Çayırdüzü Köyü Çamlıhemşin - Rize

'Rize Tanıtımı' forumunda KaRDeLeN tarafından 22 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çayırdüzü Köyü Çamlıhemşin - Rize konusu Çamlıhemşin Çayırdüzü Köyü - Çayırdüzü Köyü Hakkında - Çayırdüzü Köyü Tanıtımı - Çayırdüzü Köyü Resimleri




    İlçe: ÇAMLIHEMŞİN

    İl: RİZE


    Köy Muhtarı: ALİ KEMAL ÖZKURT

    Muhtarlık Erişim Bilgileri:

    Telefon: 0 (464) 656 64 64

    Cep Telefonu: 0 (536) 790 39 29


    Demografik Bilgiler:

    Nüfusu:2000-1024

    1997- 990

    İle Uzaklığı: 62 km

    İlçeye Uzaklığı: 9 km

    Rakım: 500 m


    Tarihi

    Köyün adı 1950li yıllarda değiştirilerek türkçe yapılmıştır. Köyün asıl ismi lazca olan Ğvandi'dir.


    Ğvandi Köyü'nün sosyolojik incelemesi İlyas Ahmedoğlu 06.10.2004

    Bu çalismanin amaci kapitalist iliskilerinin köylülük üzerinde -özelde Gvandi köyünde- meydana getirdigi degisiklikleri genel çizgileriyle de olsa belirlemek ve bu degisikliklerin Türkiye’nin diger bölgelerindeki köylerle arasindaki benzerlikleri ve farkliliklari belirlemektir. Böylelikle, arastirma konusu olarak seçilen Gvandi’nin (Çayirdüzü Köyü) bugünkü durumunu da ortaya koymayi amaçliyoruz. Dogu Karadeniz’in en önemli geçim kaynaklarindan biri olan ve özellikle Gvandi Köyünün tarimsal alaninda tek geçim kaynagi olan çayin köye girmesiyle köyde meydana gelen degisikler ve bunun isiginda hane halkinin ve köy kadininin bugünkü durumu vurgulanmaya çalisilmistir. Gvandi Köyü’nün ismi 1958 yilinda ‘Çayirdüzü’ olarak degistirilmistir. Ne var ki Çayirdüzü deniliyorsa da kesinlikle düz degil dik bir yamaç üzerine kurulmustur. Gvandi, Me´khaleskir ti (Dikkaya) köyünün bir mezrasi durumundayken 18. yy.da bagimsiz 40 hane olarak yerlesilmeye baslanmis1 ve bugün ise 300’ü askin hane sayisina ulasilmistir. Önceleri Pazar (Atina) ilçesine bagli olan köy 1958 yilinda Çamlihemsin’in ilçe olmasiyla, bu ilçeye baglanmistir.2 Fakat Çamlihemsin ile olan iliskiler resmi islemler disina pek çikmamaktadir. 1970 yilina kadar köy, tarim ve hayvancilikla geçimini saglamaktaydi. Köylünün büyük çogunlugu kendisi için üretim yapmakta, köy içinde tüketilmekteydi. Bu ürünler; misir, lahana, fasulye, kabak, salatalik, patates, biber, findik, arpa, kenevir vb. Bunlardan pazar için üretilen sadece misirdi. Misirin pazarlanmasi ise 23 km uzaklikta olan Pazar ilçesinde yapiliyor ve bu ürüne karsilik en çok tuz aliniyor, bunun yaninda az da olsa seker aliniyordu; çünkü halk seker ihtiyacini daha çok bal üretiminden karsiliyordu. Yine pazardan bazi üretim araçlari (kazma, kürek, balta vs.), köy içinde üretilemeyen mutfak araçlari ve silah gibi mekanik araçlarin da satin alindigini ögreniyoruz (köy mülakatlarindan). 1997 yilinda yapilan alan arastirmasi sonucunda elde edilen verilere göre aile reislerinin %66.7’sinin topraklari 1970 öncesinde hanenin geçimi için yeterliymis. Bugün ise sadece tarim ya da hayvancilikla geçinen aile yok denecek kadar az (% 6.7). Çünkü ‘70 öncesinde pazarla olan iliskiler azdi ve tüketim ile üretim dengede gidiyordu. Fakat ‘70 sonrasinda pazarla olan iliskilerin artmasi tüketimin artmasina, topraklarin yetersizlesmesine ve geçim için yeni is alanlari aranmasina yol açti. Bu yeni is alanlari ise; ticaret (%50), yaricilik (%20), isçilik (%15) ve hem yaricilik hem de ticaretle ugrasanlar (%15)’dir. 1970 sonrasinda pazarla olan iliskilerin artmasinin nedeni, çay tariminin köye girmesiydi. Tamamen pazar için üretilen çayin tarimsal alana girmesiyle diger tarimsal ürünlerin üretilmesinde (özellikle misir) büyük bir düsüs yasandi. 70’li yillarda pazar iliskilerinin yerlesmesiyle birlikte ilk defa un alinmaya baslandi. Köye ilk televizyon (tüplü) 1972’de, ilk minibüs ise 1980’de girdi. 1981 yilinda elektrik geldi. Bugün elektrigi baglanmamis hane yok. Telefon ise 1994’te geldi, telefonu olmayan hane yok denecek kadar az (% 6.7). Toplumsal Ve Ekonomik Yapi Köyün nüfusu 2300-2500 civarindadir. 14 yasin altinda olanlar 500-600 kisi, 300-350 kisi de 50 yasin üstündedir. 270 hanelik köyün merkezinde 60 hane vardir. Yani merkezin yaklasik dört kati, merkez disindaki mezralarda (merzede) yasamaktadir. Köyde hane basina 8-9 kisi yasamaktadir. Fakat erkeklerin büyük bir çogunlugu köy disinda yasamaktadir. Köyde yasayan erkeklerin (hane reislerinin) %40’i köyde isçilik (marangozluk, ot biçme, yeni tarim alanlarinin açilmasi, insaat, yol tamirati, odun kesme türü isler yapmakta), %26’si hayvancilik, %20’si köy disinda çalisip da arastirma yaptigimiz dönemde köyde bulunan erkekler. Arastirma kapsamina giren erkeklerin %73.3’ü ilkokul mezunudur.

