızdırlar. Hareketlerinde bir mantıksızlık vardır.
    ---- Maymun işathlıdırlar. Geçici hevesleri vardır.
    ---- Aklına gelen herşeyi sürekli olarak değiştirerek başkalarına kabul ettirmek isterler.

    Nedenleri :
    ---- Çocuğun her istediğini yerine getirmek
    ---- Çocuğun fazla bencil bir şekilde yetiştirilmesi
    ---- Çocuklarda irade eğitimine fazla yer verilememesi
    ---- Sinir sisteminin gevşekliği ve basit psikolojik yaşam sürdürmeleri
    ---- Dış etkilere ve uyarıcılara karşı gelme arzusu
    ---- Güzelliğine, üstün başarılı olduğuna, zenginliğine bilinçli kılınarak her istediğinin herkes tarafından her zaman yerine getirilme inancının yerleşmiş olması
    ---- Hastalıkları sırasında uygun olmayan aşırı ihtimam ve her istediklerinin yerine getirilmesi

    Koruyucu ve düzeltici önlemler :
    ---- Çocuklarda beden, ruh, sinir zayıflıkları ve irade zayıflığını kontrol ediniz. Çünkü çocukların kaprisli oluşlarının en büyük nedenleri bu alandaki zayıflıklarıdır. Onları destekleyiniz.
    ---- Çocuklara ailenin saygıdeğer bir üyesi olduğunu hissettiriniz. Çocuğa aşağılık duygusunu ve değersiz, aciz bir kimse olduğunu hissettirmeyiniz.
    ---- Çocukları mümkün olduğu kadar sosyal yaşantılar içinde sosyal olamsını sağlayınız. Kendine ait şeyleri başkası ile paylaşmaktan zevk duyacak şekilde eğitiniz. Sadece sahip olmaktan, almaktan değil aynı zamanda başkalarına birşey vermekten hoşlanan zevk alan bir kişi olmasına yardım ediniz.
    ---- Makul isteklerini makul ölçülerde karşılayın.
    ---- Çocuğunuz çok güzel, zeki, başarılı, yakışıklı, kuvvetli olabilir. Onlara bu özlelliklerinden dolayı herkesin her isteklerini yerine getirecekleri inancını vermeyiniz.
     
  7. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    İnatçı Çocuk

    Çocukta inatçılık, çocuğun belli bir makul nedeni olmaksızın, bir harekette ısrar etmesi, davranışını, düşüncesini, durumunu değiştirmemesi şeklinde tanımlanabilir. İnatçılık çocuğun duygusal gelişiminin bir sonucudur ve en çok 3 -6 yaş arasında yaşanır. Bu yaşlarda inatçılık normaldir. Çocuk ben duygusunun ve özgür olma bilincinin gelişiminden kaynaklanan inatçılık gösterir. Çocuk herşeyi kendi yapmak ister. yaptığı şeyler hoşuan gider, çevresinden gelen direnmeyi yenmeye çalışır. Kendi varlığını hissettirmeye, kabul ettirmeye çalışır. Kendince o hep haklıdır. İnatçı çocuk, saldırganlığını pasif direniş yoluyla açığa vuran çocuktur. Herşeyi ağırdan alır. Çantasını hazırlamaz, ağır giyinir, okula geç gider. Çalışmam demez ama maşa başına geçip hiçbirşey yapmadan oturur. Birşey söylenince anlamamış gibi boş gözlerle bakar.Bu tutumlarıyla ana babayı çileden çıkarır, sert tepki görür. Anne ne yapacağını, nasıl yaklaşacağını bilemez. Dayak ve cezaya başvurur, çocuğun değişmediğini görür,büsbütün kızar. Böyle bir çocuk kardeşini açıkca dövüp hırpalamaz ama sinsice kızdırır. Okulda da öğrenmeye karşı isteksiz davranır, yeteneğini kullanmamakta sanki direnir. Ancak geçecek not alır. Kısacası ana baba ve diğer yetişkinlere karşı olumsuz bir tutum içerisindedir. Arkadaşlarıyla açıktan kavga etmese de, geçimsiz ve uyumsuzdur.
    İnatçı çocuğun genel tutumu çoğunlukla gergin ana - çocuk ilişkisinin bir sonucudur ve başlangıcı özerklik dönemine kadar gider. Annenin tuvalet eğitimi veya yemek konusunda çok katı ve ısrarcı oluşu çocuğu pasif direnmeye götürür. Ana - çocuk arasında bu dönemde başlayan savaş başka alanlara da sıçrayarak sürüp giderse ortaya inatçı bir kişilik çıkar.
    Anne - babalar şu noktaları dikkate almalıdırlar :
    ---- Çocuklara sert ve şiddetli cezalar verilmemelidir.
    ---- Çocuğun hareketlerine gereksiz yere engel olunmamalıdır.
    ---- Çocuk bağırıp çağırdığında istekleri yerine getirilmemelidir.
    ---- Çocuk bir konuda inatçı olduğunda çocuğun dikkati başka yöne çekilmeli, inat ettiği takdirde istediğini elde edemeyeceği çocuğa açıklanmalıdır.
     
