Çevre Kirliliği Hakkında Bilgi - Çevre nedir

'Doğa ve Bitkiler' forumunda Mavi_Sema tarafından 19 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çevre Kirliliği Hakkında Bilgi - Çevre nedir konusu Çevre Kirliliği

    ÇEVRE VE ÇEVRE TAHRİBATININ
    NEDENLERİ

    ÇEVRE NEDİR?

    Çevre, insanların ortak varlığını oluşturan değerler bütünüdür. Çevrenin bileşenleri olarak adlandırılan bu değerlerin her biri yaşamsal niteliktedir. En kısa tanımıyla çevre; içinde yasadığımız atmosfer, üzerinde oturduğumuz toprak ve sudur.
    Kullandığımız her türlü madde ve enerjinin doğal dengeyi bozacak kadar aşırı miktarda çevreye katılması çevre tahribatına neden olur. Bu tahribatın ortaya çıkış nedeni tutarlı bir kentleşme siyasetinin ve kamunun olmayışı, sektörel kararların çevreden ayrı, kısa dönemle ekonomik amaçlarla sınırlı kalmasıdır.
    Son dönemlerde özellikle önem kazanan ve sadece insanların değil, tüm canlı hayatın yasamasını olumsuz yönde etkileyen bu sorunlar;
    -Hava kirliliği
    -Su kirliliği
    -Toprak kirliliği
    -Radyoaktif kirlilik
    -Gürültü kirliliği ‘dir.

    A)HAVA KİRLİLİĞİ

    Havada meydana gelen tahribatı oluşturan kirleticiler; toz zerrecikleri ve bulutları, karbon,azot ve kükürt bileşikleridir. Hava kirliliğinin temelinde iki önemli etken vardır:
    -Kentleşme
    -Endüstrileşme
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    ÇEVRE Hakkında Geniş Bilgi

    ÇEVRE
    İnsanın içinde evrim geçirdiği ortam olan çevre , her zaman farkında olmadığı doğal olaylar ile yaşama koşullarından , yani insanların doğal ortam ile uyuşma biçimin de oluşur. Çevre kavramı yakın bir dönem bazı ülkelerde doğanın , aşağı , yukarı tam anlamıyla “Evcilleştirilmesi’nin yanı sıra , bazı tehlikelerle ve yıkıma uğratıldığı sırada sıra da ortaya çıkmıştır. Söz konusu yıkım , bitkileri , hayvanları hatta insanları kapsar. İçinde yaşadığımız doğal çevre , bütünüyle ensel . hayvansal , bitkisel türlerin , yaşamını yöneten ve yıkıcı süreçler ile yapıcı süreçler arasında ortaya çıkan bir denge sistemidir. Değişiklikler dengeyi tehlikeye sokmadan gerçekleşebilir , ama süreçlerin geriye geri ye dönme eşiğini aştıkları çevre sistemi için tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Çünkü türlerin gelişmesi , rastlantı sonucu değildir.
    Hiçbir tür öbüründen bağımsız değildir. Yiyecek bulma düzeyinde olduğu gibi , ortamı aynı durumda tutma gibi daha yüksek bir düzeyde de , türler bu dengeyi sürdürmede kesin rol oynarlar; dolayısıyla bu ortamda yaşayabilmeleri uiçinde birbirlerine gereksinmeler vardır. Sözgelimi , bir toprak ekilsin yada ekilmesin gibi çeşitli türlerin ve maddelerin ortak etkilerinin bir sonucudur.
    Bitkilerin üstünde yetiştiği onlara besin sağlayan toprakta onları besleyecek kadar maden tuzu ve su bulunması gerekir. Bitkiler ve bakterilerin ışık ışınlarının enerjisiyle ( ışıl birleşim olayı ) kimyasal maddeleri : (mineral tuzlar, karbon ) ve daha karmaşık maddeleri (Proteinler yada aproteinler oluştururlar . Böceklerin ve bitkilerin işbirliği , her türlü yaşamı olanaksızlaştıracak organik atıkların ortadan kalkmasını sağlar.
    ÇEVRE İLİŞKİSİ
    İnsan Yaşamı , dengeler üzerine kurulmuştur . Belki eden önemlisi , insanın uyumlu ilişkisi sonucu çevresi ile oluşturduğu doğal dengedir.
    Sağlıklı yaşamın en temel şartlarından biri , doğal dengesi bozulmamış , temiz bir çevrede yaşamaktadır. 1982 Anayasasının da herkes sağlıklı ve dengeli gir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek , çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir, şeklindeki hüküm 56 . maddede yer alınmıştır.
    1983 ‘te yürürlüğe konan 2872 sayılı çevre kanunu ile bu kanunda büyük bir boşluk oluşturmuş ve çıkarılan yönetmeliklerle kanununun daha işler hale getirilmesine çalışılmıştır.
    Ekolojik dengeyi hızla bozarak çevre sorunlarına sebep olan insan bu sorunların kendine önemsi ve sağlığını olumsuz yönde etkilemesi üzerine çevre sorunu farkına varabilmiştir.
    Doğal dengenin doğal dengenin bozulmasında en büyük etkenlerden biri hızlı nüfus artışı ve çarpık kentleşmedir. Sağlıksız yapılaşmanın getirdiği sonuç ise sağlıksız bir çevre ve sağlıksız insanlardır. Çevre kirlenmesinin önlenmesi , ana ilke insan sağlığının korunmasının sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamasını amaçlar . Bu nedenle kirlenmenin önlenmesinin amacı , başta insan sağlığı olmak üzere diğer canlıların dengeli ve temiz bir ortamda yaşamlarını sürdürmelerini sağlamaktadır.
    Tarımsal mücadele ilaçların besin zincirine karışarak insan vücudunda . Hatta anne sütünde depolandıkları araştırmalara saptanmıştır. Birlemiş milletler çevre komisyonu (UNEP ) raporuna göre yoksul ülkelerde Yaşayan 1. Milyar insan bulunmaktadır.
    Her gün 3500 çocuk önlenebilir hastalıklardan ölmektedir. Bu hastalıkların en büyük nedeni sağlıksız çevre koşulları ile olur. Sonuç olarak yurttaşlar kanunla temiz çevre de yaşama hakları yanında çevreyi koruma ödevini yüklenmişlerdir ve bu görevi ve bu görevi yerine getirmelidirler.