    Dil:

    Arastirma kapsamina giren ailelerin %93.3’ü evde ve köyde Lazca konusuyor. %6.7’si ise hem Lazca hem de Türkçe konusuyor. Köy halkinin %60’i sehirde hem Lazca hem de Türkçe konusuyor, %40’i ise sadece Türkçe konusuyor. 0-5 yas arasi çocuklarla %40 Türkçe, %60 hem Türkçe hem de Lazca konusuluyor. 5-10 yas arasi çocuklarda %60 Lazca %40 hem Lazca hem de Türkçe konusuluyor . Küçük yastaki çocuklarla daha çok Türkçe konusulmaya çalisilmasinin nedeni Türkçe’yi daha iyi ögretebilme kaygisindan kaynaklaniyor. Fakat yarim yamalak Türkçe bilgisi ve telaffuzuyla ögretilen Türkçe, hem Lazca’ya hem de Türkçe’ye zarar vermekte, iki dil de eksik ögrenilmektedir. Kanimizca aile içinde anadil, okulda da Türkçe ögretilmesi gerekir. Çünkü her iki dilinde kendi kosullarinda ve o dili iyi konusan ve bilen insanlardan ögrenilmesi gerekir. Göç: Arastirma kapsamina girenlerin %46’si mevsimlik göç ediyor. Bunlarin %75‘i çevre ilçelere çay toplamaga gidiyor, kalan ise isçilik yapiyor. Çay toplamaya gidenlerin büyük çogunlugu kadinlar. Bu olgu ise son on yildir yogunluk kazandi. Sürekli göç edenlerin orani ise %33.3. Bunlarin %75’i hane reisinin oglu, %25’i ise hane reisinin kendisi. Gidenlerin %60’i esnaf, %40’i ise isçilik yapiyor. Göç edenlerin %80’inin mallari ailede kalanlar tarafindan kullaniliyor. Bu kisiler yaz aylarinda ya tatil için ya da çay toplamak için geliyorlar. Gidenlerin %80’i hem para kazanmak için hem de meslek edinmek için gitmisler. Bunlar arasinda geçimlerini saglayabildikleri halde gidenler yok. Arastirma kapsamina girenlerin hepsi göç edenlerin gitmekle iyi yaptiklarini söylüyorlar.