  8. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Çocuk Ve Öfke


    Öfke, insanın mutluluk, üzüntü, korku ve nefretten oluşan beş temel duygusundan biridir. Ayrıca, günlük yaşamda birçok kişinin çoğu zaman yaşadığı bir duygudur. Bugüne kadar algılandığı biçimin aksine, öfke saldırganlık ve düşmanlık gibi olumsuz bir duygu değil, bizzat olumlu, sağlıklı ve enerji veren bir duygudur. Buna rağmen yine de birçok insanın öfkeleri yüzünden başları derde girmekte ve bir dizi problemlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bunun sonucu olarak ve sahip olunan kültürel yapının etkisiyle de, birçok kişi öfkelenmekten korkar veya öfkelerini göstermek istemezler. Oysa öfkenin bastırılması, varolan enerjinin içe döndürülmesidir ve bu da bireyin kendisine ve çevresine zarar verir. Bu noktada öfke konusunda ne yapılabilir sorusu akla gelmektedir.
    Literatürde öfke ve saldırganlık çoğu zaman birbiriyle ilişkili olarak ele alınmakta ve birbiriyle bağlantılı olarak değerlendirilmektedir. Öfke birçok saldırganlık biçiminin arkasında yatan dürtü veya güdü olarak görülmektedir. Ancak, saldırganlık öfkeyle ilişkili olmasına rağmen, ikisi aynı değildir. Saldırganlık bir davranıştır; öfke bir duygudur.
    Bebekler öfkelerini genellikle ağlayarak ve kollarını, bacaklarını sallayarak, yaklaşan kişilere ileterek gösterebilirler. 1,5 -2 yaştan sonra ise kimi çocuklarda öfek ve sinir nöbetleri göreülebilir. Bu nöbetler 3 yaştan sonra dilin kazanılması ile azalmaya başlar. Gelişimin diğer dönemlerinde ise öfke duygusu bireysel farlılıklara bağlı olarak farklı biçimlere gösterilebilir.
    Öfkenin yaşanma ve dışa vurulma biçiminin, çocuğun yalnızca ruh sağlığını değil, beden sağlığını da etkileyebileceği unutulmamalıdır. Her çocuk öfkesini farklı biçimde yaşayabileceği için, yetişkinlerin görevi, çocuğun öfkesini bastırmak değil, bu duygusunu en uygun biçimde ifade edebilmesine ve bununla başedebilmesine yardımcı olmaktır.

    Öfke kontrolü sırasında neler yapılabilir ?
    Aslı, genellikle tek başına oynamayı tercih eden ve arkadaşları ile birlikte iken istekleri yerine gelmediğinde öfkelenen ve öfkesini bağırma, vurma, itme davranışları ile gösteren 5 yaşında bir çocuktur. Aşağıdaki öneriler Aslı ' nın öfkesini kontrol etmesi için yardımcı olacaktır :
    ---> Çocuğun neden öfkelenediği anlaşılmaya çalışmalı ve çocuğun da anlamasına yardımcı olunmalıdır. Bunun için iyi bir dinleyici olunması gerekir.
    ---> Olumlu moel olmak önemlidir. Çocuklar, yakın çevrelerindeki kişilerin öfkelendiklerinde öfkelenmeyi ve onların bu konudaki davranış biçimlerini model alma eğilimindedirler. Bu nedenle öfkemizi kontrol edebildiğimizi, uygun biçimde ifade edebildiğimizi ve öfkemizin uzun sürmediğini çocuğun görmesi önemlidir.
    ---> Öfke kontrolüne ilişkin uygulamalar yapılabilir. Öfkelendiği zaman 3-5 kez soluk alıp verme, 10 ' a kadar sayma vb. uygulamalarla öfke kontrol altına alınmaya çalışılır.
    ---> Çocuğun ne zaman ve nelere öfkelendiği konusunda iyi bir gözlemci olmak ve günlük kayıt tutmak önemli bilgiler sağlayabilir.
     
  9. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Çalma Ve Çocuk


    Çocuk hoşuna giden veya ihtiyaç duyduğu eşyayı alabilir veya kullanabilir, çünkü "sahiplik" kavramı yoktur.Küçük çocuklarda izinsiz eşya alma davranışına sık rastlanır, ama bu durum yaklaşık 7-8 yaşlarına kadar çalma olarak kabul edilmez.

    Nedenleri :

    Ebeveynlerin aşırı disiplinli ve katı tutumları, kardeşleriyle ve diğer çocuklarla kıyaslamaları çalma davranışına zemin hazırlayabilir. Bunun yanında, ebeveynlerin çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamayarak onu cezalandırması, paraya aşırı düşkünlüğü veya cimriliği, parayı çouğa karşı bir güç olarak kullanması veya ekonomik güçlükler nedeniyle çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını giderememesi gibi davranışlar çalmya neden olabilir. Eğer çocuk kendini değersiz hissediyorsa ve özgüven eksikliği yaşıyorsa, değerli gördüğü eşyaları çalarak kendini değerli hissedebilir. Ebeveynlere düşen görev, çocuğun kendini yeterli ve değerli hissedebileceği bir aile ortamı oluşturmaktır. Aynı zamanda,tutarlı davranmalı, aşırı koruyucu veya katı otoriteyle yaklaşmamalı, çocuğun özerkliğine saygı duymalıdırlar. Çalma davranışıyla ilgili en sık rastlanan neden ise çocuğun ebeveynleri tarafından yeterli sevgi ve şefkat görememesidir. Bu durumda çocuk kendini hakları yenmiş gibi hisseder. Başkalarının sevgisini kazanarak açığı kapatmak için onları kandırarak elde etmeye çalışabilir, çaldığı eşyaları arkadaşlarına hedşye edebilir.

