Çin imparatorunun Kilden Askerleri

'İlginç Resimler' forumunda Asi_isyankar tarafından 14 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Çin imparatorunun Kilden Askerleri konusu [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]



    [​IMG]Ynt: Kilden Askerler
    « Yanıtla #2 : 29 Ağustos 2007, 20:01:32 »
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]



    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Buda Resimleri Hikayesi

    7000 asker, yüzlerce hayvan heykeli, Yüzlerinde eşsiz ifadelerle her an canlanıp hareket edecek gibi toprağın içinde efendileri İmparatoru bekliyorlar..."
    Hikaye 1974 yılında Çinli köylülerin kuyu kazarken kazayla bulduğu ilk toprak asker ile başlıyor. Bölgeye gelen Arkeologlar şaşkınlıktan donakalıyorlar.
    Hiçbir kaynakta bahsedilmeyen devasa bir iş, Çin halkının hafızasından böylesine büyük bir çalışma nasıl silinebildi ? Kazılar başlıyor.

    İlk önce bu kil askerlerin her birinin aynı kalıpta üretildiği düşünülüyor ama Terra-Cotta Ordusu hiçte öyle olmadığını gösteriyor. Askerler bir sabah içtimasında toplanmış gibi. Her birinin elbiseleri, yüzleri için ayrı kalıplar üretilmiş, her biri ayrı ayrı boyanmış, atları arabaları hayvanları tümü kilden bir rüya gibi. Sanki gerçek bir kenti korkunç bir büyücü toza, toprağa, kile çevirmiş.

    Peki bu hikayenin hurafeleri geçersek aslı ne ? Anlaşılana göre Çin'in ilk hükümdarlarından Qin Shi Huang (Qin Shihuang Bing Ma Yong) haşmetini ve imparatorluğunun büyüklüğünü binlerce yıl sonra bile ispatlamak için ilginç bir yol bulmuş. Kimilerine göre İmparator sağlığında bile defalarca süikasta uğramış ve ölümünden sonra kendisini koruyacak böyle gerçekçi bir ordu yaptırmış. Kimileri ise Qin tahta geçmeden önce ölen İmparatorlar ile eşlerinin, hizmetçilerinin, özel askerlerinin hatta hayvanlarının birlikte gömüldüğüne Qin 'in bunun yerine aslına mükemmel benzeyecek bir ordu yapılacak olursa bu korkunç adeti kaldırabileceğini emrettiğini söylerler.
    Arkeologlar kazılarda 6000 üzerinde parça bulurlar. Askerler rütbelerine göre giydirilmiş, savaşçılar orjinal savaş pozisyonları almıştır. Subay ve komutanlar diğer askerlerden biraz daha uzundur ( 5 feet. 8 inçle 6 feet 2.5 inç arası ) . Siyah ve kahverengi zırhlar kuşanmışlardır. Okçu askerler, piyadeler, iki tekerlekli at arabalarını süren askerler gibi bir orduda bulunan farklı tipte askerler Terra-Cotta ordusunu oluşturur. Bezemelerde ve işlemedeki gerçekçilik o zamanki Çin sanatındaki doğallık ve gerçekçilik akımının ispatı gibidir.

    İkinci keşif 1976 Mayıs'ında yapılır. Büyük bir ödüldür bu kazı. Tam 1,400 savaşçı 64,000 feetkarelik bir alan, 64 savaş arabası. Gruplara bölünmüş . piyadeler, süvariler, bölük komutanları,. Askerler kare şeklinde bir alanda sıralanmışlardır. İkinci kazıda ortaya çıkan askerler uzun yollara gidip savaşıp dönecek türden askerlere benzedikleri gibi yüzlerinde taşıdıkları ifadelerle de, ilk kazıdaki askerlerden farklıdırlar.


    Üçüncü kazı 1980 yılında gerçekleştirilir. Bu seferki kazı alanı en küçük olanıdır. Sadece bir savaş arabası, 6 savaşçı, az sayıda silah. Bu gruptaki savaşçıların özel komutanlar olduğu düşünülmektedir. Dördüncü bir alanda keşfedilmiştir ama boştur.

    Büyük ihtimalle İmparator Qin 'in ölümü bu devasa kentin daha fazla devam etmesini önlemiştir. Arkeologlar bitmez bir çalışma ile araştırmaya devam ediyorlar.

    Henüz Çin'in ilk İmparatoru Qin'in kendi mezarı açılmadı. Bu kazı alanı ziyaretçilere hayranlık ürküntü ve geçmişin Çin İmparatorluğunun hayat ve savaş biçimlerini sunmaya devam ediyor.



