Çocuğumuza Dinimizi ve Allahı Nasıl Anlatalım?

'Çocuk ve İslamda Eğitim' forumunda Mavi_Sema tarafından 7 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çocuğumuza Dinimizi ve Allahı Nasıl Anlatalım? konusu Yoğun ve yorucu bir günün ardından akşam eve gelmiştim ki, eşim telefondan beni istediklerini söyledi. Karşımda bir bayan vardı.
    Hocam ben sizi Fransa'dan arıyorum. Maalesef ki bizler buralarda dinimizden ve kültürümüzden uzağız. Ellerinizden öper iki çocuğum var. Biri oğlan, öbürü de kız...
    Onlara dini ve Allah'ı anlatmak istiyorum. Ya ben anlatamıyorum, ya da onlar anlamıyorlar. Çocuklarımın dinsiz olmasından korkuyorum. Bir insan dinsiz ölürse, ebedî cehenneme girermiş. Allah korusun, benim de çocuklarım böyle olursa ben ne yaparım? Onların ebedî hayatlarının mahvolmasından korkuyorum. Ne olur bize yardımcı olun hocam.
    Hanımefendi, dedim. Çocuklarınız şimdi dinsiz mi oldu?
    Dini ve Allah'ı red mi ediyorlar?
    Peki bu konulara girdiğiniz zaman sizi dinlememek için kulaklarını mı kapatıyorlar veya oradan uzaklaşıyorlar mı?
    Peki onların ölüme çok yakın olduğu hakkında bir bilginiz mi var?
    Bütün sorularıma "hayır" cevabı almıştım.
    Öyleyse bu telaşınız niçin? Neden kendinizi böyle heder ediyorsunuz? Diye sordum.
    Ama ben bu konuda hiçbir şey yapmıyorum. Bunun sonucu da kötü gözüküyor.
    Korkmayın. Çocukları niçin böylesine gözyaşı döken ve onların ahiretini kurtarmak uğruna kendini yiyip-bitiren bir anneyi, Rabbim asla korktuğuna uğratmayacaktır.
    Siz yeter ki ondan isteyin. O mutlaka verecektir. Bu konuyla ilgili neleri beceremiyorsanız veya neleri yanlış yapıyorsanız, siz sorun, ben de size yardımcı olayım.
    Bizim çocuklarımızın biri altı, diğeri on yaşında. Bazı dostlarım bu yaşta dinî eğitim erken diyorlar. Kendileri dinî eğitime ihtiyaç duysun, ondan sonra öğrensin diyorlar. Sizce de öyle mi hocam? Bu yaşta çocuklara dinî eğitim verilmez mi?
    Bunları size söyleyenin “din eğitimi” konusunda uzman olmadığı belli. Bu tespit ve yaklaşım yanlıştır. İnsanın, çocukluğunda aldığı dinî telkinlerin, hayatı boyunca derin izler bıraktığı bilinmektedir. Son yıllarda çocuk psikolojisi üzerinde yapılan birçok araştırma, çocuğun kişiliğinin temel özelliklerinin ilk yıllarda ortaya çıktığını tespit etmiştir. Hayatın diğer dönemlerini büyük ölçüde etkileyen bu özellikler, günümüzde eğitimcilerin ilgisini okul öncesi döneme yöneltmiştir. Çünkü çocuğun karakterinin tohumları, ilk çocukluk yıllarında atılmakta ve sonraki yıllarda da gelişmeye başlamaktadır. İlk yıllarında alınan dinî eğitimin, çocuk üzerinde olumlu etkiler bıraktığı ve çocuğu disiplinli bir hayata yönlendirdiği bilinen bir gerçektir.
    Çocuklarda var olan yüksek bir uyum gücü dikkate alınarak, dini eğitim ilk çocukluk yıllarında en iyi bir şekilde verilmeye çalışılmalıdır. Çocuğun yaşı 10-12'ye geldiğinde dinî eğitim için genç kalınmış olur.