    ÇEVRE KİRLİLİĞİ
    Çevre kirliliği dünyada olduğu gibi , gün geçtikçe artan boyutlarıyla ülkemizde de önemini hissettirmektedir. Kirlenme , doğal kaynaklarımızı kullanılmaz hale getirirken , insanlarımı da tedirgin etmektedir. Artan nüfus ve sanayileşme ile birlikte ; kullanım sonucu ulaşan artık modellerin miktarı ve özellikleri , günümüzde öylesine büyümüştür ki , doğanın , doğanın kontrolsüz bir biçimde atılan artıkların özümlemesi artık mümkün olmamaktadır.
    Yerküremizi saran ve mor ötesi ışınların %98’ini emerek zararlı etkilerden koruyan ozon tabakasının kutuplar üzerinde incelediği belirlenmiş, dünyada da “OZON ALARMI” verilmiştir. Ozon tabakasında ki bu inceleme ( ERİME) , insanlarda ve hayvanlarda çeşitli kanser türlerini hızla artmasına okyanuslarda besin zincirinin bozulmasına yol açabilecektir.
    Asit yağmurları , on binlerce hektar ormanın tahrip olmasına neden olmuştur. “ SERA ETKİSİ” nedeni ile , 21. yüzyıla vardığımız da ısı artışı tarım alanlarının değişmesine , deniz seviyesinin yükselerek kıyı kentlerinin sular altında kalmasına neden olabilecektir.
    İçinde bulunduğumuz yüzyıl, birçok teknolojik yararları insanlara sunarken, bir yandan da insanlığın ortak malı olarak çevreden geri getirilmesi zor , hatta mümkün olmayan varlıkları da alıp götürmektedir.
    20. yy. da dünyadaki hızlı nüfus artışı , sanayileşme , kentleşme ve gelişen teknoloji ile doğal fiziksel kaynaklardan aşırı derecede ve dengesiz şekilde yaralanılmıştır. Bu nedenle , yeryüzünde kullanılmayan , doğallığını koruyabilen alanların sayısı gün geçtikçe azalmakta su, hava, toprak ve orman gibi , insan yaşamı için de hayati öneme sahip unsurların kirlenmesi ve tahribi de her geçen gün artmaktadır.
    1. SU KİRLENMESİ
    Yer yüzündeki sular , güneşin sağladığı enerji ile sürekli bir döngü içinde bulunur . İnsanlar , ihtiyaçları için , suyu bu döngüden alır ve kullandıktan sonra tekrar aynı döngüye iade eder. Bu süreç sırasında suya karışan maddeler , suyu fiziksel , kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirerek. “SU KİRLİLİĞİ” olarak adlandırılan durum ortaya çıkar.
     

Bu Sayfayı Paylaş