Çiftlikköy İlçesi ve Köyleri

'Marmara Bölgesi' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 4 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Çiftlikköy İlçesi ve Köyleri konusu Burhaniye Köyü

    Rivayete göre köyü kurmaya karar veren Nam’ı yeşil imam,

    diğer nam-ı Deli Hacı, (Bahattin Mustafa AYDENİZ) döneminde Osmanlı Padişahının huzuruna çıkıp köyün tapusunu almaya karar verir, huzura çıktığı anda padişahın oğlunun ismi olan Burhan ismini koyar ve köyün tapusunu verirken köyün isminin de Burhaniye olmasını söyler.

    Kurtuluş savaşı başladığında Yalova’da ilk sivil hareket ve müfreze Burhaniye köyünde kurulmuştur. Dumantepe mevkiinde nöbet beklerken Üstteğmen Abdülkadir efendi şehit edilmiştir.Yunanlılar Atatürk’e çok benzediğinden dolayı Atatürk’ü vurduk diye bir hafta süreyle Orhangazi ve Yeniköy’de akıllarınca sevindiler. Abdülkadir efendiyi şehit ettikleri zaman başını gövdesinden ayırarak götürmüşlerdir. Mezarında başsız yatmaktadır. Bu kişi aynı zamanda Atatürk’ün okuldan arkadaşıdır.

    Halkı Rize İli Çayeli ilçesinden gelmiştir.

    Köyde batıl inanç yoktur. Göz seyirmesinde sağ göz seyirirse sevinç, sol göz seyirirse sıkıntı anlamlarını taşır.

    Kulak çınlaması dini inanç acısından yorumlanır. Yağmur duasına çıkılır ve dua yurdu denilen yerde dua edilir. Yemek yenilir. Halkın normal giyim kuşamı vardır. Kara lahana ve mısır ekmeği mutfakta yenmesi gereken yiyecekleridir. Düğün ve yas törenleri günümüz örf ve adetlerine uygun halde yapılmaktadır. Köyün İlköğretim okulu bulunmaktadır. Bir kısım öğrenci taşımalı sistemle Kılıç İlköğretim Okuluna gitmektedir.

    Tarım arazisi yetersiz olduğundan köylü geçimini hayvancılık ve orman ürünlerinden sağlar 1900’lu yıllardan önce Beşpınar ve Hüseyin çeşme mevkiinde Boşnaklardan kalma ev temelleri bulunmaktadır.
    Şehit Üstteğmen Kadir efendinin mezarı vardır. Köyde Sağlık Ocağı bulunmamaktadır. Kılıç köyü sağlık ocağından yararlanılmaktadır


    Çukurköy

    Yaklaşık 400 yıl önce Kütahya’nın Tavşanlı kazasının Çukurköy

    mevkiinden gelmişlerdir. Oradaki köyün ismini bu köye verilmiş yöre halkı önce Taşköprü’deki Hava Meydan Komutanlığının bulunduğu yere yerleşmişler, buradaki

    bataklık ve sivrisinek nedeniyle bugünkü yere yerleşmişlerdir. İnançlara göre eskiden Salı günü işe başlanmaz, Çarşamba günü çamaşır yıkanmazmış, Nazar değmesine inanılır ve nazar değen kişi yaşlılarca okunur. Köyün kurucusunun (Emin ağa) kızı eskiden hayvanları okuyarak gelebilecek zararları önlediğine inanılırmış,loğusa kadının kırkı çıkana kadar evden dışarı çıkarılmaz. Köyde yağmur duasına çıkılıyor. Kazanlar kurularak yemek yapılır. 70 bin taş toplanıp, bu taşlar torbaya konur ve derede ıslatılır. Günahsız çocuklar toplanır dua edilir. Giyim kuşam olarak normal kıyafetler giyilmektedir. Bazen ege yöresinin şivesi kullanılmaktadır. Kaçamak ve kuskus yemekleri, tarhana çorbası, cevizli lokum, manav ekmeği mutlaka yenilmesi gereken yemekleridir. Düğünlerde damat kapatma geleneği uygulanmaktadır. Damat ve gelin eve geldikten sonra tekrar çıkartılıp atla caminin üçdefa etrafında gezerler.Damat eve kapatılırkem yumruk yada sopa ile sırtına vurulur. Vuran kişilerin elinden kurtulduktan sonra bir kova suyu gelenlerin üstüne boşaltır.

    Yas törenleri dini vecibeler yerine getirildikten sonra gömülür v e cenaze sonrası örf ve adetlere göre davranılmaktadır.

    Köyde Erendede yatırı vardır. Birde mağara denilen gizemli bir bölge

    bulunmaktadır.
    Köyün ilköğretim okulu vardır. Bu okulda birinci kademe öğrencileri öğrenim görmektedir. İkinci kademe öğrencileri ise taşımalı sistemle Kılıç ilköğretim okuluna gitmektedir.

    Yörede ustaların yaptığı Ermeni evleri bulunmaktadır. Somalı dağı diğer adıyla Dumanlı tepe dağ turizmi için çok uygun bir alandır. Mutlaka gezilmesi gereken yerlerin başında Beşpınar mevkii gelir.

    Köyde Erendede (yatır mezarı) vardır. Birde köylüler tarafından vurulan çete mezarı var.

    Sağlık ocağı yoktur. Kılıç köyü sağlık ocağından yararlanılmaktadır. Yörenin geçim kaynağı meyveciliktir.


    Denizçalı köyü

    Eskiden deniz kayık köye kadar gelirmiş, fakat daha sonra deniz

    çekilmiş ve orada çalılıklar oluşmuş, Bundan dolayı köye denizçalı adı verilmiş.

    Yöre halkının bir kısmı Sakarya Taraklı’dan gelmiş bir kısmı ise orta Asya’dan göç ederek Erzincan’a gelmiş, burada kısa süre kaldıktan sonra bu günkü Topçular mevkiine yerleşilmiş, sivrisinek ve bataklığın olumsuzluklarından dolayı şimdiki yerleşim yerine gelinmiş, kesin geliş tarihi bilinmemekle birlikte yaklaşık 820 yıl olduğu söyleniyor.

    Köyde batıl inanç yoktur. Halk arasında , kulak çınlaması, göz seyirmesi, el kaşınması olaylarında sağ azalar için olumlu, sol azalar için olumsuz olarak yorumlanır. Nazar değmesine inanılır. Nazar değen kişi, nazar duası bilen kişilerce okunur. Yağmur duasına gerektiğinde çıkılmaktadır. Birkaç köy birleşerek topluca dua edilir. Torba içindeki çakıl taşları derede ıslatılır.

    Düğün ve Yas törenleri dini vecibeler yerine getirildikten sonra örf ve adetlere göre yapılır. Her yıl ekim ayının 6 ‘sında yabancı misafirlerle birlikte eğlence düzenlenir. (Uluslararası Dağ bisikleti Organizasyonu) 2003 yılında Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Fransa, Almanya, Amerika, Rusya gibi ülkeler bu organizasyona katılmışlar, dünya 7.side bu yarışmada 1.olmuştur. Köyde tarımsal olarak buğday, mısır, yulaf, sebze ve meyve yetiştirilir. Köyde sağlık ocağı yoktur. Taşköprü sağlık ocağından faydalanılmaktadır. Eğitim, taşımalı sistemle Taşköprü ilköğretim okulunda yapılmaktadır.

    Doğa güzelliklerine sahip bir köydür.Topçulardan köye kadar olan vadi, tarihi camii, Dedeler yatırının bulunduğu yerdeki selviler köyün doğal güzelliklerini oluşturur.


    Dereköy

    Köy halkı Ermeni ve Yeniçerilerden işkence ve zulüm gördükleri için Laledere ve Kılıç köyü üzerindeki Zelve denilen yerden gelmiştir. Köyün yaklaşık 500 yıllık geçmişi olduğu söylenmektedir. Köy adını her tarafından dere geçtiği için almıştır.

    Eski inanca göre Çarşamba akşamı ev işi yapılmaz. Gece tırnak kesilmez. Gece, dışarıdaki küllük yerlere tuvalet ihtiyacı yapılmaz. Göz seyirmesi sağ olumlu, sol olumsuz yorumlanır.Kulak çınlamasında birinin anıldığı anlamı taşır. El kaşınmasında, sağ el para getirir, sol el para götürür anlamında yorumlanır. Normal giyim –kuşam kullanılır.

    Meyvecilik yörenin en önemli geçim kaynağıdır. Köyde sağlık ocağı bulunmamaktadır. Kılıç sağlık ocağından yararlanılmaktadır. Eğitim taşımalı sistemle Kılıç ilköğretim okuluna gidilmektedir.

    Köyün tarihi turistik yeri yoktur. Doğal güzellik olarak ormanı vardır. Geleneksel özel bir yemeği yoktur. Düğün ve Yas törenleri örf ve adetlere göre yapılmaktadır.


    Gacık köyü

    Köy 1270 yılında kurulmuştur. Köy ismini bir rivayete göre ; köyün

    bulunduğu yere obasını yer yerleştiren yörük kadını, başka obalardan gelip komşu olmaları sonucu kadıncık olarak anılmaya başlanmış, söylene söylene Gacık haline gelmiştir. Başka bir rivayete yörede; başa takılan gacı adlı bir takıdan dolayı gacık adı verilmiştir.