    Çocukların küçük yaştan itibaren dine karşı ilgi ve istek duydukları, yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Onlar başlangıçta dinî kavramların muhtevasını anlayamazlarsa da dualar ve ibadetlere karşı ilgileri yüksektir. İbadet edenleri merakla seyrederek, onları taklit ile dinî pratikleri denemeye çalışmaları, çocuklardaki ilgi ve isteklerin ifadeleridir.
    Her ne kadar öğrenim hazırlığı ve imkânına göre ilgi ve isteklerin ortaya çıkmasında farklılıklar gözleniyorsa da bunların yedi yaşından önce uyanmaya başladığı bir gerçektir. Genellikle yedinci yaştan sonra çocuklardaki dinî ilgi ve isteklerde yayılma görülür. Bu yaşlardan itibaren çevre ve kültürel etkenlerin tesiri, zihin ve dikkatin yardımı, gittikçe artan duygusal bir cazibe ile çocukta dış dünyaya ve dinî konulara karşı büyük bir merak gözlenmektedir.
    Çocukta, kendisine yardım edecek ve onu koruyacak “sonsuz bir kuvvet” arayışı vardır. Çocuk sahip olduğu bitmez tükenmez merak duygusuyla henüz isim takamadığı, fakat zamanla öğreneceği ilâhî kuvveti durmadan arar. Çocukta görülen bu arayış ondaki ihtiyacın bir ifadesidir.
    Çocuklarda Allah'a inanma isteği genellikle vazgeçilmez bir istek olarak ortaya çıkmakta ve onlar Allah'ı gerçek ve kaçınılmaz bir sığınak, dayanak ve emniyet kaynağı olarak kabul etmektedirler. Çünkü yaşantıları içinde çeşitli sınırlılıklarını ve gerçekleşmeyen isteklerini gören çocuklar, yüce bir kuvvete dua etmeyi kolaylıkla kabul etmektedirler.
    Bütün bu ifadeler, çocukların eksikliklerini, zayıflıklarını hissettiklerini, bunun farkına vardıklarını ve neticede herşeyi yaratan Allah'a inanma ve güvenme ihtiyacını duyduklarını göstermektedir. Sizler de çocuklarınıza bu yaştan itibaren dinî bilgiler ve din eğitimini vermelisiniz.
    Hocam bizim en büyük sorunumuz, bu eğitimi verirken nelere dikkat etmemiz konusunda eksik bilgiye sahip oluşumuzdur. Yani yolumuz, metodumuz yanlış galiba. Çünkü sonuç alamıyoruz.
    Elbette ki, çocuğa verilecek din eğitimi belli kurallar ve metotlar ister.
    Ailelerde din eğitimi verilirken yapılan en büyük yanlış, korku ve bastırma yaklaşımını kullanmaları ve çocuğun yetişkin bir insan yerine konulup, ondan daha olgun davranışlar beklenmesidir. Özellikle de çocuğa karşı korkutma yaklaşımlarının sergilenmesi çok zararlıdır.
    Birçok annede görüldüğü gibi; “Beni çok üzüyorsun, bir gün üzüntüden öleceğim” dediğinde “Allah annelerini üzen çocukları sevmez, cehenneminde yakar” diye düşünen çocuk, derhal korkuya kapılır.
    Yengeç Kitabı'nın yazarı Salzman bu konuda şu güzel örneği anlatır:
    Çocuklarına söz geçiremeyen beceriksiz bir anne vardı. Bu ahmak kadın çocuklarını üç şeyle korkutarak sindirmeye çalışırdı: Öcü, baba ve Allah. Çocukları yatmaya zorlamak için, “Yatın çabuk, kapatın gözlerinizi, yoksa öcüler gelir sizi yer” derdi. Yaramazlık yaptıkları zaman, “Allah annesini üzen çocukları cehennemde yakar” diye korkuturdu. Bir suç işleyen veya yalan söyleyen çocuğu tehdit eder, “Baban akşam gelsin görürsün sen, temiz bir dayak ye de aklın başına gelsin” derdi.