    Önlenmesi :
    Ailelerin, çalma davranışın akatı tepkileri, çocuğu korkutarak tehdit etmeleri çözüm olmamakla birlikte çocuğu daha büyük bir çözümsüzlüğe sürükler. Bunun tam aksi davranış olan aşırı hoşgörü veya çocuğun çaldığı eşyaları kullanmasına göz yummak da çocuğun çalma davranışını pekiştirir. Çalma davranışı olan çocuğun af dilemesini istemek iyi bir yöntem değildir. Çocuk zaten kötü bir davranışta bulunduğunu bilmektedir. Çocuktan, bunu herkesin önünde itiraf etmesini istemek çocuğu çok utandıracaktır. Bu çocukların ailelerinin bir uzmana danışması ve böylece davranışın ortaya çıkmasının nedenlerinin saptanarak bu nedenlerin ortadan kaldırılması gerekir. Çünkü çalma ileride yeniden ortaya çıkabilir veya başka bir davranış bozukluğuna dönüşebilir. Aynı zamanda ebeveynler, uzman tarafından çocuklarına yaklaşımları konusunda da bilgilendirilirler. Sahip olmasının anlamı çocuğa ailesi tarafından da verilebilir. Aile çocuğa sahip olmanın anlamını öğreterek insanların sahiplikleriyle ilgili haklarına saygı gösterme alışkanlığını kazandırmalıdır. Bunlar, çocuğun kendisine ait eşyaları olması, ayrı odası ve çekmeceleri olması sağlanarak ve ona harçlık vererek öğretilebilir.

     
  10. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Çocuklarda disiplin sorunu ve itaatsizlik yaratan nedenler :
    Çocuk itaatsizliği doğuştan getirmez. İtaatsizlik, eğitim görevini yapan ana, baba, öğretmen ve diğer kimselerin bilerek veya bilmeyerek oluşturduğu bir davranış bozukluğudur. İtaatsizliğe neden olan nedenler;
    ---> Çocuğun çevresinde bulunan ve otoriteyi temsil eden ana, baba varsa büyükanne ve büyükbabanın çocuktan neler isteneceğini, neler istendiğini, ne derece,neleri, nerede, nasıl yapacaklarını bilmemesidir. Bunun yanında ana, baba ve diğer kimseler arasında istenilen şeyler üzerinde fikir ayrılıklarının bulunuşudur. Bu durum karşısında çocuk paniğe kapılır. Kim ne istiyor, kim neyi istemiyor, bunlardan hangisi doğru veya yanlış ayırt edemez. Çocuk hangisinin emirlerine, hangisinin söylediği kurallara uyacağını şaşırır. Uyulması gereken belli birşey olmadığı inancı kökleşir.
    ---> Ana - baba veya otoriteyi temsil edenler, istediklerini, emir ve kuralları çocuğa açıkca anlatamaz. Analamadığı için de uyumda zorluk çeker. Anladığı gibi davranabilir.
    ---> Otoriteyi temsil eden kişilerin çocuklardan istedikleri gayrı makul ve mantıksız ise, çocuğun ihtiyaçlarına, isteklerine, yeteneklerine ve ilgilerine zıt düşüyor veya bunlar hiç dikkate alınmadan yapılıyorsa itaat etmek imkansızlaşır. Hele bu emir ve kurallar veya büyüklerin isteklerinin yerine getirilmesi çocuğun, bedeni,zihni, sosyal ve duygusal gücünün çok üstünde ise uyum sağlamak, itaat etmek düşünülemez. Bazı ana babalar çocuklardan bunları zorla yapmasını isterler.
    ---> Ana babaların otorite duygularından yoksun oldukları veya duygunun zayif oluşu.
    ---> Çocukların evde birlikte yaşadığı aile fertlerinin tertipsiz, düzensiz oluşu.
    ---> Ana babanın bazı hallerde çocuklarına karşı düşmanlık hisleri beslemesi veya düşmanca hislerini açığa vurması
    ---> Çocuğun yaşadığı aile çevresindeki davranışlar ile diğer insanların davranışları arasında belirgin farkların bulunuşu.

    Çocuklarda itaati sağlama ve itaatsizlikleri önleyecek önlemler :
    ---> Çocuklardan ve gençlerden nerde, nasıl, ne yapacağı otoriteler tarafından çocuğun anlayacağı şekilde açık ve anlaşılır bir dille anlatılmalıdır.
    ---> Çocuklara konulacak kurallar, verilecek emirler mümkün olduğunca çocukların yaşına, cinsiyetine, gelişimine, ilgi ve isteklerine paralel olmalıdır.
    ---> Çocuklardan yapılması istenen davranışlar saptanmadan önce onlarla konuşmak, onların da fikrini alma yolu tutulmalıdır. Bu şekilde konulan kurallara çocuk veya genç kendi katkısı da olduğu için severek uyar.
    ---> Çocuklarınızı içtenlikle seviniz ve sevginizi hissettiriniz.Bu şekilde itaat problemi de aza indirgenecektir.
    ---> Konulan kararların uygulanması da kararlı olmalıdır. Buün beğenilen her zaman beğenilmelidir.
    ---> Çocuk yaptığı iyi davranışlardan dolayı takdir edilmeli, mükafatlandırılmalıdır.
    ---> Evde çocuklarla ve gençlerle yaşayan kişilerin bilhassa otoriteyi temsil eden tertipli, düzenli olmaları, çocuklardan ve gençlerden itaat istedikleri durumlarda aynı davranışı kararlı olarak göstermeleri gerekir.
    ---> Çocuklar ve gençlerle hataları açıkca konuşulmalıdır. Onlara istenilen şeylerin yararları uyulmadığı takdirde zararları anlatılmalıdır.
    ---> Çocuklarda ve gençlerde kendi kendilerine disiplin sağlama yöntemi uygulanmalıdır. Kendi davranışlarını kontrol etmesi öğretilmeli, davranışlarının uygunluk veya uygunsuzluğunu kendi kendilerine karar vermelerine olanak sağlanmalıdır. Hatalarını kendi kendine düzeltmesi sağlanmalıdır.

