Çin Halk Cumhuriyeti (China) ve Çin Halk Cumhuriyeti Tarihi

'Ülkeler Coğrafyası' forumunda UquR tarafından 30 Eylül 2008 tarihinde açılan konu

  1. UquR

    UquR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çin Halk Cumhuriyeti (China) ve Çin Halk Cumhuriyeti Tarihi konusu Çin Halk Cumhuriyeti (China) ve Çin Halk Cumhuriyeti Tarihi


    Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir.

    M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. Şang Sülalesini yıkarak başa geçen Çov Sülalesi, M.Ö. 1050-771 seneleri arasında feodal bir idare kurdular. Ülkede, feodal devletler bağımsız devletler halinde gelişmeye başladı. Bu durum hükümdarın gücünün azalmasına ve feodal devletler arasında savaşa sebep oldu. Batıdan gelenTürk ve Moğollar, ülkenin büyük bir kısmını fethettiler. Batı milletlerinin eline düşmüş olan topraklarından büyük bir kısmını Çin beyi Tsin, geri aldı. Böylelikle devleti önemli feodal devletlerden biri oldu.

    M.Ö. 770-472 devri: Feodal beylerin kendi aralarında iç savaşlara giriştikleri bir devirdir. Bu savaşlar neticesinde yedi bey kalmış ve bunlar da kral şanını alarak Çov Sülalesinden ayrıldılar. M.Ö. 472-221 iç savaş sonunda M.Ö. 453 senelerinde Tsin’in feodal devleti üç devlete bölündü.

    M.Ö. 221-206 aralarında Tsin’in Sülalesi memleketi mutlakiyetle idare etti. Tekerlek dingillerinin standartlaştırılması ve bazı ölçü birimlerinin kullanılmaya başlaması Çin tarihinin bu safhasına ait önemli hadiselerdir. Kuzeyden gelen saldırılardan (Hun saldırıları) korunmak için Çin Seddinin ilk şekli olan toprak tabyalar yapıldı. Doğu Çin bölgesinde başlayan bir ayaklanma, uzun süren savaşlara sebepiyet verdi ve bu savaşlar sonunda Han Sülalesi yönetimi ele geçirdi ise de, bir müddet sonra idare değişti.

    M.Ö. 206 yılında yönetimi, küçük rütbeli bir asker olan Lui Ki ele geçirerek Han Sülalesini (asiller) kurdu. M.S. 168 senesinde meydana gelen bir hükumet darbesi üzerine 220 senesine kadar devam eden iç savaşlar devri başladı. Büyük bir halk ayaklanması bastırıldı. Bu iç savaş neticesinde ülke üçe bölündü, kuzeyde Vey (220-264), güneydoğuda Vu (229-280), güneybatı Şu (221-263) imparatorlukları kuruldu.

    Göçlerin arttığı devirde, Tsin Sülalesinin (265-316) başa geçerek, parçalanan Çin’i birleştirmeleri de ülkeye huzur ve istikrar getirdi. Daha önceleri ücretle kullanılan milletler bu savaşlarda (asillerin savaşlarında) o derece kuvvetlendiler ki, bunlardan Hyung-nu’lar (Hunlar) 303’te yeni bir devlet (Han) kurdular. Bu sülale Çin İmparatorunu iki defa esir almış ve 317’den başlayarak bütün Kuzey Çin’de hakimiyet kurmayı başarmıştır. Bunun üzerine Tsin Âilesi kuzeye inerek burada Doğu Tsin Sülalesini (317-419) kurdu.

    Güney Çin’de 580 senesine kadar çeşitli sülalelerin kurduğu muhtelif devletler görülür. Suy Sülalesi (581-618) Çin’i birleştirmeye muvaffak oldu. Bu kısa ömürlü hanedan zamanında Çin, Vietnam’ın kuzey ve güneyini ve Tibet’in kuzeyini ele geçirdi. Çin’in nüfuzunu tekrar Orta Asya’da hissettirdi. Bu devrede Kuzey ve Orta Çin Ovasındaki ticari münasebetleri kolaylaştırmak için kanallar açıldı.

    Ancak bütün bu işlerin yapılması için yabancılardan yardım istenmesi Suy Sülalesinin sonu oldu. T’ang Sülalesi (618-907) işbaşına geldi. Bu hanedan devrinde (664) toprakların yeniden taksimi ve vergilendirilmesi yapılmıştır. Müslüman Arapların saldırıları üzerine Türkistan Çin’in elinden çıktı.

    Bundan sonra Türkler devlet idaresinde önemli mevkilere yerleştiler ve sık sık vuku bulan ihtilallerde önemli rol oynadılar. T’ang Hanedanının düşüşünden sonra 960 tarihine kadar 5 küçük hanedan iş başına geçti. Bu devirde Kuzey ve Güney Çin’de küçük eyaletler şeklinde devletler meydana çıkmıştı. 960 tarihinde iş başına geçen Sung Hanedanı zamanında Çin İmparatorluğunun birliği yeniden tesis edilmeye çalışılmış, ancak bunda muvaffak olunamamıştır.

    Bu hanedan devrinde birçok şehirler kuruldu ve barut kullanılmaya başlandı. Mimari, tarih, şiir, resim, porselen ve bahçecilikte çok yüksek bir seviyeye ulaştılar. Elde bulunan tarihi dokümanlar bu medeniyetin yüksekliğine delil teşkil etmektedir.

