Çanakkale Parium Hakkında Bilgi

'Çanakkale Tanıtımı' forumunda Mavi_inci tarafından 24 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çanakkale Parium Hakkında Bilgi konusu
    Çanakkale Parium Hakkında Bilgi



    [​IMG]




    Biga İlçesi Kemer Köyü yakınında yer alır. İlkçağ Helen inancına göre truvalı Priamos'un oğlu Paris'in adını taşır. Paris'in yeri anlamına gelir. İyi bir limana sahiptir. Parion Atina-Sparta savaşları sırasında Atina'nın yanında yer almış, hatta M.Ö. 410 yılında Alkibiades komutasındaki 86 gemilik Atina donması kentin bu limanında toplanmıştı. M.Ö. 8.yy.da kurulduğu sanılmaktadır. Tarihi kaynaklardan bilinen kentin bulunduğu yer doğru olarak ilk defa buradan çıkan paralara bakılarak 1801'de Dr. Hunt tarafından saptanmıştır. Kalıntıların çevresi 5-6 Km.yi bulmaktadır. Şehrin en parlak devrinde 25-30 bin kişilik bir nüfusa sahip olduğu sanılmaktadır. Parion kalıntıları bu gün tamamen tprak altında olup, üzerini çalılar kaplamaktadır. Gelişi güzel kazılar yada rastlantılar sonucu elde edilen belge ve bilgilerden şehirde ( M.Ö. 8.-M.Ö 5.yy.) eski Yunan devri ile Helenestik Devir (M.Ö.330-30) Yunan eserleri ve Roma (Bilhassa İmparator Avgustos devri) ile Bizans devrine ait kalıntılar olduğu anlaşılmaktadır. Bu kalıntılarda su kemerleri, tapınak, yada yunak ile tiyatro, kale, kale duvarları, ve lahitlerden ibarettir. Köy içinde tesadüfen ortaya çıkan taş yapıtları ve lahit örneklerini çözmek mümkündür. Köyün adını aldığı su kemeri (Kemer Köyü) köyün hemen girişinde olduğu görülmektedir. Karşı tepelerden gelen suyun akışını bozmadan, dereyi ve alçak kısımları su kemeri ile geçirerek antik şehre ulaştıran su yoluna ait ayak ve kemerlerin bağlı olduğu tepede aynı zamanda Yunan Horepolü bulunur. Şparion şehrinin Roma İmparatoru Avgustos döneminde inşa edilen tapınağı ise kuzeyde deniz kıyısındadır.



    Parion sözcüğünün anlamı kesinlik kazanamamıştır. Prof.Bilge Umar’a göre eski Hellenlerin, kendi ağızlarına uydurarak Parion biçiminde kullandıkları bu adın .Troia’lı Prens Paris’in adıyla bir bağlantısının bulunduğunu sezdiklerinden, ama ne tür bir bağlantı bulunduğunu bilemediklerinden, yine bir ozan uydurmacasına sarılmışlardır; sözde Paris bir zamanlar bu kentte yaşamış, o yüzden kentin adı “Paris’in Yeri” anlamında Parion olmuş.


    Parion’un ismi ilk kez Herodotos’da geçmiştir. Pers Kralı Dareios İskit seferine çıkışında (M.Ö.513-512) Parionlu’lar da onun yanında sefere katıldılar.Atina-Sparta savaşında da Atina’nın yanında yer aldılar, ***ibiades’in komutasındaki donanma M.Ö.410 da Parion’un limanında toplandı. Büyük İskender, Pers zaferinden sonra burasını kendisine bağlamış,onun ölümünden sonra da Trakya Kralı Lysimachos M.Ö.302 de Parion’u kendi yönetimine almıştır.M.Ö.241’de ise Bergama krallığına bağlanan kent Attalos’lar zamanında büyük bir imar faaliyeti görmüştür. Bergama Kralı III. Attalos’un varis bırakmadan ölümü üzerine Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır.


