Çevre kirliliği ile ilgili gazete haberleri

'Haber Arşivi & Gündem' forumunda Mavi_Sema tarafından 2 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çevre kirliliği ile ilgili gazete haberleri konusu çevre kirliliği ile ilgili gazete haberleri,çevre kirliliği haberleri,çevre kirliliği gazete yazıları


    [​IMG]


    Korkunç tehlike, çevre kirliliği


    Su, hava, toprak kirlenmekte... Bunlar çevre kirlilikleridir. Ekonomi, siyaset, sosyal hayat kirlenmekte... Bunların hepsinin çözümü vardır. Ancak 'çevre kirliliğinin dördüncüsü vardır ki onu temizlemek mümkün değildir' dedik ve onu izah ettik.

    Türkiye'de, mesela Artvin'in Camili köyleri gibi henüz kirlenmemiş temiz ve bâkir yerleri vardır. Ama her geçen gün maalesef oralar da kirlenmektedir. Buralardaki eşsiz bâkir çevre kirlenmekte, maalesef çevre cinayetleri işlenmektedir.

    Bu bâkir ve temiz yerlerdeki çevre cinayetleri nasıl işlenmektedir?

    1. Halk ormanları ve çevredeki ekonomik değerleri bundan önceki yüzlerce yıl yaptığı gibi değerlendiremediği için, kullandığı besinini ve elbisesini dışarıdan almaktadır. Halbuki bundan elli sene öncesine kadar buralardaki köylere dışarıdan yiyecek girmez, hattâ giyecek bile girmezdi. Kendileri üretir kendileri yer, kendileri dokur, kendileri giyerlerdi.

    2. Halk sadece ve sadece kendi ürettiklerini tüketirdi. Yeni tarım politikalarıyla halka fındık ektirmeye başladılar. Fındığın ilacı ve gübresi oraları kirletmektedir. Ayrıca yiyeceklerin dışarıdan gelmesiyle diğer kirlilikler sürmekte ve yaygınlaşmaktadır.

    3. Bölgenin kendi doğa arıları vardı. Doğal seleksiyon sonucunda en üstün Kafkas Arı Irkını oluşturuyordu. Dışarıdan suni kovanlar getirildi. İlaçlama getirildi. Böylece arı ırkı bozuluyor. Artık oranın doğa şartları ile mücadele edebilen arılar kalmamıştır.

    4. Bu eşsiz güzellikteki yörenin doğal su akıntıları vardır. Arklı değirmen suları ile küçük elektrik santralleri kuracaklarına, elverişli olmayan büyük baraj ve santraller kuruluyor. Bunların işletilmesi için buraya teknik eleman geliyor. Bunların besinleri dışarıdan geliyor. İlaçları dışarıdan geliyor...

    Sonuç olarak binlerce yıldır korunmuş olan bu eşsiz bölge katlediliyor.

    ***

    Bu konular tarafımızdan Tarım Bakanlığı'na iletilmiş, Tarım Bakanlığı'na çevrenin mevcut hâliyle varlığını sürdürmesi ve korunması için projeler sunulmuştur. Oradaki bürokratlar orman köylülerine baskı yaparak 'biz bu projeleri istemiyoruz' dedirttiler!..

    Maalesef doğa tahribine ve çevre katliamına devam edilmektedir.

    Geçen Pazar günü o bölgeden insanların İstanbul'daki toplantılarına katıldık, acı acı konuşulanları ve olanları ümitsizce izledik...

    Önerdiklerimizin sahtesini kurmuşlar, o eşsiz tabiatı tahrip etmeye ve belki de tamamen yok etmeye devam ediyorlar...

    Bu durumda şu sonuca vardık:

    Mevcut bürokrasi, iktidarla ve anlayışla bir şey yapmak mümkün değildir.

    Söylediklerimizi veya projelerimizi hemen dejenere edip ülke aleyhinde kullanıyorlar.

    Kurtuluş sadece ve sadece "Adil Düzen ve Adil Ekonomik Düzen" ile mümkün olacaktır. Bu durumda sadece bunları yazmak, araştırmalarımıza devam etmek ve ilgilileri uyarmak dışında yapacağımız şimdilik bir şey yoktur.

    ***

    Kirlilik, çevre kirliliği sadece bu güzel ve eşsiz ülkemizi değil, özellikle 'vahşi kapitalizm' uygulaması başladığından beri bütün dünyayı ahtapot gibi sarmış durumda...

    Kapitalizmin temel prensibi olan 'bırakınız yapsınlar' anlayışı, küresel sömürü sermayesinin acımasız ve sınırsız uygulamaları, dünyamızı bugünkü hâle getirdi...

    Kriz, krizler, küresel ekonomik krizler ve ekonomik hayattaki her türlü adeta cinayete varan katliam seviyesindeki kirlilikler de aldı başını gidiyor...

    Kalan temiz ve doğal çevreler korunabilir mi?..

    Kirlenen çevreler yeniden temizlenebilir mi?..

    Çevre dostu ekonomi ve sanayiler olabilir mi?..

    Bu soruların olumlu cevapları olmalı...

    Alıntı:Milli Gazete
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Çevre Kirliliği Ve Çözüm Yolları​


    Ülkemizde genel olarak çevreye atılan çöpler, gerçekten artık herkesi rahatsız edecek boyutlara ulaşmıştır.