    Yetistirilen Ürünler:

    Uygulama kapsamina giren ailelerin %20’si yilda 7 ton çay üretiyor. Diger %20’si 3, %33’ü ise 5 ton çay üretiyor. Köy içinde pazar için üretilen tek geçim kaynagi çay. Bazi aileler hayvancilik yapmakta fakat, kendi geçimlerinin disinda pazar için üretim yapanlar (%6.7) çok az. Daha önce degindigimiz gibi çayin köye girmesiyle köy içinde diger etkinliklere olan ilgi azaldi. Ironik bir biçimde çay da geçim için yeterli olamamaktadir. Sadece köy içindeki etkinliklerle geçimini saglayan aile yok denecek kadar az (% 6.7). Ailelerin hepsi çaylarini vadeli satiyorlar. %80’i ÇAYKUR’a (Devlet kurumudur), %20’si de özel sektöre satmaktadirlar. Ailelerin %86.7’si topragini kendi isliyor. Digerleri ise, büyük çogunlukla, topraklarinin sadece bir bölümünü isçi ya da yaricilara veriyor. Ailelerin %80’inin 45 dönümden daha az topragi var. Hanelerin %26.7’si yaricilik yapiyor. Bu ailelerin hepsi ‘90’li yillardan sonra yariciliga baslamislar. Daha önceleri topraklari yeterliymis. Daha dogrusu büyük çogunlukla simdi de ayni topraga sahipler ama, elde edilen ürünlerdeki fiyatlar ülke kosullarina göre artmadigi ve buna karsilik tüketim olgusu arttigi için toprak yetersiz gelmeye baslamis. Topraklarinin yetersiz oldugunu söyleyenlerin %50’si geçimini saglamak için ticaretle ugrasiyor. %20’si yaricilik, %15’i isçilik ve hayvancilik, diger bir %15 ise hem yaricilik hem de ticaretle ugrasiyor. Ailelerin %66.7’sinin topraklari 20 yil öncesine kadar yeterliymis. Hanelerin %53.3’ü topraklarini miras yoluyla elde etmisler. %40’i ise hem miras hem de satin alma yoluyla elde etmisler. Satin alinan topraklarin %50’si 15 dönümden az, kalan %50 ise 15-30 dönüm arasi.