    Cengiz Han, 1206-27 yılları arasında Çin’i işgal etti ve Moğollar, 1214 yılında Sarı Nehirin kuzey tarafındaki bölgede hakimiyeti ele geçirdiler. 1271 tarihinde Kubilay Han, imparatorluğunu ilan etti. Böylece Yüan Hanedanının (1260-1368) ve başşehir Yenching (Pekin)i kurdular. Moğollarla beraber Yüan Hanedanı bütün Çin’i fethederek hakimiyetleri altına aldılar. Bundan sonra Moğollar Çin kültürünün etkisi altına girerek, din, örf ve adetlerinde, giyim ve kuşamlarında Çin örf ve adetlerini benimsediler.

    Chu Yüan Chang, Yüan Hanedanı yerine Ming Hanedanını (1368-1644) kurdu. Bu hanedan zamanında Moğollar, Baykal Gölünün kuzey tarafına sürüldü ve imparatorluk eski kuvvetine kavuştu. Yine bu devirde Avrupalılar Çin’e ulaştılar. Portekizliler ve İspanyollar 16. yüzyılda, Alman ve İngilizler 17. yüzyılda buraya geldiler. Ming Hanedanından sonra işbaşına geçen Ch’ing Hanedanı (1644-1912) zamanında, Avrupalı tüccarlar, Çin’in önemli kaynaklarını yıllarca batıya aktarıp, bundan istifade ettiler.

    Çin, uzun yıllar batıya kapalı kaldı. Çin’in batıya açılması 19. yüzyıl ortalarında başladı. Bu yıllarda Portekiz, İngiltere, Fransa, ABD ile ticari, siyasi münasebetler başladı. Bunlardan İngilizler, Hint pamuklukları ve afyonunu, çay ve ipekle değiştiriyorlardı. Çin üst makamları bu ticareti engellemeye çalıştılar. Bununla ilgili olarak afyon ithalini yasaklayan kararlar aldılar. Bunun üzerine İngilizlerle anlaşmazlıklar çıktı ve savaşlar başladı. Ancak bu savaşlar İngilizlerin galibiyeti ile sona erdi (1842).

    Yapılan anlaşma sonunda İngilizler daha geniş haklara sahip oldular. Bunun neticesi olarak beş Çin limanı İngilizlere açıldı ve Hong Kong Adası da İngilizlere bırakıldı. Bu savaşlara “Afyon Savaşı” adı verildi. Daha sonra yapılan anlaşmalarla ABDve Fransa’ya aynı haklar tanındı.

    Zamanla anlaşmaların uygulanması aksadı. Çinliler yabancıları ülkelerinden atmak istiyorlardı. Fakat onlar elde ettikleri imtiyazları geri vermeye niyetli olmadıkları gibi, bunları az buldular. Böylece, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkede ayaklanmalar oldu. Fakat bu ayaklanmalar yabancı güçler tarafından bastırıldı. 1858 yılında anlaşma uyarınca İngiliz ve Fransızlar yeni haklar kazandılar. Bir müddet sonra aynı menfaatler ABDve Rusya’ya da tanındı. Bu olaylardan sonra, Çin’de bir sükunet dönemi başladı.

    Çin-Japon Savaşları: Çin’in Kore üzerinde hakimiyet kurmak istemesi üzerine 1894 yılında ilk savaş başladı. Kore’de çıkan ayaklanmayı bastırmak üzere her iki ülke de Kore’ye asker gönderdi. Ayaklanma bastırıldı. Fakat daha sonra her iki ülke birbirleriyle savaşa tutuştular. Bu savaşlar sonunda Çin büyük kayıplara uğradı. 1895 yılında savaş sona erdi ve Çin, Kore’nin bağımsızlığını tanıdı, ayrıca Formoza Adasını da Japonya’ya vermek mecburiyetinde kaldı.

    1911’den sonra başa geçen Yuan Şi-K’ay monarşik bir idare kurmaya başlamışsa da muvaffak olmayarak 1916 ‘da öldü. Bu arada 1917’de sembolik olarak Birinci Dünya Savaşına girmiş ancak bir çok şehirleri bu arada Şanghay, Japonya tarafından işgal edilmiştir. 1925 yılında milliyetçilerin önderi olan Çiank Kayşek yönetimi ele geçirdi. Orduları ile Japonlara karşı savaşarak bir çok yerleri geri aldı. Bu arada Şanghay tekrar ele geçirildi.

    Ülkede 1920 yılında komünist partisi kuruldu ve taraftar toplamaya başladı. Bu parti, ülkede bir çok karışıklıklar çıkardı. Çiank- Kay-Şek bir taraftan Japonlarla savaşırken, bir taraftan da bu ayaklanmaları bastırmaya uğraşıyordu. Nihayet 1927’de komünistlerin başına geçen Mao Çe-Tung, Çu Enlay ve Çu Di ile komünist partisi güçlenerek ülke çapında teşkilatlanmaya, hükumet kuvvetleri ile çarpışmaya başladı.

    İkinci Dünya Savaşı sona erince, komünistlerle milliyetçiler başbaşa kaldılar. Mao Çe-Tung yönetimindeki komünist birlikleri ülkeye hakim oldular. ABD milliyetçilere yardım eder göründü. ABD’nin Çin’e gönderdiği diplomatlar hep milliyetçilerin aleyhine çalışmış, onların komünistlerin eline geçmesine sebep olmuşlardır. Yönetim tamamen komünistlerin eline geçince, Milliyetçi Çin hükumeti, Formoza (Tay-Van) Adasına çekilmek zorunda kaldı. Böylece Çin ikiye ayrıldı: Çin Halk Cumhuriyeti ve Milliyetçi Çin Cumhuriyeti.

