Çaylı Köyü Eskipazar Karabük

'Karabük Tanıtımı' forumunda KaRDeLeN tarafından 24 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çaylı Köyü Eskipazar Karabük konusu Çaylı Köyü Eskipazar -Çaylı Köyü Hakkında - Çaylı Köyü Tanıtımı - Çaylı Köyü Resimleri




    Karabük
    Bilgiler
    Nüfus 67 [1] (2000)
    Koordinatlar
    Posta Kodu 78400
    Alan Kodu 0370
    Yönetim
    Coğrafi Bölge Karadeniz Bölgesi
    İl Karabük
    İlçe Eskipazar

    Çaylı, Karabük ilinin Eskipazar ilçesine bağlı bir köydür. ÇAYLI KÖYÜ


    Çaylı Köyü, Eskipazar İlçe Merkezi'nin batısında olup Eskipazar'a altı kilometre uzaklıktadır. Arazisi sulak olup hayvancılık, tarım, sebze ve meyveciliğe elverişlidir. Gövez adında orman kıyısında bir de mahallesi vardır. İklimi karadeniz iklimidir. Çaylı köyü halkının bir kısmı gurbetçi olsa da bir kısmı da Eskipazar ilçe merkezinde ikâmet etmektedir ve köyleri ile de ilgilenmektedirler. Yöremizin tanınmış ve sevilen şu an hayatta olmayan merhum Davulcu Seyitahmet'te Abduş Lakaplı Yağlı karakucak Güreşçilerinden Abdullah ve Ahmet YENİLMEZ' de bu köyümüzdendir.

    Osmanlı Devletinin son zamanlarında yetişen yazar ve ihtilalci Ali Suavi'nin babası Çaylı Köyü'ndendir. 1839 senesinde İstanbul’un Cerrahpaşa semtinde doğdu. Babası İstanbul’da yerleşmiş kağıt mühreciliği (parlatmacılığı) yapan Hüseyin Ağadır. Davutpaşa İskele Rüşdiyesinde bir kaç sene okuyan Suavi, medrese tahsili görmemiş olup, cami dersleriyle kalmıştı. Bu sebeple daha sonraları cami vaizliği yaptığı dönemlerde halkın diliyle ve çok kere de mantıkiyle konuşurdu. Suavi, Sami Paşanın maarif nazırlığı sırasında girdiği imtihanda başarı göstererek, Bursa Rüşdiyesine muallim-i evvel tayin edildi. Ancak ahlaki düşüklüğü dolayısıyla hakkında yapılan şikayetler artınca, bir sene sonra Bursa’dan ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Bir müddet Rüşdiyede baş muallimlik vazifesinde bulundu. Bu sırada hacca giden Ali Suavi, dönüşte Sami Paşanın himayesiyle Filibe Rüşdiyesine hoca olarak tayin edildi. Daha sonra Sofya’da ticaret mahkemesi reisliği, Filibe’de tahrirat müdürlüğü yaptı. 1867 senesinde İstanbul’a dönen Suavi, bir taraftan Şehzade Camiinde vaazlar veriyor, diğer taraftan Filip Efendinin Muhbir adlı gazetesinde yazarlık yapıyordu. Bir süre sonra devlet aleyhinde şiirler yazmaya başladı. Bu durum, gazetenin kapatılmasına ve Ali Suavi’nin Kastamonu’da ikamete mecbur edilmesine yol açtı. Kastamonu’dayken Mustafa Fazıl Paşanın daveti üzerine kaçıp Paris’e gitti. Paris’te Mustafa Fazıl Paşa ve arkadaşlarıyla yapılan toplantıdan sonra, burada alınan karar üzerine Muhbir Gazetesini çıkarmak için Londra’ya gitti. Gazetenin daha ilk nüshalarından itibaren kararlaştırılmış hedeflerin dışına çıktığı görüldü. Bu yüzden Yeni Osmanlılar ve diğer erkan ile arası bozuldu. Namık Kemal ve Ziya Beyin desteklerini çekmeleri üzerine gazete kapanmak zorunda kaldı.

    Londra’da bir İngiliz kızı ile evlenen Ali Suavi, Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesinden sonra İstanbul’a geri döndü. Sultan İkinci Abdülhamid Hanın mabeyn feriki olan İngiliz Said Paşanın yardımı ile Galatasaray Sultanisine müdür tayin edildi. Kötü idaresi ile mektebi karıştırması, perişan tavırları ve Türk halkının örf ve adetlerine uymayan davranışları yüzünden kısa zaman sonra bu görevden azl edildi. Bu olaydan sonra Abdülhamid Hana ve idaresine düşman kesilen Ali Suavi, Sultan’ı tahttan indirmeye ve yerine beşinci Murad’ı padişah yapmaya karar verdi. Bu konuda İngilizlerin de desteğini sağladı. Bunun için gizli olarak çalışmaya başladı. Etrafına topladığı beş yüz kadar göçmen ile 20 Mayıs’ta Beşinci Murad’ın bulunduğu Çırağan Sarayı’nı basarak, beşinci Murad’ı dışarı çıkardı. Bu sırada yetişen Beşiktaş muhafızı Hasan Paşanın vurduğu bir sopa darbesiyle Ali Suavi, olay yerinde öldü (1878). Yıldız Sarayı civarında bir yere gömüldü. Bugün yeri kaybolmuştur. İngiliz olan karısı Mary, olay gecesi yalıda bulunan belgeleri yaktıktan sonra derhal kendisini bekleyen gemi ile Londra’ya kaçtı (Bkz. Çırağan Vak’ası).