    Emek Kullanma Biçimleri: Köyde tarla islerini %66.7 oraninda yasli kadinlar, yetiskin kadinlar ve kiz çocuklari yapiyor. %33.3’ünde ise bunlarin yaninda ailenin diger fertleri de yardim ediyor. Hayvanlarla ilgili isleri %53.3 oraninda yasli kadinlar, yasli erkekler ve yetiskin kadinlar yapiyorlar. Ev islerini yetiskin ve yasli erkekler disindaki aile fertleri yapiyor. El islerini ise tamamen kadinlar yapiyor. Odun tasima islerini % 40 oraninda yasli ve yetiskin kadinlar, %26.7 oraninda ise sadece yetiskin kadinlar yapiyor. sehirdeki islerin %53.3’ünü sadece erkekler yapiyor, %46.7 oraninda ise gerektigi taktirde ailenin diger fertlerinin de bu tür isleri yaptiklarini belirttiler. Insaat, aricilik gibi isler "erkek isi", bunun yaninda insaata malzeme tasima isi arabalarin yaninda -ayni zamanda- kadinlarin da isi. Bu islerin bu sekilde bölüsümü ancak hastalik durumunda (%66.7) degisiyor. Kadinlarin yaptigi isleri erkekler yapamaz diyenlerin orani %33.3. %20’si ise erkekler yaparsa verimin düsecegini, diger bir %20’si de gerekirse yapabilecegini söylemislerdir. "Kadinlarin yaptiklari isleri yapar misiniz?" sorusuna, %60’i gerekirse yaparim, %40’i ise "yapmam" cevabini vermislerdir. "Erkeklerin yaptigi isleri kadinlar yapabilir mi?" diye soruldugunda %46.7’si yapamayacagini, %33.3’ü ise sadece köydeki isleri yapabileceklerini söylemislerdir. Köy içindeki islerde hâlâ (%86.7) yardimlasma var. Bunun yaninda ücretli isçilik de (%73.3) artarak devam eden bir olgu. Ücretli isçilik için köy disindan gelenler sadece %20 oraninda.

    Tarim Girdileri: Suni gübre kullananlarin %46.7’si 20 yildir kullandiklarini söylüyorlar. Son on yildir suni gübre kullanmayan aile yok. Hanelerin %66.7’si hane geliri azalsa bile suni gübre kullanmaktan vazgeçmiyor. Çünkü iyi verim elde etmek için suni gübrenin gerekliligi düsünülüyor. Hanelerin %26.7’si 2,%26.7’si 3, %46.7’si de 4 ile 10 arasi inek + öküze sahipler. Inegi olmayan aile yok, çünkü köyde en çok tüketilen gidalar hayvansal ürünler. Bunun yaninda daha önceleri önemli bir geçim kaynagi olan küçükbas hayvancilik son yirmi yilda çok geriledi (%13.3). Çayin gelmesiyle diger etkinlikler gibi aricilik da artik yapilmamaya baslandi. Aricilik yapanlarin orani sadece %6.7 kadar. Hayvanlardan elde edilen ürünlerin %86.7’si kendi için, %13.3’ü de pazar için üretilmekte. Köylünün %46.7’si hiçbir yerden borç almadan kendi kendine yetmeye çalismakta. %26.7’si Ziraat Bankasi’ndan kredi aliyor. %20’si de akrabalarindan ve genelde döviz üzerinden borç aliniyor.

    Köyün ve Köylünün Sorunlari: Köyün en önemli sorunu yol. Dik bir yamaç üzerine kurulan köyün yollari çok bozuk. Bunun yaninda köyde saglik ocagi olmasina ragmen saglik personeli yokmus. Ayrica egitim köy için önemli bir sorun. Çünkü, ortaokula gitmek için çocuklar her gün en az 4-5 km. yürümek zorundalar. Lise için ise yürümek fayda etmiyor. Ya büyük sehirlere akrabalarinin yanlarina gidiliyor ya da çevre ilçelere. Bu ilçelere (genelde Ardesen ilçesine) ya her gün arabayla gidiliyor ya da birkaç kisi ortak ev tutup ailelerinden uzakta yasamayi küçük yasta ögreniyorlar. Hanelerin en önemli sorunlari ise; %60’inin ev, %40’inin geçim sikintisi. Hane reisinin en önemli derdi ise is bulamamak ve dolayisiyla geçimini saglayamamak (%80). Son on yilda köy için yapilan en önemli çalisma yeni yollarin yapilmasi, yollar yapilirken yikilan bir ilkokulun tamiri, telefonun gelmesi ve saglik ocaginin yapilmasi. Ayrica yeni çay alim yerleri açilmis, bir de cami onarilmis. Köyde Kadin