    1 Ekim 1949 yılında Mao Çe-Tung’un başkanlığında Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuş oldu. Böylece Çin’in Asya kıtasındaki bütün toprakları Çin Halk Cumhuriyeti’nin eline geçti. Milliyetçi Çin Cumhuriyeti de Formoza Adasına çekildi ve orada hükumet kurdu. Mao, 1976’da öldü. Mao’nun ölümünden sonra, Maoizm açıktan tenkid edilmeye başlandı. Çin idarecileri ABD ve Japonya ile ekonomik iş birliği yaptı.

    Mareşal Ye Cienying, Mao’nun yanlışlarını açıkladı. Eski katı durum kaldırılarak ekonomik ve siyasi yönde yumuşama başladı. Çin kapıları yabancı sermayeye açıldı. Son yıllarda demokratikleşme hareketleri kanlı bir şekilde bastırıldı.
     
  2. UquR

    UquR Üye

    Çin Halk Cumhuriyeti - China [​IMG]



    Toprak Yüzölçümü

    Çin Halk Cumhuriyeti... Kısa adıyla Çin... Asya kıtasının doğusunda ve Pasifik Okyanusu’nun batı kıyısında bulunuyor. Çin, yaklaşık 9.6 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle Asya’nın en büyük ülkesi; dünyanın ise Rusya ve Kanada’dan sonraki üçüncü büyük ülkesidir.
    Çin toprakları, kuzeyde Mohe Nehri’nin kuzeyindeki Heilongjiang Nehri’nin orta noktasından (53 derece 30 dakika kuzey enlem), güneyde Nansha Takımadaları’nın en güney noktası olan Zengmuansha Kayalıkları’na uzanıyor. (4 derece kuzey enlem). Bu iki nokta arasında yaklaşık 49 derecelik enlem farkı var. Kuzey-güney doğrultusundaki genişlik, yaklaşık 5500 kilometredir. Çin sınırları, doğuda Heilingjiang Nehri ile Wusuli Nehri’nin kavuşma noktasından (135 derece 5 dakika doğu boylam), batıda Pamir Yaylası’na uzanıyor (73 derece 40 dakika doğu boylam). Bu iki nokta arasında da yaklaşık 60 derecelik boylam farkı söz konusu. Batı-Doğu doğrultusundaki genişlik, yaklaşık 5000 kilometre.

    Çin'in kara sınırlarının uzunluğu yaklaşık 22.800 kilometredir. Ülke, doğuda Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, kuzeyde Moğolistan, kuzeydoğuda Rusya, kuzeybatıda Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan, batı ve güneybatıda Afganistan, Pakistan, Hindistan, Nepal ve Bhutan, güneyde de Myanmar, Laos ve Vietnam ile sınır komşusu. Doğu ve güneydoğuda ise Kore Cumhuriyeti, Japonya, Filipinler, Brunei, Malezya ve Endonezya ile deniz komşusu.



    Milli Marşı:
    Çin Halk Cumhuriyeti Milli Marşı: Çin Halk Cumhuriyeti’nin milli marşının adı, “Gönüllü Ordu Marşı”dır. 1935 yılında tiyatro yazarı Tian Han tarafından yazılmış ve Çin’in yeni müzik anlayışının kurucusu Nie Er tarafından bestelenmiştir. Bu marş aslında “Fırtınalı Yılların Kahramanları” adlı filmin müziğiydi. Filmde “18 Eylül” olayından sonra Çin’in kuzeydoğusundaki üç eyaletin Japon saldırganlar tarafından işgal edilişi, Çin ulusunun ölüm kalım anını yaşaması, bazı aydınların “aydın bunalımı” ve tereddütten sıyrılarak Japon saldırganlarına karşı ön cephede direnmeleri anlatılıyordu. Kullanılan müzik ve şarkı, filmin değişik yerlerde gösterilmesi ve vatanı kurtarma kampanyasının başlatılmasıyla birlikte Çin’in her köşesine yayıldı, “Çin Ulusunun Kurtuluş Borusu” olarak adlandırıldı. 27 Eylül 1949’da Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı 1. Genel Toplantısı’nda, Çin Halk Cumhuriyeti’nin milli marşı resmen saptanmadan önce “Gönüllü Ordu Marşı”nın milli marş olarak kullanılması kararlaştırıldı. 14 Mart 2004’te Çin 10. Ulusal Halk Meclisi’nin ikinci toplantısında kabul edilen Anayasa değişikliği tasarısında Çin Halk Cumhuriyeti’nin Milli Marşı’nın “Gönüllü Ordu Marşı” olduğu belirlendi ve konu anayasal hükme bağlandı.



    Gönüllü Ordu Marşı
    Ayağa kalkın,
    Köle olmak istemeyen insanlar!
    Kanımız ve etimizle yeni bir Çin Seddi oluşturalım!
    Çin ulusu en tehlikeli dönemden geçiyor,
    Herkes son haykırışına zorlandı.
    Ayağa kalkın! Kalkın! Kalkın!
    Hepimiz tek yürek olalım,
    Düşman ateşi içinde ilerleyelim.
    Düşman ateşi içinde ilerleyelim.
    İleri, ileri, ileri!