    Yöre halkı Kütahya, Sinop, Söğütten gelmiştir. Köyün ilk muhtarı kadındır. (Meliha Manco 1932-1934) yılları arası muhtarlık yapmıştır. Atama yoluyla gelmiştir. Batıl inançları yoktur. Nazar değmesine inanılır. Büyüklere dua okutulur. İnanışa göre eski Kasım nasıl girerse o yıl ortalama o şekilde gider. Çakalın uluması, havanın bozacağına, koyunun, kuşların yere serilmesi o akşam kar yağacağına işarettir. 1.cemre de hava nasılsa 3.cemreye kadar hava aynı şekilde devam eder.

    Kork aprilin beşinden

    Koca öküzü ayırır eşinden

    Anzorok gününde ağaçlar budanmaz, aşı yapılmaz.

    Mart dokuzunda hava mutlaka değişir inançlarına sahiptir.

    Köyün geçimi tarım ve hayvancılığa dayanır.

    Köyde ilköğretim okulu mevcuttur.

    Tarihi ve turistik bakımdan köyde tarihi hamam bulunmaktadır. Bu hamam son 40 yıldır kullanılmamaktadır. Şu anda da Kültür ve Turizm Müdürlüğünün koruması altındadır. Ayrıca köyün Murattepe, Şahin dede gibi doğal güzellikleri vardır. Köyde Cami avlusunda bulunan tarihi çınar ağaçları 1958 yılında dikilmiştir. Köy kahvesi önündeki çınarların tarihinin yaklaşık 400 yıllık olduğu söylenmektedir. Köyde sırlı- gizemli bölge olarak Mardin- Mahsen diye bir yer vardır. Düğün ve Yas törenleri örf ve adetlere göre yapılmaktadır. Halkı modern kıyafetler giymektedir. Köy halkı geçimini tarım, hayvancılık dan ağlamaktadır.
    Köyün sağlık ocağı vardır.


    İlyasköy

    Köyü ilyas adında bir kişinin kurduğu söylenmektedir. Bu kişinin ormandan elde ettiği odun ve keresteleri yıllarca İstanbul’a götürerek sattığı, O öldükten sonra İstanbul’daki odan alan kişilerin onu aramaya gelmişler ve ararken de İlyas’ın yeri veya İlyasın köyü demişler. Köy yaklaşık 700 yıl önce kurulmuştur. Köy halkı, Bolu-Gerede, Bulgaristan ve Arnavutluk’tan gelmiştir. Halk geçimini tarım (sera, sebze ) ve hayvancılıktan sağlar. İlköğretim okulu yoktur. Taşımalı eğitim Taşköprü ilköğretim okuluna yapılmaktadır. Köyde Erenler ve Mehmet Köydedesi adında yatırlar bulunmaktadır. Batıl inançları yoktur. Çocuklar çabuk yürüsün diye Cuma günü ezan okunurken caminin yanına getirip kollarından tutarak sallanır. Salı günü işe başlanmaz,

    gerektiğinde yağmur duasına çıkılır, sayısı belli olmayan çakıl taşı toplanıp torbaya konulup derede ıslatılır. Topluca dua edilir. Köyde çok azda olsa halıcılık sanatı vardır. (Hereke halısı dokunuyor) Düğün ve Yas törenleri örf ve adetlere göre yapılıyor. Köyde sağlık ocağı yoktur. Günlük normal kıyafetler giyilmektedir.


    Kabaklı köyü

    Köyün ismi bir rivayete göre; Denizçalı köyünden bir kişi düşman askerlerini kovalarken kafası kopmuş, daha sonra kafasına kabak geçirerek düşman kovalamaya devam etmiş, Kabaklı köyü ismi verilen yere gelince köyün kadınları; Bakın, adamın başında kabak var, dediklerinde adam yere düşmüş ve telsım bozulmuş, başı kesilen adamın kafası Denizçalı köyünde, bedeni ise; Kabaklı köyündeki Dede mevkiinde, dolayısıyla her iki köyde de mezarı bulunmaktadır. B u olaydan dolayı da köyün adı Kabaklı olarak kalmıştır.

    Başka bir rivayete göre 1877- 1878’den sonra yöre halkı Bulgaristan’dan göç ederek Kılıç köyünde yaşayan Ermenilerin toprakları olan bu bölgeye yerleşmişler, Burada kabak yetiştiriciliği ile uğraşmışlar, bundan dolayı Kabaklı adını almışlar.