    Ekonomik Faaliyetler: Köy içinde yapilan etkinliklerin büyük çogunlugunda kadinlari görüyoruz. Çamasir, bulasik, yemek, çocuk bakimi, hastalara bakma, dikis, çay, misir, sebze ve meyvelerle ilgili islerin hemen hepsi "kadin isi". Çay, sebze ve meyveyle ilgili islere erkeklerin sadece yardim ettiklerini görüyoruz. Odun ve ot tasima islerini de araba olmadigi zaman yine kadinlar yapiyor. Bütün isleri kadinlarin yapmasina ragmen ailenin reisi her zaman oldugu gibi erkek. Erkeklerin %53.3’ü hane ile ilgili konularda kadinlara danisiyorlar. Fakat bu danisma %80 oraninda tarla ve hayvanlarla ilgili isler için geçerli. Çay parasi alimi ve bankadaki islerin büyük bir kismini (%93.3) erkekler yapiyor. Kadinlara nedenini sordugumuzda %40’i bu islerin "erkek isi" oldugunu söylediler. "Bu isleri kadinlar yapabilir mi" diye soruldugunda %93.3’ü yapabilecegini belirtti.

    Egitim: Kadinlarda okuma yazma orani %53.3 kadar. Bunlarin %93.3’ü ilkokul mezunu ya da mezun olamadan okuldan ayrilanlar. Neden daha fazla okumadiniz diye soruldugunda %53.3’ü okutulmadiklarini, %33.3’ü de okul yoklugundan okuyamadiklarini belirtmislerdir. "Tek bir çocugunu okutabilecek durumda olsaydin kizini mi oglunu mu okuturdun?" diye soruldugunda %53.3’ü kizini okutmak istedigini söylemis, nedeni soruldugunda ise, kizlarin sürekli ezildiklerini, bir meslek sahibi olarak bu ezilmislikten kurtulmalari gerektigini vurguladilar. Erkek çocugumu okutmak isterim diyenler (%40) ise erkek çocuklarin anne-babaya baktiklarini, kizlarin ise evlenip evden ayrildiklarini söylüyorlar.

    Evlilik ve Çocuk: Kadinlarin %20’si 20 yasinda, %20’si 17 yasinda, %33.3’ü 16 yasinda, %6.7’si de 13 yasinda evlendiklerini belirtmislerdir. Kocalarinin evlilik yaslari ise, %20’si 17, %20’si 20, %46. 7’si ise 20 yasin üstünde evlenmisler. Bu evliliklerin %80’i görücü usulü ile gerçeklesmis. Akraba evliligine hâlâ olumlu yaklasanlar var (%33.3). Evlenenlerin hepsi önce imam nikahi yaptirmislar. %40’i bir yil sonra, %33.3’ü de üç yildan daha fazla bir süre sonra resmi nikah yaptirmislar. Erkekler genelde köy disinda çalistiklari için (%66.7) yilin büyük bir çogunlugunda (8-9 ay) ailelerinden uzakta yasamaktalar. Kadinlarin %26.7’sinin iki, %26.7’sinin üç, %26.7’sinin de yedi çocugu var. %33’ü birer kez ölü dogum yapmislar, %33.3’ü iki çocugunu aldirmis, %26. 7’si de üç çocugunu aldirmis. Kadinlarin %33.3’ünün dogum kontrolünden haberleri yok. Bu kadinlar orta yasin üstünde olan kadinlar. Erkeklerin hiçbiri dogum kontrol araci kullanmiyor. Ayrica kadinlarin %60’i kocalarindan dayak yediklerini itiraf ederken, %40’i dayak yemediklerini söylemislerdir.

