Çifte Minareli Medrese-Erzurum

'Erzurum Tanıtımı' forumunda Mavi_Sema tarafından 17 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çifte Minareli Medrese-Erzurum konusu
    Çifte Minareli Medrese

    Erzurum’un sembolü haline gelen Çifte Minareli Medrese’nin kitabesi olmadığı için yapılış tarihi kesin olarak bilinemiyor. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı hanedanlarından Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceğine atfen Hatuniye Medresesi adıyla da anılıyor. 13. yüzyılın sonlarında yaptırıldığı kabul edilen Medrese, bir dönem tophane bir dönem de kışla olarak kullanılmış.

    35x46 m. boyutlarındaki Medrese’nin zemin katında on dokuz, birinci katında ise on sekiz oda bulunuyor. Dört yandan revaklarla çevrili 26x10 m. ölçülerindeki avlunun batı yönündeki kare alanın döneminde mescid olarak kullanıldığı düşünülmekte.

    Medrese’nin bezemesinde kullanılan geometrik motifler, Selçuklu taş süslemesinde çokça kullanılan bitki motifleri ile bezeli Medrese’nin en önemli yanı figürleri. Taçkapının her yüzünde süslemelerle kuşatılmış dört adet pano var. Panoda hayat ağacı, iki başlı kartal ve altta iki ejder figürü yer alıyor.

    Çifte Minareli Medrese, oyma taşlı kapısı ve görkemli çifte minaresi ile büyüleyici etkiye sahip. Anadolu Selçuklu mimari geleneğinde açık avlulu, iki katlı ve iki minareli eğitim kurumu olan Çifte Minareli Medrese, Anadolu'nun en büyük medresesi.

    Üç Kümbetler
    Üç Kümbetlerden sekiz köşeli plan üzerine oturtulmuş olan kümbetin Saltuklu Devleti'nin kurucusu Emir Saltuk'a ait olduğu sanılıyor. Tamamiyle kesme taştan yapılmış olan kümbetlerin diğer ikisini kimlerin yaptığı bilinmiyor. Kümbetlerin genel olarak 13. yüzyıl sonu ve 14. yüzyıl başına ait oldukları kabul ediliyor.

    Erzurum Kalesi
    Kale, Erzurum’a 79 km. uzaklıktaki tarihi İpek Yolu üzerinde yer alıyor. İlk inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen Erzurum Kalesi'nin M.S. 5.yüzyılın ilk yarısında Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor.

    İç kale mescidine minare olarak yaptırılan Saat Kulesi, Tepsi Minare ve Kule diye de adlandırılıyor. Şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu bulunan Erzurum Kalesi'nin surlarındaki Saat Kulesi her taraftan çok rahatlıkla görülebiliyor.

    Erzurum Kalesi’nin içinde yer alan Tepsi Minare, Saat Kulesi adıyla da tanınıyor. Şerefe kitabesinde Saltuklu Emirlerinden Muzaffer Gazi Bin Ebü’l Kasım tarafından XII. yüzyılın ilk yarısında yaptırıldığı yazılı.

    Yakutiye Medresesi
    Medrese taçkapısında bulunan kitabeye göre, İlhanlı Hükümdarı Sultan Olcayto zamanında Gazanhan ve Bolugan Hatun adına, Cemaleddin Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılmış. Türkler'in Anadolu'ya gelişlerinden hemen sonra başlayan Anadolu'yu değişik amaçlı mimarî eserlerle donatma çabası bütün tarihi olaylara rağmen devam etmiş ve Selçuklu Dönemi geleneksel mimarî tarzı Yakutiye Medresesi'nde de sürdürülerek anıtsal bir yapı ortaya çıkarılmış. Yapı dört eyvanlı kapalı avlulu medreseler grubundan. Eyvanlar arasında hücreler yer alıyor. Batı eyvanı değişik bir tarzda ele alınarak iki katlı inşa edilmiş. Güney eyvanı mescit olarak planlanmış ve bu eyvanın her iki duvarında mermer vakfiye kitabesi yer alıyor. Orta avlunun üzeri mukarnaslı bir kubbeyle örtülü. Doğu eyvanın bitiminde kümbet yer alıyor. Kümbette mezar bulunmuyor. Medresenin dışa taşkın taç kapısı ve iki köşesindeki minareleriyle kurulan denge, yapının bütününde de cepheye karşılık kümbet yerleştirilerek sağlanmış. Bu da mimarlığın Selçuklu Döneminde bilimsel metotlarla yapıldığının en önemli göstergelerinden biri. Ancak köşelerdeki minarelerden biri şerefeye kadar, diğeri kaideye kadar yıkılarak üzeri konik külâhla kapatılmış. Cephede yer alan bitkisel, geometrik motifler ve sembolik tasvirlerde de denge ve simetriye önem verilmiş. Gerek taç kapısındaki ve hücre kapılarındaki süslemeler gerekse minaredeki çini süslemeler o dönemde, sanatta gelinen noktayı ve sanata verilen önemi göstermekte...