    Çin Halk Cumhuriyeti'nin başkenti: Beijing

    Çin Halk Cumhuriyeti’nin başkenti Beijing’dir. Kısa adı, Jing... Kuzey Çin Ovası’nın kuzeybatı kenarında bulunan Beijing ilk döneminde Ji kenti olarak bilinmekteydi. Bahar-Sonbahar ve Savaşan Devletler Dönemi’nde Yan devletinin başkentiydi, Liao Hanedanı’nın ikinci başkentiydi ve Yanjing olarak adlandırılmıştı.



    Nüfus durumu

    Çin, dünyada en çok nüfusa sahip ülkedir. 2002 yılının sonuna kadar Çin’in toplam nüfusu 1.28453 milyarı bularak (Hong Kong Özel İdari Bölgesi, Macao Özel İdari Bölgesi ve Taiwan eyaleti dahil değil) dünyanın toplam nüfusunun yüzde 20’sini oluşturmaktadır. Çin ayrıca dünyada nüfus yoğunluğunun nispeten fazla olduğu ülkelerden biridir (ortalama nüfus yoğunluğu kilometre karede 135 kişi). Ancak Çin’in nüfus dağılımı orantılı değildir; doğuda fazla, batıda ise azdır. Yoğun nüfusa sahip olan doğu kıyısında kilomatrekareye 400’den fazla kişi, orta kesimde kilometrekarede 200’den fazla kişi düşerken nüfusun az olduğu batı kesimde bulunan yayla bölgelerinde kilometrekarede 10’dan daha az kişi düşmektedir. Şimdi Çin nüfusunun ortalama yaşam süresi 71.4 yaşına yükseldi (erkek 69.63, kadın 73.33 yaş). Bu rakam dünyanın ortalama seviyesiden beş yıl, gelişmekte olan ülke ve bölgelerden yedi yıl daha fazladır. Ancak gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında beş yıl azdır.

    2002 yılında Çin nüfusunun doğal artış oranı sürekli düştü. 2002 yılının sonuna kadar Çin’in iç kesiminin toplam nüfusu 1.28453 milyara ulaştı. Kentsel nüfus 502.12 milyon olup toplam nüfusun yüzde 39.1’ini; kırsal nüfus 782.41 milyon olup yüzde 60.9’unu oluşturuyor. Çin’de erkeklerin nüfusu 661.15 milyon, kadınların nüfusu ise 623.38 milyondur. 0-14 yaşındaki nüfus oranı yüzde 22.4, 15-64 yaşındaki nüfus oranı yüzde 70.3, 65 ve 65 yaş üstü yaşın nüfus oranı yüzde 7.3’tür. Yaşlıların nüfusu 93 milyon 770 bindir. Çin’de her yıl doğum sayısı 16.47 milyon, doğum oranı binde 12.86; ölüm sayısı 8,21 milyon, ölüm oranı binde 6.41’dir. Yılda net olarak 8.26 milyon nüfus artışı yaşanmaktadır, doğal artış oranı binde 6,45’tir.



    Siyasi yapı


    Çin Halk Cumhuriyeti, işçi sınıfının liderliğinde ve işçi-köylü ittifakı temelindeki halkın demokratik diktatörlüğüyle yönetilen bir sosyalist devlettir. Sosyalizm, Çin Halk Cumhuriyeti’nin temel sistemidir.

      Çin Anayasası:

      Bir devletin temel yasası olan anayasada, o ülkenin toplumsal sistemi ve devlet yapısını belirleyen temel ilkeler, devlet organlarının örgütleniş ve faaliyetlerini düzenleyen ilkeler ve vatandaşlarının temel hak ve yükümlülükleri yer alır. Bazı ülkelerin anayasalarında milli bayrak, milli marş, milli amblem, başkent ve iktidar sınıfının önemli gördüğü diğer yönetim usulleri de belirleniyor, anayasa devletin her alanını kapsıyor. Devletin en yüksek yasası niteliğindeki anayasa, o ülkenin diğer yasalarının hazırlanışının temelini oluşturuyor ve o ülkedeki hiçbir yasa ve yönetmelik anayasaya aykırı olamıyor.

      Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan önce yürürlüğe giren “Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı Ortak Programı”, Çin’deki halkın demokratik birleşik cephesinin programı olmakla birlikte, geçici anayasa rolünü oynamıştı. 29 Eylül 1949’da Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı 1. Genel Toplantısı’nda kabul edilerek yürürlüğe giren Ortak Program, Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası’nın yürürlüğe girdiği 1954’e kadar geçici anayasa rolünü fiilen yerine getirmişti.

      Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1 Ekim 1949’da kurulmasından sonra 1954, 1975, 1978 ve 1982 yıllarında toplam dört anayasa hazırlanıp yürürlüğe girdi.

      Bugün yürürlükte olan Çin’in dördüncü anayasası, 4 Aralık 1982’de 5. Çin Ulusal Halk Meclisi 5. Genel Toplantısı’nda onaylanarak yürürlüğe girdi. 1954 Anayasası’nda yer alan temel ilkeleri devam ettirip geliştiren bu anayasa, Çin sosyalizminin gelişmesinde elde edilen tecrübelere ve uluslararası toplumun tecrübelerine yer veren, Çin’e özgü özellikler taşıyan ve Çin’in sosyalist modernizasyon inşasının ihtiyaçlarını karşılayan temel yasadır. Anayasada, Çin Halk Cumhuriyeti’nin siyasi ve ekonomik rejimiyle vatandaşların hak ve yükümlülükleri, devlet organlarının örgütleniş biçimi ve sorumluluk alanları, devletin gelecekteki temel görevleri kesin ifadelerle belirlendi. Bu anayasanın başlıca özellikleri arasında Çin’in temel rejimi ve görevleriyle dört temel ilke, reform ve dışa açılma şeklindeki temel çizgisinin belirlenmesi yer alıyor. Anayasada, Çin’de yaşayan bütün etnik gruplardan vatandaşlar ile örgütlerin anayasayı hareket rehberi olarak kabul etmeleri gerektiği, herhangi bir örgüt veya kişinin anayasa veya yasaların üstünde imtiyazlara sahip olamayacağı da kesin hükme bağlandı.