    Strabon’a göre zengin toprak ve bağları olan Parion’un yakınında Kral Adrastos’un yaptırdığı bir Nemesis Mabedi bulunuyordu. Bu mabet yıkılınca bütün eşyası hatta taşları bile yerinden sökülerek Parion’a taşınmış ve bunlarla Hermokreon’un eseri olan görkemli sunak inşa edilmiştir.


    [​IMG]

    Arkaik, Helenistik ve Roma devri eserlerinin bulunduğu kent bugün toprak altındadır. Ayakta kalan eserlerden biri Kemer köyünün girişindeki su kemerleridir. Bu kemerlerin yakınında ise Nekropol vardır.Civarda çok miktarda tümülüs görülmektedir.Çanakkale Müzesi 1970 yılında Bakır tepe’de bulunan tümülüsü açmış ,içinde biri kadın diğeri erkek iki lahit bulunmuştur. Çevredeki tümülüsler köylüler ve defineciler tarafından tahrip edilmişlerdir.

    Köyün hemen üzerinde M.Ö.300’lerde yapıldığı sanılan, çelenklerle süslü frizleri olan bir mabet vardı.. Mabedin alt kısmında ise bugün toprak altında olan bir tiyatronun varlığını eski yazarlardan öğreniyoruz. Osman Hamdi Bey buradan çıkarılan bir lahdi İstanbul Arkeoloji Müzesine götürmüştür.


    Biga Yarımadası antik yerleşim yoğunluğu açısından Dünyada eşine az rastlanır yörelerin başında gelir. Bugünkü Çanakkale İli, Biga İlçesi Balıklıçeşme Beldesi Kemer Köyü’nde yer alan Parion da bu yarımadada yer alan antik yerleşimlerden biridir. Kente Biga – Çanakkale karayolunun 15. km ’sinden kuzeye 14 km ‘lik bir yolla ulaşılır (Resim 1).


    Antik Anadolu, açık bir şekilde coğrafi ve politik ‘alt bölge’lere ayrılmadığından ve bölge sınırları sürekli değiştiğinden dolayı, Parion Phrygia, Troas, Mysia, Hellespontos ya da Propontis Kıyıları gibi değişik bölgelere verilmiştir


    Strabon, Parion’un Pity(ei)a (=Aksaz), Linus / Linon (=Şahmelek), Adresteia (=Azatlı Çiftliği), Paisos (=Bayramtaş), Priapos (=Karabiga) ve Lampsakos (=Lapseki) topraklarıyla komşu olduğunu ve Troas Bölgesi’nde yer aldığını bildirir



    [​IMG]


    Kentin adı ve kökeni konusunda ise çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bunlardan biri, kentin adını Erythraili göçmen İason ve Demetria’nın oğlu Parion’dan diğeri ise, Troya Kralı Priamos’un küçük oğlu Paris’ten[5] aldığı ve Paris’in burada eğitilmesinden dolayı da, Paris’in şehri anlamına gelen “Parion” şeklinde kullanıldığı yönündedir. Bir diğer görüşe göre ise, Parion adı ‘Paroslular’ın Kenti’ anlamında kullanılmıştır.


    Parion’un kuruluşu İon kolonizasyonuyla ilişkilidir. Lydia ve Pers akınları sonucunda topraklarının çoğunu kaybeden Miletos’un kolonilerinin sayılarındaki artışı tetikleyen en önemli unsur, istilalarının yarattığı nüfus baskısı olmuştur. Miletoslu’lar Karadeniz (=Pontos Eukseinos) için anahtar niteliği taşıyan Çanakkale Boğazı (=Hellespontos), Marmara (=Propontis) ve İstanbul Boğazı (=Bosphorus)’nın her iki yakasında çok sayıa koloni kenti kurmuşlardı. Sayıları 90’ı aşan Miletos koloni şehirleri arasında, Çanakkale Boğazı’nın Marmara girişinde, Anadolu kıyısında kurulmuş olan Parion’da vardı. Ancak Çanakkale Boğazı kıyılarında koloni kuran ana şehirler arasında, Erythrai ve Paros da vardır.


    İ.Ö. 709 yılında kurulduğu düşünülen Parion’un, ‘Kolonizasyon Çağı’nda Erythrai’li, Miletos’lu ve Paros’lu göçmenler tarafından iskan edildiği söylenmektedir. Ayrıca kentin Thasos adasından gelenlerce kolonize edildiği şeklinde de görüşler vardır.


    Yeni kurulan kentler göz önüne alındığında, neredeyse her Miletos kolonisinin iyi bir limanı bulunduğu görülür. Bu durum, koloni kentlerinin yer seçiminde ticaretin önemli rol oynadığını gösterir. Ayrıca din ve tapınım, ana kent ile kolonileri arasında saptanabilen en önemli bağlantılardan bir diğeridir. Graves’e göre Ehrardt, Miletos’un ve kolonilerinin ‘phyle’leri, takvimleri ve kültleri arasındaki ilişkiyi ayrıntılı bir şekilde incelemiş ve birçok kültün ana kent ve kolonilerinde ortak olduğunu ortaya koymuştur. Buna ek olarak kolonilerdeki kültler üzerine yaptığı çalışmalar, Aphrodite’nin ana kent için olduğu gibi, kolonilerde de önemli olduğu yönündeki tahmini doğrulanmıştır. Bu bakımdan Parion kazılarında bulunan Aphrodite heykelciklerinin çokluğu, kentin bir Miletos kolonisi olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir.


    Parion’un geçmişi hakkındaki en sağlıklı bilgileri yazıtlar verir. Burada ele geçen yazıtlardan, kentte bir balıkçı esnaf birliği olduğunu, deninzde çoğunlukla uskumru ve orkinos çıktığını öğreniyoruz


    Parion insanı geçimini, balıkçılığın yanı sıra, çok güzel üzüm bağları yetiştirerek de sağlıyordu. Antik çağda bölgede, Ainos’un sedefi, Abydos’un istiridyesi, Linon’un salyangozu ünlü olduğu gibi Parion’un da yengeci ünlüydü. Ayrıca her kimin Hellespont’a yolu düşse, pastasıyla da meşhur Parion’a mutlaka uğrardı.


    Ephesos’dan bir yazıtta geçen: “Denize kim bir şey alıp götürüyorsa bunu vergisinde belirtmeli, Kalkhedon, Daskylaion, Apollonia, Kyzikos, Priapos, Parion ve Lampsakos’da” şeklindeki ifadeden Parion’un bir gümrük durağı olduğunu da öğreniyoruz.


    İ.Ö. 300 yıllarında yaşamış ünlü düşünürler Neoptolemos ve Artemidoros ile heykeltıraş Theudoros Parion’un önde gelen tarihi şahsiyetleridir. Burada yaşamış Ophiogen yada Serpent ailesinin yılan kabilesine mensup oldukları, Ophiogen erkeklerinin yılan ısırıklarını okşayarak, zehri kendi vücutlarına aktarıp, ateşi ve acıyı dindirerek tedavi ettikleri efsanesi anlatılır.



    2005 yılında yapıla Kazı çalışmalarında yaklaşık 60 mezar ve 4 taş sandık mezar (lahit) açıldı. Buluntuların Roma’dan Hellenistik döneme ve öncesi Klasik Döneme ait olduğu tahmin ediliyor. Büyük bir olasılıkla yönetici sınıftan bir kadına (Ana Kraliçe) ait mezarda, çeşitli takıların yanı sıra, ölü hediyeleri de bulundu. Mezarda altından yapılmış, uçları aslan başlı bir zincir kolye, bir çift nikeli küpe, altından zeytin yapraklarıyla süslenmiş bir diadem-saç bandı, altın saç iğneleri, bronz yüzükler ve bir altın dil altı sikkesi bulundu. Kral’a ait olduğu saptanan lahitte ise, iki altın dil altı sikkesi (levha) ve meyveli zeytin dalı biçimli üç altın taç çıkarıldı. Kazı da ayrıca, uçları keçi ve aslan başlı, altından bir zincir kolye, bir çift aslan protomlu altın küpe, yakut taşlı bir altın yüzük ortaya çıkarıldı.
     

Bu Sayfayı Paylaş