    [​IMG]

    [​IMG]
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Çifte Minareli Medrese ( Erzurum) Hakkında Bilgi

    Çifte Minareli Medrese ( Erzurum)

    Erzurum’da Anadolu’nun en büyük medreselerinden biri olan Çifte Minareli Medrese’nin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştırBununla beraber XIIyüzyılın ortalarına ait bir Saltuklu eserinin kalıntıları üzerine yapılmıştır Yapının doğu duvarının aynı zamanda kale surları oluşundan ve mimari özelliklerinden XIIIyüzyıl sonlarında veya XIVyüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır Osmanlı döneminde harap bir halde bulunan yapıyı Sultan IVMurat (1623-l640) onarmış ve top imalathanesi ve kışla haline getirmiştir Sonraki yıllarda yeniden medreseye dönüşmüş, Cumhuriyetin ilk yıllarında bir süre Erzurum Arkeoloji Müzesi olmuştur
    Osmanlı mimarisinde açık avlulu dört eyvanlı ve iki katlı medreseler gurubundan olan yapının iki yanında payandalar üzerinde yükselen iki minaresi ile Anadolu Osmanlı mimarisinde önemli bir yer edinmiştir Ön cephesiyle dikkati çeken bu medresenin bu bölümünde cephe kompozisyonu oldukça belirgindir Anadolu Selçuklu Mimarisinde portallerin yan yüzleri süslenmediği halde bu yapıda çeşitli bezemeler birbirini izlemektedir Girişin derin nişi çeşitli derinliklerde palmet motifli beş sıra şeritle çerçevelenmiş üzeride mukarnaslarla tamamlanmıştır Portalin bir bölümünü oluşturan figürlü panolar Orta Asya Türk Kültürünün izlerini yansıtan çift başlı kartal, hayat ağacı ve ejderlerden oluşan panolara yer verilmiştir Ancak bunların tam olarak bitirilemediği de gözlemlenmektedir

    Günümüzde şerefeden yukarısı yıkılmış olan minaresinin yüksekliği 2600 mdir Sırlı tuğla minareler kalın yivli olup yer yer aralarına üçgen çiniler yerleştirilmiştir Minarelerin pabuç kısımları kare çerçeveler içerisine alınmış ve son derece süslü daireler içerisine “Allah”, ”Muhammed” isimleri başta olmak üzere dört halifenin isimleri yazılmıştır

    Medrese içerisine 520 m derinliğinde, beşik tonoz örtülü bir dehlizden girilmektedir Avlu dikdörtgen planlı olup, 3050×1220 m ölçüsündedir Avlu üç taraftan sivri kemerlerle birbirine bağlanmış on dört sütunun taşıdığı iki katlı revaklarla çevrilmiştir Yan kenarlarda bulunan eyvanlar çatı hizasına kadar yükselmekte olup üst katlar ayrı ayrı merdivenlerle çıkılan enlemesine ikiye bölünmüştür

    Medresenin alt katında yirmi,üst katta da yirmi iki olmak üzere toplam kırk iki kapalı oda bulunmaktadır

    Girişin sağında 580×580 m ölçüsünde üzeri kubbeli bir mescit bulunmaktadır Medresenin güney tarafında ana eyvanın arkasında medreseye bitişik içten ve dıştan onikigen gövdeli, külahla örtülü bir kümbet bulunmaktadır Bu kümbetin kitabesi olmadığından ne zaman ve kimin için yapıldığı anlaşılamamıştır Kümbetin gövdesi iç içe yuvarlak kemerlerle bezenmiştir Ayrıca zengin bezemelerle süslenmiştir Kümbetin üzerini örten kubbesi de külah şeklindedir Mumyalık kısmı haçvari planlı, çapraz tonozlu olup üst mekan mihraplı ve içten kubbe ile örtülüdür Burada sanduka bulunmamaktadırBu nedenle de mescide çevrilmiştir
     

Bu Sayfayı Paylaş