      Önsöz, genel program, vatandaşların temel hak ve yükümlülükleri, devlet organları, milli bayrak, milli amblem ve başkent olmak üzere beş bölümden oluşan Çin Anayasası, 138 madde içeriyor. Dört kez yapılan değişikliklerle Çin Anayasası, sürekli olarak sağlamlaştırıldı.

      Halk Meclisi Sistemi:

       Çin’in köklü siyasi sistemi olan Halk Meclisi Sistemi, Çin’deki halkın demokratik diktatörlüğü rejiminin iktidar biçimi ve Çin’in siyasi örgütleniş şeklidir. Batı ülkelerinde uygulanan yasama, yürütme ve yargıya dayalı “güçler ayrılığı” sistemi altındaki parlamenter rejimden farklı olan Ulusal Halk Meclisi, Çin Anayasası’nda en yüksek devlet yetki organı olarak belirlendi. 18 yaşını doldurmuş olan her Çinli vatandaş, halk temsilcilerini seçme ve seçilme haklarına sahiptir. Çin’deki farklı kademelerdeki Halk Meclisleri arasında nahiye ve ilçe düzeylerindeki halk temsilcileri doğrudan seçimle, daha yüksek düzeylerdeki halk temsilcileri dolaylı seçimle, Ulusal Halk Meclisi üyeleri ise Çin’deki her eyalet, özerk bölge, merkeze doğrudan bağlı şehir ve orduda yapılan seçimle belirlenir. Görev süreleri beşer yıl olan her düzeydeki Halk Meclisleri, yılda bir kez toplanıyor.

      Halk Meclisleri’nin yıllık toplantılarında, aynı düzeydeki hükümetlerin çalışma raporları ile diğer önemli raporlar dinlenir ve yapılan incelemelerden sonra ilgili kararlar verilir. Halk Meclisleri’nin kapalı olduğu dönemlerde yetkileri, daimi organları olan Halk Meclisi Daimi Komiteleri tarafından yürütülür. Örneğin, Ulusal Halk Meclisi Daimi Komitesi, anayasaya izah getirmek, anayasanın uygulanışını denetlemek, yetkisi yalnızca Meclis Genel Kurulu’nda olan yasaların dışındaki yasaları saptamak ve değişiklik yapmak, Ulusal Halk Meclisi Genel Kurulu’na karşı sorumlu olmak ve çalışmalarını genel kurula rapor etmek gibi yetkilerle donatılıyor.

      Çin’deki Halk Meclisleri’nin temel görev ve yetkileri arasında, yasama yetkisi, denetim yetkisi, önemli konularda karar verme yetkisi ve yöneticileri atama ve görevden alma yetkisi yer alıyor. Çin’de belirli dönemlere ait ulusal ekonomi ve toplumsal gelişme planlarının belirlenmesi, ülkenin toplumsal gelişmesini hızlandırmayı amaçlayan önemli bir karar sürecidir. Ancak bu planlar, yalnızca Ulusal Halk Meclisi’nin onayından sonra yasal bağlayıcılığa sahip olabiliyor. Bununla birlikte Çin’deki yasal düzenlemeler uyarınca Cumhurbaşkanı, Ulusal Halk Meclisi Daimi Komitesi Başkanı gibi devletin önde gelen yöneticileri, Ulusal Halk Meclisi tarafından seçilir. Başbakan ve bakanlar da Ulusal Halk Meclisi tarafından atanırlar. Ulusal Halk Meclisi, belirli prosedürler dahilinde Ulusal Halk Meclisi Daimi Komitesi Başkanı, cumhurbaşkanı ve başbakan gibi devlet yöneticilerini görevden alma yetkisine de sahiptir.

      Çok Partili İşbirliği ve Siyasi Danışma Sistemi:


      Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) liderliğindeki Çok Partili İşbirliği ve Siyasi Danışma Sistemi, Çin’in temel siyasi sistemidir.
      Birçok partinin var olduğu Çin’de, iktidardaki ÇKP’nin yanı sıra sekiz demokratik parti daha vardır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasından önce faaliyet göstermeye başlayan bu partiler, siyasi alanda ÇKP’nin liderliğini destekliyorlar. Böyle bir siyasi yönelim, bu demokratik partilerin uzun süre içinde ÇKP’yle işbirliği ve ortak mücadele sürecinde yaptıkları tarihsel seçimden kaynaklanmaktadır. ÇKP ve demokratik partiler, anayasaya göre hareket etmek zorundadırlar. Örgütleme bakımından bağımsız olan bütün demokratik partiler, anayasanın belirlediği sınırlar içinde özgürce siyaset yapma, bağımsızca örgütlenme ve hukuki eşitlik haklarına sahiptirler. ÇKP, demokratik partilerle “uzun vadede bir arada yaşama, birbirini denetleme, birbirine içten davranma, kader birliği içinde olma” ilkeleri doğrultusunda işbirliği yapıyor.

