Çanakkale Savaşı piyesler - Çanakkale Savaşı konulu piyesler

'Tiyatro ve Skeçler' forumunda SeLeN tarafından 14 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çanakkale Savaşı piyesler - Çanakkale Savaşı konulu piyesler konusu Çanakkale Savaşı ile ilgili piyesler

    Oynayanlar

    Komutan - Astsubay Selami
    Asker 1 - Onbaşı Veysel Saygılı
    Asker 2 - Murat Yıldırım
    Asker 3 - Mehmet Demirel
    Asker 4 - Ali Aslan
    Asker 5 - Mustafa Özsoy
    Sunucu -
    Görevli 1 -
    Görevli 2 - Sadık Bey?
    Gümrük Motroru Çarkcısı - Selim Yoludüz
    Anne-Baba -
    Çocuk -
    Gazeteci Çocuk -

    I. PERDE

    ( Başta sunucu sahneye çıkar. Piyesin konusu hakkında bilgi verir.)

    Sunucu- 1953 yılında, Dumlupınar adlı denizaltıyla Akdeniz’de yaptıkları tatbikattan dönerken Çanakkale Boğazı’ndan geçtikleri sırada İsveç Bandıralı "Naboland" adlı şilebin çarpmasıyla 81 denizci askerimiz şehit oldu. Onlar Çanakkale’nin son kahramanlarıdır. Hem onların hikayesi hem de Çanakkale’deki kahraman şehitlerimizin hikayesini anlatacağız. Oyunda geçen isimler gerçek tir. Denizaltı batmadan önceki son dakikaları göreceğiz, şimdi sessiz olalım, kahraman askerlerimiz Seyit Onbaşıların, 57. Alayların, Mustafa Kemallerin diyarı Çanakkale’den geçiyor.

    (Perde açılır. Sahne denizaltıyı anımsatacak şekilde düzenlenmiştir. 6 asker sahnededir. Başlarında komutanları vardır.)

    Komutan- Veysel Onbaşı!
    Asker 1- Emredin komutanım!
    Komutan- Denizaltının seyri hakkında bilgi ver.
    Asker 1- (çevik bir şekilde) Durum normal komutanım. Normal seyrimizde ilerliyoruz. Şu an denizin 47 metre altındayız. Yalnız deniz yüzeyi sisli, görüş mesafesi çok az. Denizaltımız Dumlupınar ile birazdan Çanakkale Boğazı’na gireceğiz.
    Komutan- Tamam asker. (komutan uzaklara bakar) Demek 250 bin askerimizin kahramanca şehit olduğu Çanakkale’den geçiyoruz. Dedelerimizden, babalarımızdan hep gururlanarak hikayelerini dinlediğimiz o eşsiz kahramanların sahneye çıktığı yerden geçiyoruz. (askerlere döner) Birazdan yedi düvele canla başla karşı koyduğuz Çanakkale’den geçeceğiz arkadaşlar.
    Asker 1- (Heyecanlı) Komutanım, komutanım Çanakkale Boğazı’na girdik. Solumuzda Gelibolu yarım adası, sağımızda Kumkale var.
    Komutan- Tamam asker. Arkadaşlar dikkatli olun boğazı sis kaplamış.
    Askerler- (hep bir ağızdan) Emredersiniz komutanım.
    Asker 4- Komutanım Çanakkale Savaşları burada mı olmuş?
    Komutan- Evet. Bu boğazda ve bu topraklarda olmuş. Dünyanın her tarafından sayısız millet Çanakkale’yi işgal etmek için gelmiş. Ne diyor Mehmet Akif:

    Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
    Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.
    Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
    Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
    Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
    Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
    Hangi tauna da zuldür bu rezil istila...

    Asker 2- Komutanım şimdi 1953’teyiz, Çanakkale Savaşı olalı yaklaşık 38 yıl olmuş. O zamanda şimdiki gibi güçlü bir ordumuz varmıymış?
    Komutan- Ne yazık ki o zaman elimizdeki ne silah ne de mermi yeterliymiş; ama Mehmetçiğin vatan aşkı sayesinde o dönemin süper güçlerini yenmişiz.
    Asker 3- İngilizlerin zırlı gemileri boğazı geçmek istemiş.
    Komutan- Mehmetçik azmetmiş de o çelikten zırhlıları bu boğazdan geçirmemiş.
    Asker 1- Şimdi biz denizaltımızla bu boğazdan özgürce geçiyorsak Çanakkale şehitlerinin sayesinde geçiyoruz.
    Asker 2- Ne güzel söyledi Veysel Onbaşı. Hay yaşa!
    Asker 3-

    Övün ey Çanakkale, cihan durdukça övün!
    Ömründe göstermedin bin düşmana bir gün.
    Sen bir büyük milletin savaşa girdiği gün,
    Başına yüz milletin birden üşüştüğü yersin!

    Komutan- Bu topraklar Çanakkale Savaşı’nda nice kahramanlar doğurdu. Ezineli Yahya Çavuşlar….
    Asker 2- Seyit Onbaşılar…
    Asker 5- 57. Alaylar…
    Komutan- Mustafa Kemaller…
    Asker 4- Şimdi binlerce isimsiz kahraman Conkbayırı’da, Arıburnu’nda, Kanlısırt’ta yatıyor.
    Asker 1- Komutanım şimdi boğazın en dar yeri Kilitbahir’den geçiyoruz.
    Komutan- Evet arkadaşlar burası Seyit Onbaşı’nın tarih yazdığı yerdir. O kahraman asker burada İngilizlerin batmaz denilen zıhlısı “Ocean”ı batırmıştır. Şimdi o zırhlı boğazın derin sularında yatıyor.
    Asker 3- Komutanım o zırhlılar hala bu derinliklerde mi? (merakla)
    Komutan- Evet.
    Asker 3- Peki onları görebilir miyiz?
    Komutan- Şu anki derinliğimiz uygun o batan zırhlıları belki görebiliriz.
    Asker 4- Hadi arkadaşlar iyice bakalım belki görürüz. (heyecanla)
    Asker 2- Tarihin yazıldığı Çanakkale’de boğazın bu derinliklerini belki de hiç kimse görmemiştir.
    Asker 5- Evet!
    Asker 4- Görebiliyor musunuz? (sesini kısarak)
    Asker 3- Yok, göremeyiz herhalde denizin dibinde görüş mesafesi fazla değil.
    Asker 2- Gördüm! (coşkuyla)
    Komutan- Hani!
    Asker 2- Gördüm, işte işte! Bak!
    Komutan- Evet evet! Kocaman bir zırhlı bu.
    Asker 5- Çanakkale’nin yiğit askerleri bu koca zırhlıları nasıl batırmış! (Sesinin kısarak)
    Asker 1- Bir tane de burada var bakın! (coşkulu)
    Asker 3- Bir tanede burada! Denizin altı gemi kaynıyor! (coşkulu)
    Asker 2- O, dünyanın her tarafından toplanıp getirilmiş Hintlisi, Yeni Zenlendalısı, Avustralyalısı, boşuna yenilgiyi kabullenip çekip gitmemiş.
    Asker 4- (Durgunlaşırlar, asker şapkasını yavaşça eline alır, boşluğa bakar, sesizce, düşünceli) Aman Allah’ım bu ne büyük asker, nasıl savaşmışta bu zırhlıları batırmış. Hem de elindeki o imkansızlıklarla…
    Asker 3- -Ne kahraman soyumuz var. Vay be!
    Asker 5- Peki Seyit Onbaşı’nın batırdığı gemi hangisi?
    Komutan- Buralarda bir yerdedir?
    Asker 1- Komutanım adı neydi o zırhlının?
    Komutan- Ocean zırhlısı.
    Asker 4- Şurada bir tane daha var. O mu acaba? Yanından geçiyoruz bakın.
    Asker 2- Bakın üzerinde bir yazı var. (Heyecanlı) Ney o? (düşünerek) Okuyamıyorum.
    Asker 4- Ocean (heceleyerek) O zırhlı. O zırhlı! (coşkulu) Okudum.
    Asker 2- Hani?
    Asker 4- İşte! Ocean zırhlısı. (heceleyerek)
    Asker 1- Boğazın soğuk sularında nasıl da yatıyor.
    Komutan- Evet doğru söylüyorsun asker bu gemi Seyit Onbaşı’nın batırdığı zırhlı.
    Asker 1- Hey Koca Seyit hey! (coşkulu) Bu ne yiğitliktir.

    Hepsi donar. (şiirsel bir hava yaratırlar.)
    Asker 3-
    Namus dedi Koca Seyit,
    Yanakları al al oldu!
    Asker 2-
    Daldı gitti uzaklara,
    Kirpikleri nemle doldu!
    Asker 1-
    Güllem dedi Koca Seyit,
    Topu yorgun soluyordu.
    Asker 5-
    Kudurmuş gibi düşmanlar,
    Boğaz zırhlı doluyordu!
    Asker 4-
    Kaldırdı 276 kiloluk mermiyi,
    Çatırdadı omuzu, kemiği…
    Komutan-
    Vatan borcu bu kaçmak olur mu?
    Yolladı gülleyi Mehmetçik durur mu?
    Hep beraber-
    Vurdum dedi Koca Seyit
    Lahavle’yi çektim vurdum!
    Yenildi kaçıyor düşman.
    Kurtuldu benim öz YURDUM…

    (başlar öne eğilir, donulur, perde kapanır
     

Bu Sayfayı Paylaş