     
  11. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Kaçak Çocuklar

    Kısaca Tanımı : Çocuk ve gençlerin bulunması gereken yeri terkedip ana, baba ve öğretmenlerinin iznini almadan başka bir yere gitmesidir.
    Kaçmanın bir çok nedenleri vardır. Bunları özetle şöyel sıralamak mümkündür :
    ---> Çocuklar genellikle bulundukları çevreyi sıkıcı buldukları için ve bu sıkıntıdan kurtulmak için kaçarlar.
    ---> Başkalarının dikkatini çekmek için kaçarlar.
    ---> Çevrede heyecan yaratmak ve heyecan duymak için.
    ---> Lüks hayat yaşamak , artist olmak için.
    ---> Para kazanmak için.
    ---> Korku yaratan hallerden kurtulmak, dayak yememek, tehditlerden korunmak için.
    ---> Çocuklara ve gençlere hakaret ve kötü muamele edilmesi ve bunlardan kurtulmak için.
    ---> Arakadaş çevresinin baskısı ve kandırmalar.
    ---> Ciddi uyum bozuklukları ile yüzyüze gelme veya içinde bulunma.
    ---> Aile bağlarının zayıflaması, sürekli aile kavgalarının olması.
    ---> Başıboş bırakılma
    ---> Şehir veya büyük şehir, büyük ülkeleri görme özlemi.

     
  12. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Çocuklarda Depresif Düşünce Biçimleri


    Bilişsel psikologlar yaşantılara yüklenen anlamları önemserler. Dolayısıyla olaylara verilen anlamlar yüklenen değerler depresyonu oluşturur, geliştirir veya tetikler.

    Bilişsel psikolog Aaron Beck, mantıksız düşünce biçimlerine dikkat çekmiştir.
    Bunlar :
    · keyfi cıkarsama : çocugunuz sınıfın en basarısız ögrencisi oldugunu söyler.
    · Seçilmiş özetleme : cocugunuz okuldan nefret eder çünkü cok arkadası yoktur.
    · Aşırı genelleme : çocugunuz kimsenin onun sevmediğini söyler çünkü okul takımında başarılı olamamıştır.
    · Aşırı büyütme ve aşırı küçültme : çocugunuz kazanmış olduğu sınava değil başarısız olduğu sınava odaklanmıştır. Kötümserlik söz konusudur.
    · Kişiselleştirme : çocugunuz basarısız oldugu işleri kendi sucu gibi algılar.
    · Ya hep ya hiç tarzı düşünme : olayları değerlendirirken siyah ve beyaz olarak ele alır.

    Ya mutludur ya mutsuz , ya basarılıdır ya basarısız ,ya sevilir ya sevilmez. İçe kapanan, gunluk işlevleri yavaslayan, dikkat sorunu olan, kendini olumsuz degerlendirme eğiliminde olan cocuklarınızla kuracagınız iletisimde yukarda belirtilen dusunce bicimlerinin olup olmadıgını tespit etmelisiniz.
    Uzmanlar belirlenmis olumsuz düsüncelerin yerine daha olumlu dusunceler olusturulabilecegini ifade ederler.

    Bunun icinde aileler cocuklarına ornek olmalı yeni dusunce bicimleri olusturmada onlara yardımcı olmalıdırlar. Cunku cocuklar depresyon surecine ailelerini ornek alarak ta girebilirler.
     
