Çanakkale Şiir

'Marmara Bölgesi' forumunda DeMSaL tarafından 9 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çanakkale Şiir konusu
    çanakkale şiiri - dur yolcu - çanakkale geçilmez


    BİR YOLCUYA
    ( Bu şiir Gelibolu yamaçlarında yazıldı.).


    Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
    Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

    Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda, Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
    İstiklal uğrunda, namus yolunda, Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

    Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele,
    Mehmed’in düşmanı boğuldu sele, Mübarek kanını kattığı yerdir.

    Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin, Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
    Bir harbin sonunda, bütün milletin, Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

    NECMETTİN HALİL ONAN


    ŞEHİTLER ABİDESİ İÇİN

    Gökkubbenin altında yatar, al kan içinde,
    Ey yolcu, şu toprak için can veren erler.
    Hakk'ın bu veli kulları taş türbeye girmez,
    Gufrana bürünmüş, yalınız Fatiha bekler.


    ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE

    Su boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?En kesif orduların yükleniyor dördübeşi,
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara' ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayasızca tahassüd ki ufuklar kapalı!Nerde-gösterdiği vahşetle " bu, bir Avrupalı
    Dedirir- yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,Varsa gelip açılıp mahpesi, yahut kümesi
    Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvam-i beşer,
    Kaynıyor kum gibi... mahşer mi, hakikat mahşer.Yedi iklimi cihanın duruyor karşısında
    Ostralya' yla beraber bakıyorsun: Kanada!Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk;
    Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...Hani, taunada züldür bu rezil istila!
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-u asil,
    Ne kadar gözdesi mevcud ise hakkiyle sefil,
    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına.
    Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz...Medeniyyet denilen kahpe, hakikat,yüzsüz.
    Sonra mel' undaki tahribe müvekkel esbab,
    Öyle müthiş ki: eder her biri bir mülkü harab.Öteden saikalar parçalıyor afakı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a' makı;Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin:
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam;
    Atılan her lağamın yaktığı yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
    O ne müthiş tipidir: savrulur enkaz-i beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak;
    Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
    Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.Top tüfekten daha sık, gülle yağanmermiler..
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;Alınır kal' a mı göğsündeki kat kat iman?
    Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?
    Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.Sarılır, indirilir mevk-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun'-u beşer;Bu göğüslerse Huda' nin ebedi serhaddi;
    "O benim sun'-u bediim, onu çiğnetme! " dedi.
    Asım’ın nesli.diyordum ya.nesilmiş gerçek;İşte çiğnetmedi namusunu,çiğnetmeyecek
    Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
    Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düsmüs,asker!Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid' i
    Bedr' in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?"
    Gömelim gel seni tarihe!"desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitap..Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
    "Bu, taşındır" diyerek Kabe' yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
    Ebr-i nisani açık türbene çatsam da tavan,Yedi kandilli Süreyya' yı uzatsam oradan;
    Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
    Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağbiri, akşamları,sarsam yarana.Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini;Şark’ın en sevgili sultanı Selahaddin' i,
    Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran..Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;Sen ki,ruhunla beraber gezer ecrami adin
    Sen ki, a'sara gömülsen taşacaksın...Heyhat!..
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
    Ey sehid oğlu sehid, isteme benden makber,Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber.