    Namaz kılacağı zaman çocukları odadan dışarı çıkaran anne babalar var. Camide çocuk azarlayan ve dışarıya kovalayan yaşlılar görürsünüz. Sebebini sorduğunuzda, “Yaramazlık yapıp namazımızı bozuyor” derler. Davranışlarıyla çocukları dinden soğuttuklarının farkında değiller.
    Çocuklarımıza din eğitimi verirken şunlara dikkat edin:
    Zorla namaz kıldırmayın, zorla dua ezberletme yin. Bunu yaparken sonuna ödül koyun ve sevdirerek yapın.
    Yanlarında dindar akrabaları, din adamlarını ve onların tanıdıkları hocaları kötülemeyin. Yoksa dinden soğutursunuz.
    Din büyüklerinin başarı öykülerini okutunuz.
    Allah'ı, Peygamberi, Kur'ân'ı sevdirmek için yaşlarına uygun hikâyeler anlatın.
    Dini sevdiren ve iyiliğe özendiren “örnek çocuk” modeli oluşturacak masallardan ve hikâyelerden bahsedin.
    Çocuğun sevdiği ve ilgi duyduğu objeleri tespit ederek, bunları din eğitiminde kullanın.
    Çocuklar Allah ile ilgili olur-olmaz sorular soruyorlar. Allah'ı her şeye benzetiyorlar. Çocuklarıma Allah'ı nasıl anlatırım?
    Bu soruya somut örneklerle cevap vereyim.
    Çocuğunuz size “Biz neden Allah'ı göremiyoruz?” diye sorarsa, siz de “Gözünüz küçük olduğu için” diye cevap verin, bu ona yeter. Çocuğun yaşı büyüdükçe çocuğunuza vereceğiniz cevap da ona göre seçilmeli.
    Sekiz-on yaşındaki çocuklar için de karşılıklı soru-cevap şeklinde bir yaklaşım düşünebilirsiniz.
    Meselâ, yanında duran kanepeyi göstererek:
    Bu kanepe kendi kendine olur mu?
    Hayır.
    Yani bunu yapan biri var, diyorsun.
    Evet.
    Peki şu çantan, giysilerin de kendi kendine olmaz değil mi?
    Hayır.
    Onları kim yapıyor?
    Ustalar, işçiler yapıyor. Biz onlara sanatkâr diyoruz.
    Peki çanta kendisini yapan insanlara hiç benziyor mu?
    Çantacının ağzı, gözü, kulağı, ayağı, kolu var, yürüyor ve konuşuyor. Ayakkabıya bakıyoruz, kendisini yapan ustaya hiç benzemiyor, ne gözü ne de kulağı, ne yürüyebiliyor ne de konuşabiliyor, değil mi?
    Doğru.
    Basit bir kanepe ve çanta kendi kendine olmazken, gökyüzünde gördüğümüz güneş, ay, yıldızlar ve üzerinde yaşadığınız şu dünya kendi kendine olur mu?
    Olmaz, herhalde.
    Demek onları yapan yani yaratan biri var. Kim O?
    Allah mı?
    Evet. Dünyayı ve üzerinde yaşayan canlıları yaratan yüksek bilgi ve güç sahibi Bir'i var ve biz O'na Allah diyoruz. Nasıl ayakkabıcı yaptığı ayakkabıya hiç benzemiyorsa, Allah da yarattığı varlıklardan hiçbirine benzemez. Yemek, içmek, uyumak, bir evde oturmak bize mahsus şeylerdir. Allah, bize benzemediği için bunlardan hiçbirine ihtiyacı yoktur. Allah'ın varlığını biliyoruz, ama O'nu göremiyoruz. Duyularımız, aklımız ve bilgimiz sınırlı olduğu için her şeyi göremez, her şeyi duyamaz ve her şeyi bilemeyiz. Allah melekleri nurdan yarattığı için onları da göremiyoruz.