  13. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Cocuk ve Sorumluluk
    Iletisim catismalarinin nedenlerinden biri de birey olarak sinirlarimizi ve sorumluluklarimizi bilmemekten kaynaklanmaktadir.Bu nedenle cocuk yetistirirken.dikkat etmemeiz gereken en önemli noktalardan biri, cocuklarimiza. neyi, ne zaman ve nasil yapacaklarini (yani sinirliliklar) ve davranislarinin sorumlulugunu almayi ögretmektir.
    Aile icinde sinir ve sorumluluklarinin biblincinde olan cocuklar, yarin, toplum icinde de kendi sorumluluklarini üstlenen , baskasinin haklarina saygi gosteren yetiskinler olacaklardir..
    Ebeveynler olarak neler yapmaliyiz??
    • Mesajinizi iletin :Öncelikle cocugunuz, sizin ondan ne istediginizi net ve acik bir sekilde bilsin..mesela,
      • "kardesinle kavga etmeni istemiyorum"
      • "odani toplamalisin"
      • "her gün bir saat ders calismani istiyorum"
    • Simdiye dek kullandiginiz ve bir ise yaramayan cezalandirma yontemlerini birakin.
    • Cocugunuza, istediginiz yapmaz ise sonucun ne olacagini ve bundan da kendisinin sorumlu oldugunu soyleyin. Mesela,
      • "kardesinle kavga edersen sinemaya gidemezsin"
      • "odani toplamazsan arkadaslarinla bulusamazsin"
    • Bu son ve en önemli asamadir..SOYLEDIGINIZ SÖZÜN ARKASINDA DURUN..ASLA YERINE GETIREMEYECEGINIZ SOZLER SARFETMEYIN..
    Muhakkak cocugunuz israrla istemediginiz sekilde davranacakti, ancak sizin dediklerinizi yapacagindan emin olursa davranisini degistirecektir.
    SAYET BIR KEZ TUTARSIZ DAVRANIRSANIZ. BUNU EN KISA ZAMANDA SUISTIMAL EDILECEGINI BILMELISINIZ.
    Siz tutarli ve kararli oldugunuz sürece, cocugunuz davranislarinin sonucundan kendisinin sorumlu oldugunu ve yapmasi gereken bir isi yapmaz ise sonuclarina katlanmasi gerektigini ogrenecektir..
    TOPLUMUMUZUN, DAVRANISLARININ SORUMLULUGUNU ALMASINI BILEN YETISKINLERE IHTIYACI VARDIR.
     
  14. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    HiperAktivite

    Cocuklar genelde kosar , ziplar,gunboyu hareket halinde olurlar.Ancak bazi cocuklar vardir ki, onlardaki hareketlilik olaganin disindadir. Cocuk yerinde duramaz, saldirgandir,savruk ve duzensizdir, uzun sure bir isle ugrasamaz, surekli kipir kipirdir.Zekasi yasina uygundur ancak dikkat daginikligi ve ogrenme yetenegindeki zayiflik nedeniyle okulda basarisiz olurlar.Cevredekiler tarafindan "duz duvara tirmanan cucuklar" olarak tanimlanabilirler.Ancak boylesine hareketli olmalarina ragmen, hareketlerinde beceriksizlik ve koordinasyon bozuklugu soz konusudur.Örn. ayakkabisini baglayamaz, giysilerini giyemez..
    Hiperaktif davranislarin kokeninde dogum oncesi ve sonrasinda olusan beyin zedelenmeleri yatar. Ayrica arastirmalar, hiperaktif cocuklarin "putaman" adi verilen beyin bolgesine (beyinde motor aktiviteyi yöneten dikkat merkezi) az kanin gittigini bulgulamistir
    Tedavide aile ve davranis tedavisi ile birlikte ilac tedavisi de uygulanir.
    Cocugun spor ve acikhavada serbestce yapilabilecek etkinliklere yonlendirilmesi de sagaltici bir etki yapar.
    Hastaligin gidisati, zamaninda ve etkili bir mudahale ile genelde olumludur..

     
  15. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Yaramazlik

    Genelde, cocuklar mevcut duzenimize uygun davranmadigindan onlara "yaramaz-hasari" damgasi vururuz.Unutulmamalidir, cocuklarin her davranisinin, her eyleminin bir amaci vardir. Dolayisiyle "yaramazligin" da nedenleri vardir.



    Bu nedenleri soyle ozetleyebiliriz:
    1- Cocuk ilginin uzerinde olmasini, yetiskinlerin kendisine hizmet etmesini ister.
    Verilen Mesaj:"Sizin ilginizi ancal yaramazligimla cekebiliyorum" dur

    2- Cocuk mevcut otoriteye baskaldirir.
    Verilen Mesaj: "Burayi ben yonetecegim"dir.
    Cocukla bu savasin icine giren yetiskin genelde bu savasi kaybeder.

    3- Cocuk cevresindeki insanlardan intikam almak isteyebilir. Dayak yiyen, sozel siddete maruz kalan cocuklar, yaramazliklariyla yetiskinlerden intikam alabilirler.
    Verilen Mesaj: "Madem beni sevmiyorsunuz, o halde benden nefret edin" dir.

    Yaramazlik konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir
    • Ona daha fazla ilgi gosteriniz. "Seninle ilgilenmemi mi istiyorsun?" sorularla cocugunuza yaklasabilirsiniz.
    • Yaramazlik onemsenmemelidir. Cezalandirma ve azarlama...bu davranis bicimini (yaramazligi) pekistirecektir.
    • Otoritenizi cocukla paylasarak, ona da kontrol edebilecegi ve yoneltebilecegi alanlar birakiniz. Ornegin; odasinin sorumlulugunu ona verebilirsiniz.
    • Cocugunuzu sevdiginizi, onu anladiginizi, onun her zaman yaninda oldugunuzu ILETEBILMELISINIZ. Cocugunuz yaramazlik yaptiginda, "Ne yaparsan yap, seni sevmekten vazgecmeyecegim" diyebilirsiniz.
    • En iyi sonuclar, odullerle alinir. Bu oduller, ovgu, onay ve ilgidir. Sayet ceza verecekseniz, onlari bu odullerden mahrum ediniz.
    • Dayak ve hakaret bir ise yaramaz, ancak cocuklariniza bu tarz iletisimi ve davranis bicimini ogretmis olursunuz.
    BERNARD DEFRANCE adlı arastirmaci "Sanctions et discipline à l'école" adlı kitabında {Syros,l999}, okulda ceza ve disiplin konusunda ilginc bulgulara varmistir. Ona gore,
    Cocukların okulda aldiklari cezalarin hemen hemen hic etkisi yoktur. Sorun cezalandirmak veya cezalandirmamak degil, kurali kimin hangi degerlere gore yaptigi ve yanlislarin nasil, hangi gerekcelerle tespit edildigidir.
    Defrance,"kurala uymama mi cezalandiriliyor, yoksa ogretmenin otoritesi mi kalici kilinmak isteniyor " diye sormaktadir.
    Bazi durumlarda ceza, cocuk tarafindan yetiskinin ondan intikam almasi olarak algilaniyor ve yetiskine dusmanca duygular beslemesine neden olabiliyor.
    Sonuc olarak su denilebilir ki, cezadan korkmak "uslu olmanin" gostergesi degildir.Ceza korkusundan kaynaklanan kurallara uygun davranis ta, o kurali kabul etmek degildir.
     