    Zaman: İÖ 210
    Mekân: Xian, Çin

    İlk imparator Qin, kral olur olmaz Li Dağı'nda kazılar ve inşaatlar başladı... Mezar saray, köşk ve büro modelleriyle, zarif çanak çömlek ve değerli taşlar ve antikalarla dolduruldu. Zanaatkarlara, içeri girmeye çalışanların vurulmalarını sağlayacak tatar yayları yerleştirmeleri emredildi. SIMA QIAN, İÖ 145-86

    Xian'da alçak tepelerin çevrelediği tarlalar arasında doğuya doğru giderken Li Dağı olarak bilinen alçak bir tepe görülür. Yerel halk yüzyıllardır burasını doğal bir arazi parçası olarak görmüşse de, 60 yıl önce bile bölgede çok garip pişmiş topraktan büyük insan heykelleri bulunmuştu.

    1974'te bir kuyu kazılırken bulunanlar buranın, Çin'in tarihinde çok özel bir yer olduğu varsayımları güçlendi: Köylüler hâlâ yüzlerinde özgün boyalarını taşıyan ve ellerinde bronz silahlar bulunan insan boyunda kilden askerlerle karşılaşmışlardı. Yerel halk, Çin'in ilk imparatoru Qin Shi Huangdi'nin mezarını iki bin yıldır koruyan sessiz orduyu bulmuştu. Çin tarihinde Savaşan Devletler olarak bilinen

    önemli dönem İÖ 221 yılında sona ermişti. Belli başlı devletler İÖ 453 yılından beri hâkimiyeti elde etmek için hemen hemen kesintisiz bir savaş sürdürmüşlerdi. On binlik, hatta yüz binlik orduların bulunduğu bu dönemde savaş ve silah sanatında da büyük sıçramalar kaydedilmişti. 311 yılında Qin Devleti, zengin Sichuan havzasını fethetti. 277'de Chin, arkasından da Han ve Wei düştü.

    Muzaffer Kral Zheng, kendim Qin Shi Huangdi ilan etti. İÖ 217 yılında ölen yüksek düzey bürokratlarından Efendi Xi'nin mezarında Çin'in günümüze kalmış en eski hukuki belgeleri bulunmuştur. 500 çok değerli bambu parçası üzerinde yeni hukuki rejimin, birleşik bir devlet altında evrensel yasaların sıkı bir biçimde uygulanmasına dayandırıldığı belirtilmiştir.

    İmparator ülkesini 36 komutanlığa bölmüş, Xianyang'daki başkentinden kuzeyde Büyük Çin Seddi'nin ve yeni bir sarayın inşasına başlanması emrini vermişti. Ölümsüzlük fikirlerine kapılan imparator ÎÖ 246 yılında da 700.000 askerinin, insanlık tarihinde bir eşi bulunmayan bir mezar yapmalarını emretmiştir.



    Li Tepesi, Çin'in ilk imparatorunun yeraltı sarayını ve mezarını örtmektedir. Şimdi 47 metre yüksekliğinde olan tepe zamanında çok daha yüksek olmalıydı.

    İMPARATORUN ORDUSU

    Duvarlarla çevrili büyük bir dikdörtgen içindeki mezar külliyesini iki kaynaktan biliyoruz. Bunlardan birincisi arkeoloji, ikincisi de zamanın tarihi kayıtlarıdır. Bu duvarların önünde pişmiş topraktan ordunun bulunduğu çukurlar yer alır. Dünya arkeolojisinde, ziyaretçileri, 1. çukura inerken karşılaştıkları manzaraya hazırlayacak pek az yer vardır. Uzun, paralel odacıklarda pişmiş topraktan sessiz savaşçılar dizisi gözalabildiğine uzanmaktadır.

    Ön tarafta dört atla bir araba vardır. Piyade askerleri dimdik, ellerinde uzun saplı bronz mızrakları ya da uçları hâlâ sivri oklarla dolu sadaklarıyla dimdik durmaktadır. Yakından bakılınca zırhlarının kıvrımlarının zarafeti ve kuzey sınırına gönderilenleri Sibirya soğuğundan koruyacak atkıları görülür.

    Ayrıca, demir tarım aletleri, bronz ve deri eyer takımları, ipek ve keten dokumalar, yeşimden ve kemikten yapılmış eşyalar da bulunmuştu. Bugün bile parlaklığını ve keskinliğini koruyan kılıçlar, pek alışılmadık biçimde, 13 elementin alaşımından dökülmüştü.

    Tarihçiler Qin'i savaş alanında üstünlüğe götüren askeri örgütlenmedeki ilerlemeyi çok uzun zamandan beri takdir etmişlerse de, günün birinde 12.000 metrekarelik bir yeraltı çukurundan, 7000 askerlik bir tümenin çıkabileceği kimsenin aklına gelmezdi. Uzun boylu generalden en sıradan bir piyade erine kadar ordunun bütün üyelerinin tek tek incelenebileceğini kim hayal edebilirdi?