      Çin’deki bütün demokratik partiler, “muhalefet partileri” değil, siyasete katılım partileridir. Demokratik partiler, devletin önemli politikalarının ve çizgilerin saptanmasına, devlet yöneticilerinin belirlenmesine, devletin yönetimine, yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasına katılma haklarına sahiptirler.

      ÇKP, önemli önlemler almadan veya halkın yaşamını ilgilendiren önemli konularda karar vermeden önce hep demokratik partilerle ve “demokrasi yanlısı partisizlerle” görüşmeler yaparak onların görüşlerini dinledikten sonra politika belirler. Devlet siyasetine daha iyi şekilde katılmaları, devlet işlerini daha iyi tartışmaları ve denetim rolünü daha iyi yerine getirmeleri için demokratik partiler ve demokrasi yanlısı partisizler, devletin yetki organı olan her düzeydeki Halk Meclisleri, Daimi Komiteler ve Daimi Komisyonlar’da belirli oranlarda temsil ediliyor. Demokratik partiler ve demokrasi yanlısı partisizlerin rolleri, Halk Siyasi Danışma Konferansları’nda ön plana çıkıyor. Demokratik partililer ve demokrasi yanlısı partisizler, çeşitli düzeylerdeki hükümet ve adalet makamlarının yöneticiliklerine getirilebiliyor.

      Çok Partili İşbirliği ve Siyasi Danışma Sistemi’nin başlıca biçimleri şunlardır: 1. Halk Siyasi Danışma Konferansları. Halk Siyasi Danışma Konferansları, demokratik partiler, halk toplulukları ve toplumun bütün kesimlerinin temsilcilerinin siyasete katıldıkları ve devlet işlerini tartıştıkları önemli kurumlardır. 2. ÇKP’nin merkez komitesi ile bütün kademelerdeki komiteleri tarafından demokratik partiler ve partisiz şahsiyetlerin katılımıyla düzenlenen toplantılar. Bu toplantıda önemli gelişmeler hakkında bilgi verilir, önemli çizgi ve politikalar, devlet ve yerel hükümetlerin yönetici adayları, Halk Meclisi ve Halk Siyasi Danışma Konferansı’nın oluşumu gibi konularda görüşleri alınır. 3. Demokratik partililerin halk temsilcileri sıfatıyla çeşitli kademelerdeki Halk Meclisleri’nde yer almaları. 4. Demokratik partilerin mensuplarının Çin Devlet Konseyi, bakanlıklar ve komiteler, ilçe ve üzeri mahalli yönetimlerde görev yapmaları. 5. Belirli koşullara sahip demokratik partililerin savcılık ve yargı organlarının yöneticiliklerine getirilmesi.
     
  3. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    ÇİN HALK CUMHURİYETİ

    Dünya'ya Kafa Tutan Küçük Adamların Ülkesi , Çin ...



    BaşkentPekinNüfüs1,313,973,713Yüzölçümü9,596,960DilÇinceParabirimiÇin YuanıMilli Bayramlar 1 Ekim 1949KomşularAfganistan, Butan, Burma, Hong Kong, Hindistan, Kazakistan, Kuzey Kore, Kırgızistan, Laos , Makau , Moğolistan, Nepal, Pakistan, Rusya , Tacikistan , VietnamİklimÇeşitlilik göstermektedir; güneyde tropikal, kuzeyde subarktik iklim hakimdir.Yönetim BiçimiSosyalist CumhuriyetSaat Farkı 6 saat ileri

    Görülecek Yerler



    Çin, yalnız Türkiye'den yurtdışına çıkanların değil bütün ülke gezginlerinin en çok görmek istediği ülkelerin başında geliyor.Dünya nüfusunun beşte birini oluşturan bu ülkenin geniş coğrafyası üzerinde yüze yakın kültürün yaşıyor olması, her kültürden kişilerin ilgisini çekiyor. Çin'e gidenlerin görmeden gelmeyeceği yerler arasında Çinlilerin Beijing dediği başkent Pekin de ;
    Çin Seddi’nin yanı sıra, Imparator ve Imparatoriçelerinin 500 senedir kullandigi ve önemli seremonilerin yapildigi 700.000 m2 lik bir alan üzerine kurulmus Çin’in ve dünyanin en büyük saraylarindan Palace Museum , Tien Anmen Meydanı ,Cennet Tapınağı ve Ming Hanedanlığı İmparator Mezarlarını görebilirsiniz. Doğal güzellikleri yasayacagınız Li Nehrinde yemekli tekne gezisine mutlaka çıkın.

    Bahar (Mart-Nisan) ve sonbahar (Eylül-Ekim) ayları Çin’i ziyaret için en iyi zamanlardır.Bu mevsimlerde günlük sıcaklık 20 ile 30 derece arasında değişir,fakat geceleri soğuk ve yağışlı olabilir.

    Çin’in başkenti Beijing, Çin’in siyaset ve kültür merkezidir. Çin’in Huabei Ovası’nın kuzeyinde bulunan Beijing, coğrafi konum bakımından İtalya’nın Roma ve İspanya’nın Madrid şehirleriyle aynı kuşaktadır.
    Beijing’in tarihi 3000 yıl öncesine uzanır. Beijing, Chunqiu ve Zhanguo döneminde ( M.Ö. 770-M.Ö. 221) başkent oldu. Qin, Han ve Sanguo hanedanları döneminde Beijing, Çin’in kuzeyindeki önemli kasabalardan biri haline geldi. Beijing Jin Hanedanı’ndan itibaren başkent hüviyeti kazanmıştı. Ondan sonraki Yuan, Ming ve Qing hanedanlarının başkentleri de burada kuruldu. Toplam 34 imparator burada yaşadı ve hüküm sürdü.



    Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra, özellikle Çin’de reform ve dışa açılma politikasının uygulandığı son 20 yılı aşkın süre içinde Beijing’de her geçen gün yeni değişiklikler meydana geldi, modern yapılaşma hamleleri başladı. Şu anda Beijing büyük bir uluslararası metropol olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Burada eski tarihi kalıntılar ve modern binalar mükemmel bir uyum içerisindedir. Dünyanın dört yanından gelen turistlerin ilgisini çeken Beijing son yıllarda milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırladı.

    Uzun bir tarihi geçmişe sahip olan Beijing’de çok sayıda tarihi eser ve müze bulunur. Tarihi eserleri görmek isteyenlerin, Çin Seddi’ne çıkmalarını, Yasak Kent, Yazlık Sarayı, İmparatorluk Bahçesi, Xiangshan Dağı ve Gök Tapınağı gibi yerleri ziyaret etmelerini tavsiye ediyoruz. Çin’in eski kültürünü tanımak isteyenlerin ünlü tarihi kişileri tanıması ve onların yaşamış oldukları yapıları gezmesi gerekmektedir. Çin’in siyaset, ekonomi, bilim, teknoloji ve askeri alanları hakkında bilgiler edinmek isteyenler, Beijing’deki 100’ü aşkın müzeyi ziyaret edebilirler. Doğal güzelliklerden hoşlananlar Beijing’in yakın çevresinde geziler yapabilirler.

    Şu anda Beijing’de Çin’in Dört A Dereceli turizm bölgeleri arasında, Gök Tapınağı, Ming Mezarları, Yazlık Sarayı, Beijing Deniz Salonu, Badaling Çin Seddi, Beihai-Jingshan Parkı, Milliyetler Parkı, Çin Bilim ve Teknoloji Müzesi, Beijing Hayvanat Bahçesi ve Beijing Botanik Parkı bulunmaktadır.
    Çin Halk Cumhuriyeti, hem kültürel hem de coğrafik yönüyle her türlü ilgiyi uyandıran bir turizm cennetidir. Kırmızı renkli çatılarıya yüzyıllık tarihe sahip tapınaklar, uçsuz bucaksız çay bahçeleri, dünyanın üçüncü en geniş nehri olan Yangtze Nehri gibi coğrafik zenginlikler, güney sahilinde dünyanın en cazip plajlarından örnekler, Xian kentinden başlayan Tarihi İpek Yolu ve Çin Duvarı gibi tarihi abideler, Çin İmparatorluğu'ndan benzersiz eserler ve modern dünyanın sembolleri olan gökdelenler... Hepsi ve çok daha fazlası ülkenin herkese hitap eden turizm potansiyelini meydana getirir. Çin'in başkenti Pekin, ülkenin efsanelerle yoğrulmuş en önemli tarihi değerlerine ev sahipliği yapar.



    Ülkenin en büyük tarihi bölümü ve bulundurduğu saray, bahçe ve konaklar ile büyüleyici Unutulmuş Kent (Forbidden City), Cennet Tapınağı (Temple of Heaven), imparatorluk ülkesinden kalma Yazlık Saray (Summer Palace) ve dünyanın en büyük meydanı Tiananmen Meydanı, Pekin'in sahip olduğu turizm değerlerinden birkaç örnektir. Şangay, sayısız gökdelenleriyle New York ile yarışırken aynı zamanda ülkenin modern yüzünü temsil etmektedir.

    Ülkenin güneyinde yer alan Hong Kong; doğu ve batıyı kaynaştıran zengin kültür yapısının yanı sıra benzersiz plajları, farklı türde bitkiler barındıran zengin bitki örtüsü, baş döndürücü deniz manzaraları ve tropikal alanları ile insanı cezbeder.


    EĞLENCE


    Çin'e gitmek bir nevi dansın merkezine seyahat anlamı taşıyor. Pekin Uluslar arası Sanat Koleji ve ünlü Dans Akademi'si Çin'in en ünlü dans ve akrobasi okullarından. Bu okullarda, Çin insanının inanılmaz sabrı, disip lini ve üstün yeteneğiyle tanışmanız mümkün.

    Pekin Uluslar arası Sanat Koleji'nde, hepsi yatılı olmak üzere 300 öğrenci eğitim görüyor. Öğrenciler, öğretmenler tarafından Çin'in değişik bölgelerindeki okullardan seçiliyor. 10 yaşında başlayan eğitim 7 yıl hiç tatilsiz devam ediyor. Ulusal ya da uluslararası gösteri grupları, mezun olan öğrencilerle hemen sözleşme yapıyor ve mezunların hiçbiri işsiz kalmıyor.

    Okul, akrobatlar, dansçılar, tiyatrocular ve Kung Fu'cular yetiştiriyor.Son yıllarda yurtdışından da öğrenci almaya başlayan okulda şu an 20 Rus öğrenci eğitim görüyor. Yöneticiler, talep gelmesi halinde Türkiye'den de öğrenci alabileceklerini söylüyor. Çin'in en önemli sanat okulu sayılan Dans Akademisi ise geleneksel danslardan baleye kadar, dansın her alanında öğrenci yetiştiriyor.

    Dansın yanısıra Çin kültürü ve edebiyatı konusunda akademik eğitimin de verildiği okulun 350 öğretmeni var. Şehrin içinde oldukça geniş bir alana kurulu akademinin ana binasının 7 katında da geniş dans sahneleri bulunuyor.