    Mehmed Akif Ersoy

    MEHMED AKİF ERSOY
    ÇANAKKALE

    "Söyle Arkadasim" dedi Anadolulu Mehmet yanibasindaki Anzak erine
    "nereden kopup gelmissin, neden çökmüs bu mahsunluk üzerine?"
    "DUNYANIN ÖBÜR UCUNDAN" dedi gencecik Anzak "Öyle yazmislar mezar tasima.
    dogdugum yerler öylesine uzak, örtündügüm topraksa gurbet bana."
    "Dert edinme arkadasim"dedi Mehmet "degil mi ki bizlerle birlesti kaderin,
    degil mi ki yurdumuzun koynundasin ilelebet, sende artik bizdensin,
    sende bencileyin bir Mehmet"
    Çanakkale'de topraginin üstü cennet alti mezar
    kavga bitmis mezarlarda kaynas olmus yiten canlar.
    "ya sen dedi Mehmet oyun çagindaki Ingiliz erine,
    "yasin ne senin kardes böylesine erken buralarda isin ne?"
    "yasim sonsuza dek onbes" dedi ufak tefek Ingiliz eri.
    "köyümde askercilik oynar costururdum trampetimle bizimkileri
    derken kendimi cephede buldum oyun muydu, gerçek miydi anlamadan,
    bir sahici kursunla vuruldum. Sustu boynumdaki trampet,
    son verildi böylece oyundan bozma isime Gelibolu'da bana da bir mezar kazildi
    mezar tasima ON BESINDE TRAMPETÇI" yazildi.
    Öyküm de künyem de bundan ibaret."
    Yagmur yagiyordu usul usul topraga gozyaslari düserek üstüne sanki
    damla damla agliyordu uzaktan uzaga sahibini yitiren bir trampet
    "ya sizler" dedi Mehmet dünyanin dört kitasindan mezarlar dolusu erlere,
    "hangi rüzgar savurdu sizleri bu bilmediginiz yerlere"
    kimi Ingilizdi, kimi Iskoç kimi Fransizdi, kimi Senegalli kimi Hintli kimi Nepalli
    kimi Avustralya'dan kimi yeni Zelanda'dan Anzak gemiler dolusu asker
    her biri niye geldiginden habersiz Gelibolu'nun oya gibi koylarindan sizarak
    tirmanmislardi daga bayira siper siper yara gibi yarilan toprak
    mezar olmustu savas ardindan onlara.
    Kiminin BURADA YATTIGI SANILIR Kiminin ADI BILINSE DE MEZARI BILINMEZ
    kiminin de mezar tasinda on alti on yedi on sekiz yasinda
    EBEDI ISTIRAHATE ÇEKILDIGI yazili.
    Çanakkale topraklarinda, her birinin erken biten yasam öyküsü
    eski yazitlar gibi taslara böyle kazili.
    Anlamaz miyim" dedi "halinizden kardesler"
    adina yazili tasi bile olmayan asker Anadolulu Mehmet
    ben de yuzyillarca yaban ellerde neyin ugruna bilmeden can vermisim
    kendi yurdum ugruna can vermenin tadina ilk kez Çanakkale'de ermisim.
    Ugrunda can verdikce vatandi ancak ekip biçtigim padisah mülkü toprak
    degil mi ki sizler alamasaniz bile bu topraklar almis sizi sizleri basmis bagrina
    sizlere de vatan sayilir artik Çanakkale.
    Çanakkale'de topraginin üstü cennet alti mezar
    kavga bitmis mezarlarda kaynas olmus yiten canlar.
    Bir garip savasti Çanakkale savasi kizistikça kizginligi dindiren
    ara verildikçe atese düsmani kardese döndüren bir savasti.
    Kiyasiya bir savasti ama saygi üreten bir savas yaklastikça birbirine
    karsilikli siperler gönüller de yakinlasti düstükçe vurusanlar topraga
    dostlar gibi kaynasti.
    Savas bitti.Ölenler kaldi saglar gitti köylü köyune döndü evli evine
    kir çiçekleri geldiler akin akin çekilen askerlerin yerine
    yaban gülleri, dag laleleri, papatyalar,kilim kilim yayildilar topraga.
    Siper siper topragin savas yaralarini örttüler
    koyunlar koruganlari yuva yapti kendine kuslar döndü gökyüzüne kursunlarin yerine.
    Çiçegiyle yemisiyle yesiliyle silah yerine saban tutan elleriyle
    geri aldi savas alanlarini doga can geldi topraga silindikçe kan izleri.
    Yeryüzünde cennet oldu öylece o cehennem savas yeri
    simdi Çanakkale Gelibolu bahçe bahce, ülke ülke mezar dolu.
    Üstü cennet alti mezar Çanakkale topraginin
    kavga bitmis mezarlarda kaynas olmus yiten canlar.
    Huzur içinde uyusun vurustuklari toprakta
    kavgadan kinden uzakta yanyan dostça yatanlar.

    BÜLENT ECEVIT

    ÇANAKKALE


    Övün ey Çanakkale, cihan durdukça övün!Ömründe göstermedin bin düşmana bir gün. Sen bir büyük milletin savaşa girdiği gün, Başına yüz milletin birden üştüğü yersin!

    Sen savaşa girince mızrakla, okla, yayla. Karşına çıktı düşman çelikten bir alayla. Sen topun donanmayla, tüfeğin bataryayla, Neferin ordularla boy ölçtüğü yersin!

    Nice tüysüz yiğitler yılmadı cenk devinden, Koştu senin koynundan çıkar çıkmaz evinden. Sen onların açtığı bayrağın alevinden, Kaç bayrağın tutuşup yere düştüğü yersin!

    Toprağından fazladır sende yatan adamlar, Irmağın kanla çağlar, yağmurun kanla damlar. O cenkten armağandır sana kızıl akşamlar, Sen silahın inançla son sövüştüğü yersin!

    Bir destana benziyor senin bugünkü halin. Okurken duyuyorum sesini ihtilalin. Övün ey Çanakkale, ki sen Mustafa Kemal'in, Yüz milletle yüz yüze ilk görüştüğü yersin!

    Faruk Nafiz Çamlıbel

    TARİHSİN ÇANAKKALE


    Mavi sularına bir baktım, sanki tarih dalgalanıyor, Şöyle etrafına bir bak, her yerde Mehmetçik yatıyor. Gelibolu'da her akşam güneş hüzünle batıyor,

    Türk'ün kara bahtına bu yerler ışık tutuyor.Mehmetler, Mustafalar,Yahyalar! Ölümsüzsünüz. Siz Türk milletinin kalbine gömüldünüz. Adınızla tarih yazıldı bütün sayfalara,Bu kitabın her sayfasında sizler övüldünüz

    Kalemle yurdumuzu elimizden aldılar, Çanakkale'm, seni mekan tutacaklarını sandılar. İnançsız gafiller kaba kuvvetlerine kandılar, Mehmetçiğin inanç ateşiyle yandılar.

    Mehmetçik, senin yerin ebediyyen boş kalmayacak. Senin sayende bu vatan Türk'ün oldu.Türk'ün kalacak. Senin kanınla yoğrulan bu kutsal topraklar,Yemin ediyoruz, göz dikenlere mezar olacak.

    Sadettin AYDOĞDU
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 13 Mart 2011

Bu Sayfayı Paylaş