    Bu ve benzeri örneklerle, Allah çocuklara kolayca anlatılabilir.
    Verdiğiniz bilgilerde Allah'tan korkutmayın diyorsunuz. Çocuk Allah'tan korkmayınca, kendisini nasıl düzeltir?
    Çocuklara önce Allah'ı sevdirmeli, O'nu benimsetmeli ve Allah'ı tam anlamıyla dünyalarına yerleştirmelidir ki, büyüdükleri zaman Allah'tan sevdikleri için korksunlar.
    Gerçek korku sevgiden kaynaklanır. Bir insan bir insanı çok severse, onu üzmemek için korkar. Çocuklar da Allah'ı çok sevmeliler ki, onu üzmemek için tatlı bir korku hissetsinler. Bu eğitimi alan çocuk büyüyünce Allah'tan gerçekten korkacaktır. Bu korku onların sevgisini ve imanını koruyacaktır.
    Çocuklarımızı ibadet ve duaya nasıl alıştırabiliriz? Ben onları zorluyorum, yanımda oldukları zaman bazen yapıyorlar. Ama olmadıkları zaman hiç yapmıyorlar.

    Çocuklarımızda soyut düşünme tam gelişmediği için her şeye inanırlar. Bunun için de, yedi yaşına kadar sembollerle düşünürler.
    Dört yaşındaki bir çocuk için her şey mümkün dür ve söylenilen her şeye inanırlar. Bunun için de çocuklara dua ve ibadet çok çekici ve renkli gelir. Büyüklerle birlikte namaz kılmak, dua etmek, oruç tutmak, camiye gitmek çok hoşlarına gider. Yemeklerden önce ve sonra Allah'a verdiği nimetlerden dolayı sesli olarak şükretmek, namazlardan sonra yine sesli olarak dua etmek; kendimiz, eşimiz, aile büyüklerimiz ve çocuklarımız için iyi dileklerde bulunmak yavrularımız üzerinde büyük tesir bırakır ve onları Allah'a yaklaştırır.
    Dört-yedi yaş arasındaki çocukların dua etme duygularının zaman içerisinde gelişebilmesi için, belli zaman aralıklarında yatmadan önce, yemekten önce ve sonra gibi ve belli yerler ile irtibatlı olarak dua etmesine özen gösterilmelidir.
    Yedi-dokuz yaş arasındaki çocukların ise dua ve ibadet konularına karşı ilgisi çok yüksektir. Çocuk bu yaşta ibadet edenleri izlemekten hoşlanır, onları taklit etme ve onlar gibi dua etme denemelerine girişir. Peygamberimiz yedi yaşına gelen çocukların namaza alıştırılmalarını emrettiği ne göre, demek ki bu yaştan önce, namazla ilgili bazı temel bilgilerin çocuğa öğretilmesi gerekmektedir. Bunlar abdest almak, büyüklerinin yanında namaz kılmak gibi hususlardır.
    Dokuz-oniki yaşlarında olan çocuklara da basit, dinî hikâyeler anlatılabilir. Hikâyelerin onların ufkunu geliştirmesine özen göstermeli, anlatılanlar çocuğa geniş düşünme imkânı sağlamalıdır. Bu itibarla, Peygamber kıssaları ve Türk-İslâm tarihine ait kahramanlık ve fedakârlık örnekleri dikkatle seçilerek aktarılmalıdır.
    Bütün bunları yaparken de, asla zorlamamalı, iltifat ve ödüllendirme yoluna gidilmelidir.
    Bunun için de, çocuk eğitimini kolaylaştırmak gerekir.
    O gece uzun telefon konuşması, karşılıklı dostluk temennileri ve dualarla bitmişti. İşin en güzel tarafı da, bu gencecik anne ve babayla o yaz tanışmamız olmuştu.

    Halit ERTUĞRUL
     

Bu Sayfayı Paylaş