  16. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Alt Islatma

    Gece altını ıslatma tıbbi adıyla Enürezis Nokturna tedavi edilebilir bir hastalıktır. Çocuklarda sık görülür. 5 yaşından sonra ayda bir-iki kez gece alt ıslatması olan çocuklarda bu hastalığın varlığından söz edilebilir. Hastalığın uyku derinliği ve mesane (idrar torbası) kapasitesi ile ilgili olduğu görüşü hakimdir. Ayrıca psikolojik etmenler de hastalığın oluşmasında rol oynamaktadır. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülür.

    Her sabah yatağından ıslak olarak kalkan bir çocuğun duyduğu sıkıntıyı anlamak çok zor değildir. Bu durum aileler tarafından hastalık olarak kabul edilmediği için çocuk devamlı suçlanmakta ve zaman zaman cezaya çarptırılmaktadır. oysa bu durumdan en fazla çocuk rahatsızdır ve kurtulmak istemektedir. Özellikle yabancı bir evde yatması gerektiği ya da kamp, tatil gibi nedenlerle evden uzak kaldığı durumlarda çocuk çok yoğun utanma duygusu yaşar. Bu nedenle bir çok faaliyete katılmak istemeyebilir.

    Toplumumuzda gece altını ıslatmanın zamanla geçen normal bir durum olduğuna dair yanlış bir kanaat vardır. Hatta sünnet olunca, ergenlikte ya da askere gidince geçeceğine inanılır. Oysa yaş ilerledikçe bazı vakalarda kendiliğinden düzelmeler görülebilir. Ancak ne zaman olacağını kimsenin bilmediği bu düzelmeyi beklemek çocuğun ruhsal yapısında derin yaralar bırakacağından hatalı bir tutum olur. Gece altını ıslatan çocuğu olan aileler eğer çocukları 5 yaşından büyük ise tedavi yollarını aramalıdırlar. Bu hastalığın tedavisinde oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Tedavide kademeli olarak bazı programlar uygulanmakta ve ilaçlardan da yararlanılmaktadır.

    Halk arasında tedavide kullanılan bazı ilaçların kısırlığa neden olabileceği gibi yanlış bir kanaat vardır. Gece alt ıslatma sorunu olan çocuklarda kullanılan ilaçların kısırlık yapması söz konusu değildir. Bu uydurma ve bilimsel dayanağı olmayan bir söylentiden ibarettir.
     
  17. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Alt ıslatma - 2




    Cocuklar ikinci yasin sonunda diskilarini, ucuncu yas sonunda da cislerini tutmayi ogrenirler.
    Arastirmalar, yataklarini islatan cocuklarin ebeveynlerinin de cocukluk donemlerinde yataklarini islattiklarini gostermektedir.
    Bedensel bir bozukluk yoksa psikolojik kokenlidir ve baska belirtilerle beraber gorulur.
    [​IMG]
    Altini Islatma problemi fizyolojik olabilir. Fizyolojik nedenler arasinda bobrek ve dosaltim sistemindeki rahatsizliklar, derin uyku durmu sayilabilir. Cocugunuzun oncelikle fiziksel bir muayeneden gecmesi gerekir.
    Altini Islatma sorunu, psikolojik kokenli ise asagidaki sebeplerden kaynaklanabilmektedir
    • Kardes kiskancliklari
    • Aile ortamindaki huzursuzluklar ana baba kavgalari
    • Korku yaratan olaylardan sonra
    • Kimi zaman da ana babanin cocuk tarafindan cezalandirilmak istenmesi olasi nedenlerdendir.
    Altini Islatma konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir :
    • Sayet baska davranissal bozukluklar yok ise bu durum, ana babanin anlayisli, sabirli ve hosgorulu tutumlari ile bu donem atlatilabilir.
    • Cocugunuzu bu durumundan dolayi asla asagilamayiniz, sertlige basvurmayiniz.
    • Yatma vakitlerinde sulu gidalar vermeyiniz.
    • Gece tuvalete gitmesini saglayiniz.
    • Kronik bir hal almissa ve onleyemiyorsaniz bir uzmana danisiniz
     
  18. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Okul Korkusu Ve Tikler

    Okul Korkusu



    Diger bir deyisle evden ayrilma korkusudur.Okula gitmek istemeyen gitse bile sinifa girmeyen cocuklarin yasadigi duygu durumudur.Genelde ilkokul caginda ortaya cikar..

    Okul korkusu sayet okulla ilgili herhangi somut bir problem yok ise (dayak, asagilayici ogretmen tutumlari vs) anne ve cocuk arasinda ki yogun ve de bagimli iliskiden kaynaklanir.Cocuk annesini kaybetme endisesi ile annesinden ayrilmak istemez
    Okul Korkusu konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir :
    [​IMG]
    • Cocugunuzun korkusu uzerine konusarak, nedenlerini cocugunuzla birlikte saptamaya calisiniz.
    • Okula gitmedigi icin onu tehdit etmeyiniz, korkutmayiniz.
    • Ogretmenine durumu anlatiniz ve gerekiyorsa isbirligi saglayiniz.
    • Hic bir sonuc alamiyorsaniz bir uzmana danisiniz.
    • Cocugunuzun okuldan uzak kalmamasina dikkat ediniz.
    Unutmayiniz, korkular dogal tepkilerdir. Nedenleri vardir.
    Nedenlerini arastiriniz.



    Tikler



    Kaslarimizda olusan irademiz disi kasilmalardir.Erkek cocuklarinda daha siklikla gorulur.Genel olarak kayginin, bunaltinin disa vurumu olarak degerlendirilir.
    Cocugunuzun tik sahibi olmasinin baslica nedenleri soyle siralanabilir :

    • Kuralci ve titiz ana, baba tutumlari
    • Denetleyici ve cocuktan performansinin uzerınde bir seyler bekleyen ana baba tutumlari
    Tik konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir :
    • Cocugunuza tiki ile ilgili " yapma , etme " mesajlari vermeyiniz.
    • Cocugunuzun duygularini ogrenmeye calisiniz.
    • Tiklerin cogu gelip gecicidir. Kalici olanlar icin bir uzmana basvurunuz.
    • Cocugunuzun hangi ortamlarda ve kimlerin yanindayken tiksel davranislarda bulundugunu belirleyiniz.
     
  19. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Uyumak İstemiyor mu?

    Çocuğun uykuya dalması için uzun süre yardımınıza ihtiyaç duyuyorsa, gece boyunca tekrar tekrar uyanıyor ve uyandırıyorsa, çocuğunuzun gece uyku düzeni sizinkini bozuyorsa; endişelenmeyin.

    Hepimiz gece boyunca defalarca uyanırız, ardından güvende olduğumuzu görüp uyumaya devam ederiz. Sadece birkaç saniye sürdüğü için çoğumuz uyandığımızın farkına bile varmayız. Bu durum çocuklar için de geçerli. Ancak tek bir fark var. Onlar uykuya geçerken yine başlangıçtaki koşulların yerinde olmasını istiyor. Bunlar kucağa alınma, ayakta sallanma, biberon veya emzikle uyuma veya anne sütü emme gibi anne ve babanın uyku düzenini bozabilecek her türlü koşul olabilir. Bu nedenle çocuğun tek başına uyumayı öğrenmesi büyük önem taşıyor. Acıbadem Hastanesi Kozyatağı Göğüs Hastalıkları ve Uyku Bozuklukları Doktoru Ceyda Kırışoğlu uyku sorunu yaşayan ailelere şu önerilerde bulunuyor:

    "Anne ve babaların bunu yazgı olarak kabul etmeyip çocuğun uykuya geçişi sırasındaki alışkanlıklarını kırması gerekiyor. Bu durumda her ailenin yapısına ve isteklerine göre farklı yöntemler denenebilir. En önemli nokta çocuğun yatağa uykusu gelmişken ancak hala uyanıkken konması ve kendi kendine uykuya dalmayı öğrenmesidir. Uyku alışkanlığının değiştirilmesinde ilk birkaç gün zor anlar yaşanabilir. Ancak daha sonra hem sizi hem de çocuğunuzu güzel bir uyku bekliyor."

    Gece yeme içme bozukluğu
    Özellikle bebeklik çağında gece boyunca sık sık uyanma görülebilir. Çocuk belli bir miktarda süt içmeden veya mama yemeden uykuya dönemez. Bebeklerin 6. aydan sonra gece uyku sırasında beslenme ihtiyaçları yoktur. Daha çok anneyle arasında keyifli bir bağlantı olarak kabul edilir. Gerek uyanık geçirilen süreye bağlı gerekse de altının daha sık ıslanmasına bağlı uykusu bölünür. Bu çocuklarda geceleri içilen sıvı miktarı yavaş yavaş azaltılabilir. Beslenme aralıkları uzatılmaya çalışılmalıdır. Her koşulda çocuğunuz bu isteğinde diretirse verilen sıvı sulandırılabilir. Her geçen gün daha çok sulandırdığınız süt veya meyva suyu artık cazibesini yitirdiğinde gece uykusu daha az bölünecektir. Altıncı ayda bebeğiniz gece aralıksız 9- 10 saat uyuyabilmelidir.
     
  20. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Tırnak Yeme


    [​IMG]


    Çocuğunuz neden tırnak yiyor?



    Genellikle 3-4 yaşlarında başlayan tırmak yeme alışkanlığı, duygusal bir sorundur. Özellikle aileleri tarafından azarlanan çocuklarda bu alışkanlığa daha sık rastlanır.