    Zamanda donmuş olan bu ordu, buzdağının ancak ucudur. Yakınlardaki bir çukurda 100 arabalı ve 100 savaş atlı bir süvari tümeni bulunmaktadır. Üçüncü bir çukurda ise ordu karargâh subayları yeralmaktadır.



    Yakın zamanda bulunan Arabalar ve bütün donanımlarıyla atları. Şimdiye kadar ordunun çok küçük bir kısmı çıkarılmıştır.

    MEZARIN İÇİNDEKİLER

    Keşfedilmeyi bekleyen başka ne gibi hazineler bulunduğunu kimse tahmin edememektedir: Daha şimdiden mükemmel durumda bronz bir araba ile atları çıkarılmıştır. Bunun İÖ 210 yılında 50 yaşında ölmeden önce imparatoru ülkesinin dört bir yanına taşıyan araba olduğu kuşkusuzdur. Odalarda at iskeletleri vardır ve atların yüzleri merkez mozoleye dönüktür. Bazı odalarda, herhalde imparatora ait olması gereken hayvanların iskeletleri bulunmaktadır.

    Hiçbir ziyaretçi, uzaktaki Li Dağı'nın alçak tepesini uzun süre görmezden gelemez. Ovadan hâlâ 47 metre yüksekte olup tabanı 350 metreye 340 metrelik bir alanı kaplayan tepenin içindekiler, hiçbir arkeolog giremediği için, bir sır olarak kalmaya devam etmektedir.

    Tarihçi Sima Qian, bizi umutlandıran ipuçları bırakmıştır. Tepenin altında gerçek bir hazine sarayının bulunduğunu yazmaktadır. İmparatorluğun ırmakları Yangzi ve Sarı Irmak cıvayla temsil edilmiştir ve bunlar mekanik yollarla bir içdenize dökülmektedirler. İçerisini sonsuza kadar olmasa bile çok uzun bir zaman aydınlatmak için balina yağından dev meşaleler yakılmıştır.

    Mezar dökme tunçla kaplanmış, imparatorun en iyi mobilyaları gelecekteki ihtiyaçları için içine yerleştirilmişti. Halefi, İmparatora erkek evlat doğurmayan bütün karılarının da ölümde kendisine eşlik etmelerini buyurmuştu.

    Mezar soyguncularını ve yağmacılarını öldürmek üzere çeşitli yerlere tatar yayları yerleştirilmişti. Ve son bir fermanla da, mezarın yapımını gerçekleştirenler öldürülmüşlerdi. Mezarın yakınlarında, kiminin öldürüldüğü belli olan pek çok erkek iskeleti bulunmuştur.

    Ama belki de bulunacak fazla bir şey yoktur. Daha yakınlarda mezarın neredeyse gölgesinin düştüğü yerde altın ve gümüş işlemeli bir Qin Hanedanı bronz çam bulunmuştur. Dönemin tarih kayıtlarında, imparatorun ölümünden yalnızca birkaç yıl sonra mezarının yağmalandığı anlatılmaktadır.

    General Xiang Pu liderliğindeki isyancılar, mezar sarayı yağmalamışlar ve pişmiş topraktan ordunun bulunduğu yeraltı odalarına girip askerlerin silahlarını almışlardır. Ancak kil askerlerin ve silahlarının bir kısmı günümüze kadar kalmıştır.

    Kayıtların da belirttiği gibi 300.000 insan, mezarın içindekileri 30 günde boşaltamamışsa, o zaman günümüze kadar el değmeden kalmış bazı odalar olabilir. Belki de cıva nehir hâlâ yeraltındaki denize akmaya devam etmektedir. Bu ancak kazıların çözebileceği bir sırdır.

    Ancak tarihi bir gerçekten emin olabiliriz. Hanedanı kendi ölümünden sonra pek devam edememişse ve imparatorluk mezarı yok edilmişse de, onun idari reformları yüzyılları aşarak modern çağlara kadar erişebilmiştir.

    Pişmiş topraktan dev ordunun her kil askeri, çeşitli kil kalıpları ve ayrıntılar uygulanarak farklı bireyler olarak yapılmıştı. Figürler sonra boyanmıştır. Boya izleri günümüze kadar kalmıştır. Çinli arkeologlar hâlâ, mezar höyüğünün dışındaki çukurlarda bulunan orduyu çıkartmakla uğraşmaktadırlar. Henüz mezara girmedikleri için içeride ne olduğu esrarını korumaktadır.
     
  2. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Paylaşım için teşekürler...
     

Bu Sayfayı Paylaş