    Ali Suavi daima ön safta bulunmak isteyen, övülmeyi seven, yalan söylemekten çekinmeyen ve dostluğuna güvenilmeyen bir kişiliğe sahipti. Onun bu şahsiyetini iyi değerlendiren İngilizler, kendisini istedikleri biçimde yetiştirmişler ve kullanmışlardır. Nitekim o, rejim meselesinde İngiliz parlamentarizmine benzeyen bir meşrutiyet arzusunu daimi olarak dile getiriyordu.

    Diğer taraftan klasik medrese tahsili bile görmeyen Suavi, belli çevrelerce muhaddis ve hatta müctehid gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Suavi, dinde reform yapmak gerektiğini, hutbenin her milletin kendi dilinde okunmasını ısrarla savunmuştur. Suavi’nin bu fikirleri daha sonra Cemaleddin Efgani adlı yine bir İngiliz ajanı tarafından geliştirilecektir.

    Namık Kemal’in Abdülhak Hâmid’e gönderdiği bir mektubunda, Ali Suavi hakkında söylediği şu sözler bir hayli düşündürücüdür: “Ali Suavi hiç de senin tahminin gibi bir adam değildi. Bir çehre nümayişine aldanmışsın. Onunla iki sene arkadaşlık ettim. O öyle bir adamdı ki, garazkâr ve dünyada misli görülmedik bir şarlatandı. Ben her şeye öyle kolay inanmadığım halde, bana kendini yedi-sekiz dil biliyormuş gibi gösterdi. O kadar cahil, cehaletiyle beraber o kadar mağrurdu. Türkçe üç satır bir şey yazsa, aleme maskara olurdu.”

    Çaylı Köyü'müzün çok bilinmeyen ama büyük gurur verici tarihi bir yönü daha vardır. Bu da Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mazlum milletlerin hürriyet ve özgürlüklerinin meşalesi Büyük ATATÜRK'ün bu gün yatmış olduğu ANIT KABRİN yapı taşlarının, Eskipazar Çaylı Köyü sınırları içindeki taşocaklarından çıkmış olması. Eskipazar'lı Türk evlatları olarak hepimizi mutlu eden bu tarihi olayla ilgili şair de diyor ki:

    ---ANITKABRİN TAŞLARI---


    " ESKİPAZAR'IN TAŞLARI,
    AKŞAMLARI YAĞIZ YAĞIZ
    SABAHLARI TUNCA BAKAR
    ESKİPAZAR TAŞLARINI,
    BİRAZ DERİNCE YONTSANIZ
    YA MEHMET, YA GÜNEŞ ÇIKAR.

    ESKİPAZAR'IN TAŞLARI,
    YANGINDAN ÇIKMIŞ BİR ÇEĞİL
    KÜLÇE KÜLÇE, DAMAR DAMAR...
    ESKİPAZAR'IN TAŞLARI,
    ESKİPAZAR'LARDAN DEĞİL,
    BİZİM BAĞRIMIZDAN ÇIKAR.

    ESKİPAZAR'IN TAŞLARI,
    OYLUM OYLUM, DAMAR DAMAR.
    BU DAMARLARI DOLDURMAYA
    ÇATAL YÜREK İSTER BEĞİM!
    EKİPAZAR TAŞLARININ
    ANITKABRE KOŞTUĞU,
    İŞTE BU YÜZDENDİR BEĞİM!
    DEYME ER YÜREĞİ YETMEZ
    BU TAŞLARI GÜLDÜRMEYE.

    ESKİPAZAR'IN TAŞLARI,
    KANATLARI KURSAĞINDA,
    BEKLEŞEN KARTAL KUŞLARI
    ESKİPAZAR'IN TAŞLARI,
    BİR ÇİÇEK BOZUĞU YİĞİT;
    GÖZÜNDEN BOZKIRLAR BAKAR.
    ESKİPAZAR'IN TAŞLARI,
    YA GAZİDİR YAHUT ŞEHİT;
    UCU DESTANLARA ÇIKAR.

    ESKİPAZAR'IN TAŞLARI,
    AKŞAMLARI YAĞIZ YAĞIZ
    SABAHLARI TUNCA BAKAR.
    ESKİPAZAR TAŞLARINI,
    BİRAZ DERİNCE YONTSANIZ
    YA MEHMET, YA GÜNEŞ ÇIKAR"(4).

    Tarihi

    Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.
    Kültür

    Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.
    Coğrafya

    Karabük iline 40 km, Eskipazar ilçesine 5 km uzaklıktadır.
    İklim

    Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.
    Nüfus
    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2007
    2000 67
    1997 84
    Ekonomi

    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
    Muhtarlık

    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

    Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

    2004 -
    1999 -
    1994 -
    1989 -
    1984 -

    Altyapı bilgileri

    Köyde ilköğretim okulu yoktur. Köyde, içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi de yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
    Kaynak : Vikipedi, özgür ansiklopedi
    Kaynak : Yerel Net

    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş