Çocuk Hikayeleri - Keloğlan ve Sultan Gülyüz Hikayesi

'Çocuklara Masallar Fıkralar' forumunda Mavi_inci tarafından 2 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çocuk Hikayeleri - Keloğlan ve Sultan Gülyüz Hikayesi konusu Çocuk Hikayeleri - Keloğlan ve Sultan Gülyüz Hikayesi

    Bir varmış bir yokmuş
    . Bir masal ülkesinde Gülyüz derler, gül yüzlü, güler yüzlü bir kız varmış. Gülyüz, bir padişah kızıymış. Bir gün gergefini kurmuş, nakış üstüne nakış istiyormuş has bahçede. Derken, görülmemiş güzellikte, gerdanı kınalı, gözleri zümrüt, gagası mercan bir kuş gelmiş, gergefin üstüne konmuş. Gözlerini kızın gözlerine dikmiş, başlamış içli bir ezgiyle ötmeye. Gülyüz, sanki büyülenmiş gibi ayıramamış gözlerini kuştan.

    Neden sonra incili ipek çevresini kaldırıp atmış kuşun üstüne
    . Kuş, çevreyi mercan gagasıyla kaptığı gibi `pırr…` diye kanat çırpmış, uçup gitmiş. Kız da arkasından bakmış kalmış. O günden sonra Gülyüz Sultan, her gün has bahçeye iner, özlem dolu . gözlerle kuşu bekler dururmuş. Ama ne çare… Bu göz kamaştırıcı kuş bir daha görünmemiş. Küçük sultan ise kuşu bir türlü aklından çıkaramıyormuş. Kuşun özlemiyle günden güne sararıp solmuş. Ülkenin tüm hekimleri, padişah kızının dercime çare bulmaya çalışıyorlarmış.

    Onlar çalışadursunlar, biz haberi Keloğlan ´dan verelim
    ...
    Keloğlan, Gülyüz´ün çevresini kuşa attığı günlerde yine yayan yapıldak dağ bayır dolaşır dururmuş o yörelerde Dağlar aşmış, dereler geçmiş, çıkınındaki azığı tükettiği bir gün bir garipçe kuş gelmiş, yorgun kanatlarla bir çalı dibine alınış kendini
    Keloğlan sevinmiş, `Kısmetim ayağıma geldi. Tutar, kızartır, yerim.` demiş içinden. Usulca sokulmuş. Külahını atmış üstüne, kuşu tutmuş. Bir de . ne görsün? Ağzında sırma işlemeli incili bir çevre… Keloğlan şaşmış kalmış.. Ağzına su akılmış, `Bu kuş, yuvasına her zaman inci mercan götürüyorsa yaşadık.` demiş. İzleyip yuvasını bulmak için kuşu salıvermiş.
    Bu göz alıcı renklerle bezeli kuşu kesip yemeye kıyamamış
    Kuş uçmuş, Keloğlan koşmuş; kuş uçmuş, Keloğlan koşmuş… Derelerden sel . ile, tepelerden yel ile, gitmiş kuşun ardından, başındaki kel ile… Sonunda, vara vara cennete eş, bin bir renkli bir bahçeye varmışlar. Kuşu kaybetmiş bahçede ama kendini kaybetmemiş Keloğlan.. Saraya girmiş. Kimseler yokmuş içeride. Keloğlan şaşkın, `Buranın elbette bir sahibi vardır.` diye geçirmiş içinden.
    Bahçeyi geçmiş, bir altın saray çıkmış karşısına
    Dönmüş dolaşmış, bir kapıyı açmış. Bir yemek odası görmüş. Ne isterseniz varmış sofrada. Cam çekmiş Keloğlan´ın. Elini uzatıp da bir lokma alacak olmuş.. Birden Keloğlan, ´m eli şişmiş. Ne vuranı görmüş ne söyleyeni. Korkmuş Keloğlan, `Periler sarayı olmasın burası,` . diye çıkıp kaçacağı sırada bir kanal sesi çalınmış kulağına. Hemen bir dolaba girip saklanmış.
    `Yerse önce Murat Şah yer!` diye eline bir kepçe vurmuşlar
    Biraz sonra o gerdanı kınalı, kanadı nakışlı kuş gelmiş...
    Odanın ortasındaki su dolu altın leğenin içine dalmış İnanamayacaksınız ama, bir silkinmiş tüyünü teleğini dökmüş, civan bir delikanlı olmuş
    Keloğlan gördüklerine inanamamış da olanlara akıl .. Hem koklar hem de `Ah sultanım, nerelerdesin? Senin gözlerin de yaşlı mı şimdi?` diye gözyaşlarını silermiş.
    erdirmeye çalışırken delikanlı koynundan o incili çevreyi çıkarmış
    Bir süre ağlayıp söylendikten sonra yine kuş olmuş `pırr…` demiş, uçup gitmiş. Keloğlan´ın ağzı açık kalmış.. Arkasına bile bakmadan oradan kaçmış..
    Hemen dolaptan fırlamış, Kendini bu perili saraydan dışarı atmış Sihirli bahçeyi geçmiş, alaca karanlıkları aşmış, düze ulaşmış
    Az gitmiş, uz gitmiş; dere tepe düz gitmiş… Derken bir yerlere gelince bakmış ki bir kalabalık, bir kıyamet.. Burası bir hamammış. Ülkenin padişahı, kızı Gülyüz Sulta´ın derdine çare bulamamış da bu hamamı yaptırmış. Dört yöne de haber salmış. `Her cimin başından ilginç olay geçmişse gelsin anlatsın, hamamda da bedava mı sana bağışladım. Ne olur bana oranın yerini göster!` diye yalvarmış
    Sokulmuş Keloğlan da ne oluyor, diye
    Keloğlan´a.

    Böylece sihirli kuşun yoluna az gitmişler uz gitmişler; sonunda Keloğlan bin bir renkli o sihirli bahçeyi bulmuş
    .

    Altın sarayı Gülyüz Sultan´a göstermiş: `Asil görüp şaşacakların içeride sultan bacı
    . Hadi eyleşmeden girelim saraya.` demiş ama Gülyüz, Keloğlan´ı tehlikeye atmak istememiş. Helalleşip ayrılmış; altın saraya girmiş, dolaba saklanmış. Biraz sonra, sihirli kuş gelmiş. Silkinmiş, civan yapılı bir genç olmuş. Sultanın çevresini çıkararak `Bu çevreyi işleyen eller sağ mı? Bir daha sultanımın yüzünü görebilecek miyim?` diye ağlayıp mendille gözyaşlarını silmiş.

    Kız hemen koşmuş, delikanlının kollarına atılmış
    . Meğer bu delikanlı da insan soyundanmış. O da bir padişah oğluymuş. Murat Şah´mış adı. Masal buya nasıl olmuşsa perilerin ağına düşmüş bir gün. Bir daha da kurtulamamış tılsımlarından; Onu seven bir ihsan eli, eline değinceye dek bozulmamış tılsım.- Sultan ona sevgiyle sarılınca tılsım bozulmuş, periler ülkesinden birlikte kaçmışlar. Kırk gün kırk gecelik düğünleri kurulmuş. Mutlu bir yaşama
     

Bu Sayfayı Paylaş