    Halk 1877-1878 yıllarında Bulgaristan’ın Varna şehirinden gelmişler, Atatürk’ün emriyle Kurtuluş savaşı sırasında Kabaklı köyünde Kaymakam Demirbey karargahın kurmuş ve jandarma karakolu kurulmuştur. Batıl inanç yoktur. Koyunlar otlarken akşam saatinde ağaçlara, sağa- sola saldırırsa, bu durum kar yağışına delalet edilir. Cuma günleri

    Cuma namazından önce iş yapılmaz, Cuma namazından önce yapılan işlerde uğursuzluk olduğuna inanılır. Köyde Ermeni bir kadının söylediği mani şu şekildedir.

    Sabah kalktım aynaya baktım

    Ağlaya ağlaya yollara düştüm.

    Kabaklı köyünde eğitim 1931 yılında başlamıştır. Okul binalarına 1941 ve 1955 yıllarında yenileme çalışmaları yapımı olmasına rağmen, günümüze gelindiğinde okul boş durmaktadır. Köyün öğrencileri taşınmalı olarak Taşköprü İlköğretim okuluna ve Çiftlikköy’e gelmektedir. Sağlık Ocağı yoktur. Düğün ve Yas törenleri Dini vecibeler yerine getirildikten sonra örf ve adetlere göre yapılmaktadır. Köy halkı geçimini sebze ve meyve yetiştiriciliği ve hayvancılık, rençberlik yaparak sağlamaktadır.Köyde kabaklı dede yatırı bulunmaktadır.


    Kılıç köyü

    Bu köye Kılıç ismini Atatürk vermiştir. Kurtuluş savaşı sırasında Atatürk köyün en yüksek tepesine çıkar ve oradan etrafı izler, sonra kılıçını kınından çıkarıp yere atar ve “Bu köyün adı Kılıç olsun” der, o günden sonrada köyün adı Kılıç olarak kalır. Ayrıca yanındaki komutana emir verir ve köye bir karakol yaptırır.

    Bu günkü halk gelmeden önce Rumlar bu bölgede yaşamış, mücadele yoluyla halk yer değiştirmiş ve köy dışarıdan göç almıştır. Köy halkı köye yerleşmeden önce Taşköprü mevkiine yerleştirilmiş 1390 yılında da bu günkü yerleşim yerine gelinmiştir. Halkın çoğu Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelmiştir. Köy 1920 yıllarında Bucak olarak kurulmuştur. Köyde Dilsiz dede yatırı bulunmaktadır. Tarihi ve turistik yeri yoktur. Yöre halkı modern giysiler giyerler. Batıl inançları yoktur. Kılıç’da Sağlık Ocağı ve İlköğretim okulu mevcuttur. Halk geçimini hayvancılık, tarımdan sağlar (meyve, sebze özellikle ayçiçeği, elma ve şeftali yetiştiriciliği köyün önemli geçim kaynağıdır.)


    Laledere köyü

    Köy halkı Selanik bölgesinden gelmiş ve Çiftlikköy’e yerleşmiş sıtma ve bataklık nedeniyle Çiftlikköy’ü terk edip şu anki yerleşim yerine gelinmiştir. Kayseri Arınas’taki akrabaları da bu bölgeye gelip, yerleşmiş, köy halkının yine bir kısmı Manastır’dan gelip yerleşmişlerdir. Köyün ilk yerleşenleri Ermenilerdir. Bunlar Kurtuluş savaşı sonrası köyü terk edince Bulgaristan, Yunanistan ve Arnavutluk’tan gelen Türk halkı buraya yerleştirilmiştir.

    Köy Laledere ismini ise dereboylarındaki yabani lalelerin çokluğundan dolayı almış, Başka bir inanışa göre arazinin kuşbakışı bakıldığında coğrafi yapısının laleye benzemesinden dolayı bu ismi aldığı söylenmektedir.

    Köyde eğitim öğretim 1931 yılında başlamıştır. 1953 yılında okul yenilenmiştir. Köyde taşımalı eğitimle öğrenciler Kılıç İlköğretim okuluna taşınmaktadır. Sağlık Ocağı yoktur. Ermenilerden kalma Kocadere köprüsü ve yıkılıp, sadece temeli kalmış bir kilise turistik yerlerdir. Ayrıca ormanlarda ve Radar Tepesi doğa güzelliği olarak gezilebilecek yerlerdendir.
    Halk geçimini tarım, karanfilyetiştiriciliği, rençberlik, hayvancılık yaparak sağlar. Ancak yenilmesi gereken yemekleri Arnavut pidesi, mantı, baklava, pırasa böreği,petsa, mantı özellikle kızartılarak yapılıp yoğurtlanır. Petsanın yapılış ise, yufka tepsinin içine ufalanıp, tavuk suyu ile ıslatılır. Bütün tavuk haşlanarak tepsinin içine konur. Üstüne ceviz, fındık serpilerek servis yapılır.
     

Bu Sayfayı Paylaş