    Tırnak yeme alışkanlığı sıklıkla çocuklarda görülmesine rağmen yetişkinlerde de görülen bir davranış. 3-4 yaşlarında başlayan bu alışkanlık aynı zamanda öğrenilmiş bir davranıştır. Ailesinde tırnak yeme davranışı olan bir çocuk bunu kopyalayabilir. Tırnak yemenin diğer nedenlerini ise şöyle sıralanabilir:

    * Ev ortamındaki aşırı baskıcı tutumlar ve kuralcı yapı
    * Çocuğun azarlanması, toplum içinde aşağılanması
    * Çocuğun yaşına uygun sorumluluk verilmemesi (mesela odasını toplaması, kahvaltıyı hazırlaması, gibi basit ev işleri)
    * Kardeşler arasında taraf tutma
    Ana-baba ilgisizliği,
    * Önceden yaşanmış korkular

    Çocukta gerginlik ve huzursuzluk oluşturan nedenlerin titizlikle araştırılmasını öneren uzmanlar, sonuçta tırnak yemenin duygusal bir sorun olduğunun altını çizdiler. Azarlamak, korkutmak, başkalarını örnek göstermek veya çocuğu tehdit etmek sorunu çözmeyeceği gibi, daha da ağırlaştıracaktır. Onları, korku ve kaygı oluşturabilecek film, video ibi faaliyetlerden uzak tutmak gerekir. Ebeveynler cocuklarının önünde asla kavga etmemelidirler. Ederlerse bile bu bir alışkanlık haline gelmemeli anlaşmazlık nedenleri çocuga uygun bir dille açıklanmalıdır. Sorun uzun sürerse bir uzmanla yüzyüze görüşülmeli. Çocuklar yeni ortamlara ve yeni kişilere uyum göstermekte zorluk çekmezler. Ve çocuklarda bazı davranış biçimlerinin soruna dönüşmesine neden olan yetişkinlerdir.



    Çocuğunuzun tırnağını yemesi hiç hafife alınacak bir sorun değil. Uzmanlar bu hareketin altında yatan nedenlerin araştırılması gerektiğini vurguluyorlar.


    Sebepleri araştırılmalı

    Üzüntü, gerilim, kaygı, öfke, korku, güvensizlik gibi duygular ve aile içi iletişim sorunlarının tırnak yeme davranışına neden olduğunu dile getiren uzmanlar,sorunun çocukluk ve ergenlikte sık karşılaşılan bir durum olduğunu söyledi.

    Kendi başınıza önlem almayın

    Anne-babalara, uzun süren tırnak yeme davranışıyla karşılaştıklarında, bunun altında yatan psikolojik faktörlerin neler olabileceğini öğrenmek ve gerekli önlemleri alabilmek için bir psikologdan yardım almaları önerildi. Ayrıca, ailelerin kendi başlarına alacakları biber, oje vb. maddeler sürme; çocuğun parmaklarına boya, uhu vb. maddeler sürme; elleri bağlama; ceza verme; aşağılayıcı, suçlayıcı veya engelleyici ifadeler kullanma yöntemlerinin sağlıksız,
    davranışı pekiştirici olduğu kaydedildi.

    Bunlara dikkat!

    - Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin uygulanması yararlı olmamaktadır. Hatta kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir.

    - Çocukları korku kaygı yaratacak durumlardan uzak tutmak gerekir. Küçük çocukların kaygı korku verici televizyon filmlerini izlemeleri, kavgalı olaylarda bulunmaları çocuğu heyecanlandıracağı için sakıncalıdır.

    - Tırnak yiyen çocuklara geceleri yatarken eski hafif eldivenleri giydirmek. Çocuk gece tırnaklarını yemek veya ısırmak istediğinde hatırlatıcı olması bakımından yararlı olabilir.

    - Parmak ve tırnağa acı fakat zararsız bir sıvı sürülebilir. Bu hem hatırlatıcı ve hem de tırnağını ağzına götürdüğü zaman acı ile birleştiğinde terk etmeye yardımcı olabilir.

    - Çocukların ilgisi başka yöne çekilebilir. Sinema, televizyon izlerken veya radyo dinlerken onun ağzını çiğneyecek bir şeyle meşgul etmek tırnak yemenin ve ısırmanın yerine gelecek bir etkinlik olabilir.

    - Çocukları ara sıra başarılarından dolayı ödüllendirme bazı durumlarda yarar sağlayabilir. Ancak bunun kısıtlı ve uygun şekilde kullanılması gerekir. Aksi takdirde çocuk yeni ödüller almak için bunu kullanabilir.

    - Tırnak derin kesilebilir. Çocuğun kendi tırnak bakımıyla uğraşması da yararlı olabilir. Bunun içinde çocuğa manikür ve pedikür malzemeleri alınabilir.

    - Son söz ve bir önlem olarak tırnak yemenin ve ısırmanın çok kötü bir alışkanlık olmadığı ve bunu isteyenlerin kolaylıkla terk edebilecekleri çocuklara anlatılmalıdır.


    - Çocuk buna inandırıldığı zaman bu alışkanlıktan vazgeçmek için çaba gösterecektir; çünkü dış etkenler çocuğun bu alışkanlıktan vazgeçmesine fazla etkili olmamakla bazı hallerde alışkanlığın kökleşmesine ve başkalarını kızdırmak ve huzursuz etmek için bir araç olarak kullanılmasına neden olmaktadır.

     

Bu Sayfayı Paylaş