    Çin aynı zamanda çok çeşitli festivallere de konu olan bir ülke. Örneğin Ocak sonu ile Şubat başı arasına denk gelen ulusal İlkbahar festivali bunlardan biri. Burada genellikle ateşler yakılır, dans edilir, folklor gösterileri sahne alır. Fener festivail ise ay takvinin ilk ayı gerçekleşir.

    Bahçe partileri ve folklorik danslarla kutlanır. Bunların dışında Saf Aydınlık, Sonbahar ve Dragon bot festivalleri Çinlilerce kutlanan ulusal festivallerdendir. Ulusal festivallerin dışında azınlıklarca düzenlenenler ve devletin desteklediği turizm festivalleri de görülmeye değer nitelikler taşımaktadırlar.

    Şanghay'a gece indiğinizde bir anda kendinizi rüyada hissedebilirsiniz. Mükemmel ışıklandırması, gökdelenleri, köprüleri, otoyollarıyla sanki bambaşka bir dünya. Liman ve sanayii kenti olan Şanghay'da şehirleşme; alt yapı sistemlerinin en iyi şekilde planlanması ile mükemmel bir hal almış.


    Yiyecek ve İçecekler




    Çin'e gidenler yıllardır söyler durur: 'Çin'de Çin yemeği yenilmez'. Aslında Çin yemeği, Batı ülkelerinde, o ülkelerin damak tadına adapte edildiği için güzelmiş, Çinde susam yağı kullanıldığı için ağırmış ve kokarmış... Hepsi yalan. Yemekler olağanüstü güzel. Susam yağı ise bildiğimiz bitkisel yağlara sadece bir damla karıştırılıyormuş.

    Ancak bilindiği üzere, Çin'de çayın apayrı bir anlamı vardır. Batılılar çayı daha çok susuzluklarını gidermek için tüketmekte. Oysa Çin ve Japonya'da çay Budist inancın bir uzantısı. Çay bundan beş bin yıl önce ilk kez Çin'de içilmiş. Çin çayı, 2.75 mt'ye kadar uzayabilen bir çeşit. Soğuk kış koşullarına dayanıklı olup ekonomik olarak en azından 100 yıl kadar verim vermekte. Darjeeling ve Sri Lanka enlemlerinde yetiştiriliyor. İkinci sürümdeki yaprakları gerçekten nefis bir tat ve içime sahip. Zaten Çinliler iki bin yıldır da çay üzerine yazıp çizmekte. Bunların bir kısmı elbette çayın yetiştirilmesi, türleri, hazırlanması üzerine teknik bilgileri içeren yazılar. Ama bence daha etkilisi, Çinlilerin çaya yükledikleri mistik anlamları içeren yazılar.


    5000 yıllık bir mutfak olan Çin mutfağının özellikle son zamanlarda dünyada olduça popular olduğu bir gerçek. Bu bir tesadüften çok, Çin'in kendine özgü etnik tarzda hazırlanmış, lezzetli ve hoş görünümlü yemeklerinden kaynaklanıyor. Yemeklerde bolca bulunan renk, baharat ve aromada kesinlikle sınır yok.

    Sarmısak, acı biber, tarçın, zencefil, soya sosu, susam yağı, turşu, sirke ise en çok kullanılanlardan. Öyleki Çin'de yemekler sadece damak tadına değil, göze ve ruha da hitap ediyor. Kokular ise başlı başına bir macera.



    Çin yemeklerinin ana malzemesi pirinç olmakla birlikte, en basit malzemelerden biri soya fasülyesidir. Yemeklerde soya yağı kullanıldığı ve genelde sebze ağırlıklı olduğu için salığa en faydalı mutfaklardan biridir. Çin mutfağında ekmek yoktur, ekmek yerine yemeklere buharda pişmiş pirinç eşlik eder.

    Pişirme teknikleri olarak buharda, haşlama ve stir fry'dır. Çin mutfağında kullanılan pişirme teknikleri genellikle iki aşamalıdır. En büyük özelliği yemeklerin çabuk pişirinmesidir.Çok yüksek ateşte ve Wok denilen tavalarda pişirilir. Çin yemekleri genellikle lokma büyüklüğündedir. Yemek çabuk pişirildiği için besin değerleri ölmez ve sebzeler gevrek kalır.

    Çin'de kahvaltılar bizim Anadolu kültürüne benzer bir biçimde çorbayla yapılıyor. Çorbanın yanı sıra her zevke hitap edebilecek kadar çok çeşitli omlet ve domuz salamı, kahvaltılık sosis bulmak mümkün olsa da Çin'de peynir yok. Sadece birkaç büyük mağazada özelikle yabancılar için satışa sunulmuş çok pahalı fiyatlarla peynir alabirsiniz. Zaten Çin'de süt de pek yaygın değil.

    Tatlı çeşitleri de oldukça fazladır. Tatlılar alışık olduğunuz gibi değil, meyveyle hazırlanmış hafif tatlılar şeklindedir.
    Çin'de kolaların tadı çok farklı. İçinde daha çok şeker var. Bildiğimiz markalar bile nedense alıştığımız tadın çok daha ötesindeydi. Ayrıca her ne kadar sıcak bir ülkede olsa, Çinlilerde buz kullanmama alışkanlıkları var. Yemeklerde genellikle pirinç şarabi içilir. Yemeklerden sonra ise yasemin çayi veya yeşil çay içilir. Çayın tarihi ise M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzanır.
     

Bu Sayfayı Paylaş