    Yollarda seyahat eden bazı sorumsuz kişilerin attığı ; boş şişeler, aliminyum içki kutuları, sigara paketleri ve pet şişeler yol kenarları ile refüjleri adeta çöplüğe dönüşmüştür.

    Tüm yerleşim alanlarındaki boş alanlarda ve kırsal bölgelerde çöp yığınları hem görüntü, hem de sağlık bakımından vatandaşlarımızı etkiliyor.

    Piknik yapılan alanlar ve kıyılarımız, dere yatakları, yerleşim alanlarına yakın ormanlar ve boş arsalar, adete çöplük görünümündedir.

    Uygar ülkelerde hatta hemen güneyimizdeki komşumuzda, yollarada seyahat ederken araçtan dışarı bakıldığı zaman insanı ferahlatan çiçekler ve bitkiler görülür.Şehir ve köylerdeki yollar, kaldırımlar tertemiz.Boş alanlarda ise, hiç çöp görülmüyor.

    Dünyanın hiç bir uygar ülkesinde, bizde olduğu gibi güpe gündüz ve herkesin gözü önünde gelişi güzel yerlere çöp atılmasına göz yumulmuyor. Çöp atanlar da mutlaka devletin ilgili kuruluşları tarafından belirlenip cezalandırılıyor.

    Ülkemizde ise, çevreye çöp atılması adeta yaygın bir alışkanlık haline gelmiştir.Çünkü bizde, populizm nedeniyle devlet çevrenin kirletilmesini önlemek için gerekli önlemleri alacağı yerde, temizlemeyi tercih ediyor.

    Fakat temizlenen yerler kısa bir süre sonra atılan çöplerle yeniden kirletildiği için, hem çevre kirliliği ortadan kalkmıyor hem de halkın ödediği vergilerle yapılan harcamalar boşa gidiyor.Bu nedenle hükümetin, çevrenin kirletilmesini önleyeceği yerde, sürekli olarak çöpleri toplattırması hiç bir işe yaramıyor.

    Oysa,çevreyi kirletenlerin mutlaka bir bedel ödemek zorunda kalacağının gösterilmesi durumunda, kimse şimdiki gibi pervasızca gelişigüzel yerlere çöp atmayacak ve ülkemiz kirletilmeyecek.

    Bu güne kadar yaşananlardan açıkça anlaşıldığı gibi; sloganlarla, yollara konulan traji komik panolarla ‘halkın çevreyi kirletmemesini rica ederek’ ve bilinçlendirme kampanyaları ile çevrenin temiz tutulması sağlanamıyor.Aksine benimsenen bu yönetim anlayışı,bazı kimseleri çekinmeden ve korkmadan çevreye çöp atmakta daha da cesaretlendiriyor.

    Kuşksuz devletin ilgili kuruluşlarına ve yürürlükteki yasalara rağmen çevrenin kirletilmesi, devlet otoritesine de gölge düşüren çok ciddi bir olumsuzluktur.Bu nedenle bazı sorumsuzların tüm ülkeye zarar vermelerine fırsat verilmemeli, çevreyi kirletenlere mutlaka yaptığı zararın bedeli ödettirilmeli ve böylece temiz bir ülkede yaşama olanağına kavuşturulmamız gerekir.

    Alıntı: Dr. Orhan Aydeniz
    Kıbrıs Postası
     
  3. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    ÇEVRE VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ NEDİR?​

    1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi.

    Dünyada hızla artan çevre sorunlarına dikkat çekmek ve çözüm üretmek amacıyla her yıl 5 Haziran’da kutlanan “Dünya Çevre Günü”nün bu seneki temel konusu “İklim Değişikliği Ve Küresel ısınma idi.

    Sanayileşme ve kentlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre sorunlarının artmasına sebep olmuştur. Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Ölümlere sebep olan solunum yolu hastalıklarının çoğu hava kirliliği sonucunda oluşmaktadır. Balıklar, çevre kirlenmesinden en çok zarar gören canlıların başında gelir.

    Sanayi artıkları, spreyler, yakıtlarla ortaya çıkan gazlar, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler ve çöpler çevre kirlenmesine sebep olan en önemli etmenlerdir.

    Çevre kirlenmesini, insanın doğaya verdiği zarar olarak da tanımlayabiliriz. Doğanın korunması ve tahribatının engellenmesi zorunludur. Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için kirlenmeleri mutlaka önlemek, yeşil alanları ve hayvanları koruyup çoğaltmak gerekir. Bilinçsizce sağa sola attığımız plastik ürünlerin doğada 400 yıl kadar çürümeden kalabildiğini söylersek, karşı karşıya kaldığımız tehlikenin boyutlarını biraz olsun anlayabiliriz. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız.

    Çevre sorunları, nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşmenin bilinçsiz yapılanma sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

    İnsanın çevredeki doğal kaynakları değerlendirmesi olağan bir süreçtir, ancak kaynakların düzensiz ve kötü kullanımı endüstriyelleşme adına çevreye önem verilmemesi sonucu doğa kendisini yenileyemez ve dengesini koruyamaz hale gelmiştir. İnsanların sadece kendilerini ve bugünü düşünmeleri sonucu gelecek nesillere yeterli kaynak ve temiz bir çevre kalmayacaktır.

    alıntı:TURİZM Gazetesi
     

Bu Sayfayı Paylaş