    Sahiplik-Mülkiyet: Kadinlarin %93’üne babalarindan miras olarak hiçbir sey kalmamis. Annelerinden de %73.3 oraninda hiçbir sey kalmamis. %20’sine de sadece giyim esyasi kalmis. Mirasta kadinlara hiçbir sey verilmedigi gibi, köyde mülkiyetin sahibi erkek. Bunun sebebini ise; %33.3"ü erkeklere daha fazla deger verilmesiyle, %26.7’si erkeklerin daha akilli olmasiyla, %20’si ise kadinlarin cahil olmasiyla açikliyorlar. Kadinlarin % 53.3’ünün sadece kendisine ait parasi yok. Olanlarin % 80’i ise kendi çalisarak kazandiklari paralar. Bu paralarin nerelerde harcanacagi soruldugunda %93.3 oraninda eve ve çocuklarina harcayacaklarini belirtmislerdir. Kendine esya alacak olan ise sadece %6.7. %73.3’ü de eger esleri isterlerse bu paralari vereceklerini söylemislerdir. Onlara göre kadinlarin en önemli sorunlari; çok çalismak, çocuk büyütmek, çocuklarin evlilikleri ve askerlikleri ve esleriyle olan geçimsizlikleri. Kadinlara göre erkeklerin sikintilari ise; ev geçindirmek, askerlik, evlilik ve köyde bos zamanlarini geçirecekleri mekanlarinin (ör. kahveler) olmamasi. Kadinlarin %73.3’üne göre erkekler hiç çalismazlarsa haneler gene de geçimlerini saglayabilirler. Çünkü köydeki isleri zaten kadinlar yapiyorlar.

    Sonuç Her toplumun diger toplumlarla benzer özelliklerinin bulunmasinin yaninda, tamamen kendine özgü özelliklerinin de varoldugu bilinir. Gvandi köyünün, Anadolu’nun diger köyleriyle ortak yanlarinin bulunmasinin yaninda, cografi kosullarindan ve tarihi geçmisinden kaynaklanan tamamen kendine özgü bir yapisi var. 1970 öncesinde büyük oranda kendi için üretim yapan köy, bu tarihten sonra çay tarimi ile birlikte pazar için üretime geçmistir. Çay tariminin köylüye yetmemesiyle birlikte daha önce zaten var olan ticaret-gurbetçilik artarak tekrar su yüzüne çikmaya baslamistir. Kapitalizmin gelismesiyle birlikte köylülerin de proleterlesecegi türü Ortodoks Marksist yaklasimin öngörüsünün geçerliliginin nispeten zayifladigi söylenebilir. Ama artik kapitalizmin kendi sürekliligini saglamak için yeni üretim iliskileri, yeni toplumsal formasyonlar ortaya çikardigini görüyoruz. Postmodernizm, Postfordizm olasilikla bu sürekliligin kentsel yeni boyutlari. Anadolu’da kirsal alanlarda köylü, önceleri kendi üretim araçlariyla kendi topraklarini islerken, artik bu topraklarda isçi, yarici durumuna düstügünü görüyoruz. Böyle bir topraksizlasmanin olmadigi Gvandi’de ise, küçük köylü mülkiyetinin varoldugu düsünülebilir. Bunun yaninda yapilan arastirmada görüldügü üzere bu bölgedeki küçük köylü mülkiyeti kendini yeniden üretememekte, kendi geçimini saglayamamaktadir. Küçük köylü mülkiyetiyle kendini idame edemeyen halk, ticaretten saglanan gelirle ayakta durmaya, tarimla ticareti birbirine eklemleyerek geçimini saglamaya çalismaktadir. Bu sürecin ise ne kadar daha böyle eklemlenerek devam edecegi önemli bir soru. Notlar: 1 Yeniçirak, Seçkin, Firtina vadisi, basima hazirlaniyor. 2 Agy.

    Ekleyen Av.Ahmet Çakır


    [​IMG]

    [​IMG]


    Kaynak : Vikipedi, özgür ansiklopedi

    Kaynak : Yerel Net


    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş