Çaltılı Köyü Merkez Gümüşhane

'Gümüşhane Tanıtımı' forumunda KaRDeLeN tarafından 9 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çaltılı Köyü Merkez Gümüşhane konusu Gümüşhane İli Köyleri - Merkez Çaltılı Köyü - Çaltılı Köyü Hakkında Bilgiler - Çaltılı Köyü Resimleri



    Tarih 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon Rum İmparatorluğuna son vermesiyle bölgede Osmanlı etkisi görülmeye başlanmıştır. Gümüşhane, Trabzon Rum İmparatorluğunun fethedilmesinden sonra Osmanlı hakimiyetine girmiş ve bu hakimiyet 1461'den 1467'ye kadar sürmüştür. Bu tarihten sonra Gümüşhane Akkoyunluların hakimiyetine girmiştir. Bu hakimiyet 1473 yılında Fatih ile Uzun Hasan arasında vuku bulan Otlukbeli Savaşıyla sona ermiştir. Gümüşhane ilinin kuzeyindeki "Kharşit" ilk Osmanlı belgelerinde "Khas-Rudu çayı orta ve yukarılarındaki Torul ve Canıca (Gümüşhane'nin eski adı) kesiminde Akkoyunlular'a bağlı Ortodoks-Apkazlı (Abaza) "Torul Beyliği" 1474'de (veya 1478) Fatih'in Amasya'dan gönderdigi bir ordu kolu tarafından fethedilmiştir. Yavuz 1508'de Trabzon valisi iken Anadolu'da başlayan Şii ayaklanmaları yüzünden Trabzon'dan Bayburt'a kadar uzanan bir sefer yapmıştır. Bu bölgede Safeviler lehinde ayaklanma ve karışıklık çıkaranlar Çepni Türkleridir. 16. Yüz yılda onlardan bir bölümü Halep Türkmenleri, muhim bir kümede Sivas, Tokat ve Amasya bölgesindeki Ulu Yörük arasında yaşadığı gibi yine bu boya mensup pek kalabalık bir topluluk da Trabzon, Gümüş hane, Bayburt, Giresun ve Canik (Ordu ve Samsun) bölgesinde oturuyordu. İşte Safevilerin hizmetindeki Çepniler de bu sayılan topluluk ve bölgeden idiler. Bu karışık durumdan sonra bölgedeki sükunet ancak Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim (1512-1520) arasında meydana gelen Çaldıran Savaşıyla sona ermiştir. Bölge tamamen "Anadolu Türk Birliği"ne katılmıştır. (Ağustos 1514) Yavuz buraya vali olarak Bıyıklı Mehmet Paşayı bırakmıştır. Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) İran seferi sırasında Harşit Vadisi'nden geçerken gümüş madeninin bulunduğu Eski Gümüşhane yöresinin imar edilmesini emretmiş, böylece buraya ev ve Süleymaniye Camii yapılmıştır.(Bu günkü Süleymaniye Mahallesi)) Gümüşhane 19. yüzyılda Trabzon’a bağlı bir sancaktı. Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde yer alan Gümüşhane Sancağı kuzeyde Trabzon merkez sancağı, doğuda ve güneyde Erzurum Vilayeti, batıda Sivas Vilayeti ile çevriliydi. 19. yüzyıla kadar rahat bir hayat sürdüren Gümüşhane yöresi, savaşlar nedeniyle tedirginlik içine düşmüş, madenlerin yeterince işletilmemesi sebebiyle de göç başlamıştır. Böylece şehir harap olmaya ve nüfus azalmaya başlamıştır. 1829 ve 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı

    ile 7 Temmuz 1916 tarihlerinde Rusların Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz'de yaptıkları işgaller ve bunun sonucundaki göçler Gümüşhane’de hayat bırakmamıştır.

    Yukardaki bilgilerden yola çıkarak Dört-Beş Asırlık tarihi olan Köyün adı Osmanlı devleti zama nında ; (Fatihin Trabzonu fethiyle 1461) Sarıçam köyü olarak dağınık mahallelerde kabileler halin deyken (aşağı ve yukarı sahandas,killik , taşınbaşı,Yurt,memin yurdu,dasdini,derindere,kavan deresi,deyirmen önü ...gibi) mahallelerin bir araya toplanması (kabilelerin yerleşmiş olduğu o arazilerde toprak altından hala çanak çömlek ve çeşitli kırılmış,parçalanmış,çürümüş eşyalara rastlanmaktadır.)

    ile bu günkü çaltılı köyünün yeri kurulmuş.Dünyada meydana gelen (1829 ve 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) savaşlarda Rumların işkaline uğramış,Venk mahallesiyle birlikte Reksene köyü ismi koyulmuş, cumhuriyet döneminde ise Çaltılı köyü olarak ismi değişmiş,halen bu ismi taşımaktadır.
    Yaklaşık 45 hane çaltılı,45 civarında ise venk mahallesi ile toplam 90 hane birlikte bir köy iken venk mahallesinin 1980-84 yılları arasında bağımsız bir köy olarak Avşarbeyli ismi ile ayrılmış,olan köy ekonomik sebeplerle aşırı göç vermiş,şimdilerde ise yazın 20 hane civarında,kışın ise 4-5 hane olarak varlığını sürdürmektedir.

    Köye yukarda belirtilen dağınık mahallelerle toplanarak varlığını sürdüren bazı sülalere ait isimler şöyledir; (İbrahim Okurun Tespitleri)

    1-Molla Abdullah sülalesi,(Bendenizinde içinde bulunduğu Recep ,Salih,Mevlüt, Arif Okurlar) 2-Benderligil,(Zeki,Osman Okurlar) 3-Mollalıgil,(Hasan,Mustafa Okumuşlar)ın sülalesi 4-Sofugiller,(Topal Ali,Sofu Hasan ve Kalfa Mehmet,Terzi Mehmet TAŞ'lar) 5-Deli yemen sülalesi (Bu sülaleden olan şu an köyde olan yok.Araştırılmalıdır) 6-Sülehmetgil veya hesiyegil sülalesi(Fındıklılarda deniyor) (Ezberlerin bir kısmı,Kel Ali,Mustafa,Hasan EZBER ler) 7-Kavazgil sülalesi,(Şu an Köyde olmayan Memmetgil denen sülale,Kelkite yerleşen Ali,İbrahim Ve amcaları Demirkıranlar.) 8-Deli Yusuf sülalesi (Bu sülalaeden de köyde kalan yok,araştırılmalı) 9-Dilaver giller (Bu gün yaşayan Bekir ağaç ve sülelesi) 10-Nenegiller (Bu gün yaşayan Hasan ve Yakup Ağaçların sülalesi) 11-Cıgılgil sülalesi (Bu gün köyde olmayan ancak ildışına göçmüş (İsmail ve Mevlüt Köselerin sülalesi) 12-Hosturufgil sülalesi,(Ahmet ER ve Oğulları) 13-Ağagil,(Atamanlar) sülalesi Köyde olmayan Önce kelkite daha sonra il dışına göç etmiş (Mustafa ve Osman ATAMAN Hasan atamanların sülalesi) 14-Karakarıgil sülalesi (bu gün kelkite göç etmiş mehmet okur ve köyde bulunan (Ömer okur oğlu) mustafa okur ların sülalesi) 15-Hallağagil (İsmail OKUMUŞ)un sülalesi 16-Çavuçgiller sülalesi (Arif ve Mevlüt EZBER ) ler 17-Cırcırlar Bu sülaleden de şu an kelkit Persor(karşıyaka)köyünde olan tesbitini henüz tam yapamadığım sülale 18-Mollaoğulları veye mollanın oğulları sülalesi;Yaptığım araştırmalarda Bu sülalenin bir kısmı Kelkit Pöküt (Bezendi) köyüne ve diğer kısmı ise Köse ilçesinin neresine göç ettiğini şu an tam kesin leştiremediğim aileler. 19-Ceccenegil-(Ömer Emi(Yıldırım soyadlı aile)) 20-Karşıkiler,(Ahmet ağa sülalesi,Ali Osman,Nazim,Kazim ...)

    Ekonomi;

    Köyün ekonomisi 1970 li yıllara kadar Tarım ve orman ürünleri (Ağaç,İki kişi ile elle çekilen ikdörtgen hızar ile tahta,ve çeşitleri)1955 yıllarına kadar ormanlarda yapılan odun kuyuları ile üretilen odun kömürleri Hayvan sırtında bayburt,erzincan ve erzurum illerinde satılarak ge çim sağlayan köy halkının Tarım ürünleri ise her ailenin kendine yeteceği kadar zar zor yetiş tirdiği tarım ürünleri,ile hayat sürme ye çalışmıştır.Ayrıca 1945 li yıllarda il dışı gurbet, 1960 lı yıllardana itibaren ise Yurtdışı gurbete işçi likle geçim kaynaklarına yönelmiş,1960 lı yıllarda sonra ise köy halkı yetişen ve ilkokulu bitiren çocuklarını şehirlerde okutarak hayat mücadelesine devam etmiştir...

    Coğrafya;

    Çaltılı köyü Gümüşhane merkezine 38 km uzaklıktadır.Köyün ulaşımı 1964 lü yıllarda yapılan yol ile araç ulaşımına Yeniköy-kelkit,yeniköy-kırıklı-Gümüşhane hattından 38 Km, Çaltıl-Kangel ve Çamlıköy hattı ile de bozuk bakımsız bir yol güzergahı ile de 21 Km dir. Köyün geniş bir arazi yapısı olup,engebeli arazide yüksek dağlar,ormanlar,dere yatakları, Hayvancılığa,Arıcılığa elverişli yayla ve otlak meraları ile geniş,verimli ormanları vardır.
    Benim tespitlerime göre1975 yıllarına kadar köyde 900-1000 civarında küçükbaş keçi,koyun,45 hanenin her ailede birer çift öküz,yaklaşık 10 hanede ise ikişer çift öküz tarımda kullanılırdı.Her hanede 2 ile 5 adet sağın inek, birkaç tosun,birer At veya Mezifon Eşşeği,her evin öküz arabası, sabanı bonduruğu,harmanında yeteri kadar kalın kalas tahtadan özel yapılmış önü yukarı Harman Gemi,Ahşap el yapımı yaba,hal, çatal, masta,kayış,kandırıf,Saban,Bonduruk,Pulluk,ile birkaç Çift Öküzle sürülen Çoroş takımı ile zengin tarım alet ve edevâtı 1996 lı yıllara kadar köylü tarafından kullanılırdı.Maalesef 2000 li yıllardan itibaren tarım ve hayvancılık hemen hemen sona ermiştir.Şimdi bu tarım aletlerinin bir kısmı köydeki evlerde sahiplerince saklanmaktadır.

    Aşık Figaninin Araştırmalarına göre Köyümüzün Çeşitli noktalarının denizden yüksekliği rakım olarak birkaç örnekle şöyledir :

    Köyün bulunduğu yer 1680-1700 Metre,Kangel geçidi 2000 Metre,Köyün altı en alçak Çatak mevkii 1600 Metre,Kızıltarla ile Dilaverin mehle arası yurt mevkii 1800-2000 metre,Köyün başı Dırakol Tepesi çevrede en yüksek tepelerden biri 2200 metre, Abdulun ve kara meşe tepeleri 2100 m,Sağaylar ve Yurdunardının birleştiği tepe 2100 metre, Yayla yolunda Saz deresi 1800 metre,Çaltılı Köyü yayla yerleşim yeri 2100 ile 2200 arası metre, Yayla tepesi ise çevrede en yüksek tepe noktası rakım olan 2400 metredir.Avşarbeyli köyü yerleşim yeri rakımı(Venk) ise 1750 ile 1800 metre arasındadır.


    Köyümüzün sınırları içinde bulunan arazi dağ,yamaç ...gibi bazı yer isimleri kendi bilgilerime göre şöyledir ;

    Mezire,Avran deresi,Derecik,Memin Yurdu,Kavan Deresi,Zurna Çukuru Çukurlar,Venk Kıranı,Güllü Dere,Dırakol,Topuzun Paharı,Boztaşlar,Buarmut,Fırıncıkların Kıran,Pullunun Deresi,Bileyler,Palutun Altı,Derindere,Göl Dereleri,Eğritarla,Ağagilin Tarla,Çelep Deresi,Çatak,Çayırlar,Köyün Altı, Ziyarettte pesi,Gereç,Sahandas Kıranı,Sahandas,Killik,Hapen Kıranı,Sivri Kıran,Soğuk Pahar,Mezarlık(Köy dışında köy mezarlığı),Hanın Yanı,Taşınbaşı,Kızıl Tarla,Kirazpaharın dere,Çallık,Kudasın taşı,Sağaylar, Kaban lar,Sığın Gölü,Yurdun Ardı,Benderligilin Meşe,Ağagilin Meşe,Çardaklar,Paharlar,Kudasın Taşı,Yurt, Kireşhana,Dasdini,Melişan Yurdu,Dileverin Mehle,Ligoroşun Tepe,Gevezit,Kara meşe,Çayrak,Enni Koyak,Kangel,Uzunoluğun dere,Bombiyas,Kursa,Vengin yaylası,Alatın Bögür,Köstrelik, Huluzluk, Ayıdeliğinin Başı,Sazderesi,Yurdun Kıranı,Kabanlar,Kızıltaş,Bombiyas,Gelin taşı,Pohluba,Köycügez, deresi,Harmancık,Demürlük,Çaltılı Yaylası,Alaçam,Mal Yatağı,....gibi daha birçok isimlerden oluşmaktadır.

    Akar sularına gelince :Harşit çayının Pirahmet yeniköy ve çaltılı vadisinde akan bir kolu Çaltılı ve venk yaylalarının bulunduğu vadiden başlar , üçkol köyünü takiben ve Kangel mevkii kursa dan başlayan bir kolu Bolodor çatında diğer kol ile birleşerek harşiti besler,İçme ve sulama suyu bol olmamakla bera ber,göze ve kaynak sularımızın kaliteli ve soğuk olması,yaylada bulunan gözelerimiz(Caminin gözesi)ve diğer dağlarımızdaki soğuk su gözelerimizle birlikte içmeyi değer.

    İKLİM;

    Köyün iklimi,Karadeniz ve doğu anadolu iklimi arasındadır.Köyde yazın sıcak ve kurak bir hava,kışın ise soğuk bir iklim hakimdir.1960 lı yıllara kadar derelerde balık yetişirken,mevcut araziler (Arpa ,buğday tarlaları) sulanırken, köy halkı kendi ihtiyaçlarını hayvancılık ve tarımdan karşılarken, birkaç su değirmeni varken(Değirmen önü ve köy içinde)o yıllardan sonra su yataklarının yavaş yavaş azalması ile verimsizleşen araziler ekonomik olumsuzluklar oluşmaya başlamış,köy şartları ile geçimini sağlaya mayan halk il içi-il dışı göçlerle geçim arayışlarına yönelmiştir...

    Kültür Ve Nüfusumuz

    Nüfus: Yıllara göre köy nüfus verileri 2007 Yazın 50,kışın 20 kişi Köy halkı nüfusu 1970 li yıllara kadar yaklaşık 150-180 civarında iken daha sonraki yıllarda geçim derdine düşmüş,yoğun göç vermeye başla mıştır.

    KÜLTÜR; Köyün gelenek, görenek ve yemekleri; Çaltılı köyünün düğünlerinde Davul zurna ile oynanan;Sarı gelin,Hoş Bilezik,Yan Temürağa,Karabit, Sıksara,Halay.... gibi çok çeşit horon çeşitleri ile düğünlerde oynanır,Köyümüzde Sağdıç kaçırma meşhur olup,Köyden köylere gidilen düğünlerde Kız evine bir gün önceden "Tilki" adında bir erkek heybesinde şeker, sigara, pişmiş tavuk ve çeşitli hediyelerle gönderilir ve yapılan düğünlerde çok çeşitli düğün oyunları mevcuttur.

    Geçmişte İl genelinde Çok güzel Bar oynayan delikanlı ekibi elemanlar bu köyden köy düğünlerinde güzel oynar,çevre halkının dikkatlerini çekerlerdi. Aynı köyden olan (Reksene ve Venk) davul ve zurna cılar il geneli ve köy düğünlerine ücretle giderlerdi.

    Köyün konuşma dili arı,açık öz türkçedir. 1996-2000 yılları arasında kurularak güzel sosyal faaliyetlere imza atan Çaltılı köy Derneği bu yıllarda hizmet vermiştir. Sponsoru İş adamı Hasan atamanın desteği ile birkaş yıl Yayla şenlikleri düzenlemiş,Köye fidan dikii yaparak,bu dönemde Köy Kadastro çalış malarına önemli katkılarda bulunmuştur. Cumhuriyet döneminde Çevre köylerde ve hatta İl genelinde en çok sayıda din görevlisi bu köyden yetişerek bir kısmı emekli bir kısmı hala görevdedir. (hatta tarihte meşhur " KARA VAİZ" ki Gümüş hane vilayeti ve çevre illerde fetvalar bu zata sorulurmuş,Zamanın Trabzon sancak beyi çözülemeyen bir fetvayı kara vaizi huzura davet ederk çözmüş olduğu için ödüllendirildiği söylenmektedir.) Köyün yetiştirdiği öğretmenleri,Şehirde işci esnaf ve memurları mevcut olup, çok sayıda göç veren köy halkını yılda bir defa Yayla şenliğinde buluşturan İş adamı aynı köy halkından Hasan ATAMAN, Halk Ozanı Aşık Figani Mahlası ile sazı-sözü ile halk edebiyatı şiirine ve aşıklık geleneğinin devamına katkıda bulunan İbrahim Okur,İl içi ve dışında yarışmalara katılarak köyü olumlu temsil eder,yayına hazır çok sayıda şiirleri olduğu,bir kısım şiirleri mahalli basında yayınlanmıştır. Köye ait bir şiiri şöyledir.

    B İ Z İ M K Ö Y Ü N Y A Y L A S I N D A

    Oymak oba yeri baktım, Bizim köyün yaylasında. Kelif yapıp,ocak yaktım, Bizim köyün yaylasında.

    Düzü bahar engin buzdur, Sekiz ay kış,dört ay yazdır, Temmuz çiçek,yeşil sazdır, Bizim köyün yaylasında.

    Soğuk yeli dişli keser, Ala çamı sesli eser, Nice kuşu süslü gezer, Bizim köyün yaylasında.

    Kartal uçar,yüksek yuva, Duman çöker, sanki ova, Yağmur yağar, kova kova, Bizim köyün yaylasında.

    Kuzu aldım koyun saydım, Kervan buldum,yola koydum, Çoban oldum,kuzu yaydım, Bizim köyün yaylasında.

    Kara taşın önü bayır, Sular şaşkın önü çayır, Hodak düşkün onu doyur, Bizim köyün yaylasında.

    Suyu çağlar kaynak gördüm, Yüzü bağlar,kaymak derdim, Tere yağlar kuymak yerdim, Bizim köyün yaylasında.

    Tarla eken bolluk diler, Ana avrat,orak biler, Harman süren ekin eler, Bizim köyün yaylasında.

    Devran döndü söndü kaldı, Figaniyi gurbet aldı, Yazdıklarım,tarih oldu, Bizim köyün yaylasında.

    Çevrede sevilen çok sayıda eşrafı vardır. Tarihte aslı asaleti olan Kervancı,Katırcılar olduğu bilinir. Çaltılı köyü çevre köylerce de sevilen sayılan,misafirperver bir yapıya da sahiptir. Bunun ispatı yaklaşık 35-45 hane olan köyde 7 adet köy odası varı. Yaklaşık 1930 lu yıllardan itibaren zaman içinde 3 adet bakkalı (Nenegilin)Rahmetli İsmail Ağaç, rahmetli Şükrü OKUR'un bakkalları,köyde 7 adette köy odası vardı.(Benderligilin) Rahmetli Hüseyin okur'un odası,Sofuların oda,Nenegilin oda, Ahmet ağanın (Kaşgünlerin)odası,Ömer Yıldırımın(Rahmetli)odası,Hesiyegilin oda,Benderli Şükrü Okur(Rahmetli)nün odası bizim kabile bu odada bayram veya düğünleri burda toplanarak köylülerle birlikte yaşardık...gibi. Yaz mefsimi boyunca Çiftçilikle uğraşan köy halkının erkekleri Mal davara yaprak keserek, kazel top- layarak,Kışlık odununu ormanlardan kesip taşıyarak,Ahırlardan hayvan ahbununu öküz arabaları veya hayvan sırtında tarlalara taşıyarak,Sonbahar çalışmaları yaparken,Köy kadınları ise Arpa buğday çavdar, gibi sonbaharda mahsülü ambarlara koymadan önce kadınlar arasında birbirleri ile yardımlaşarak ırgatla buğdaylardan yeteri kadar her aileye göre Bulgur kaynatılır,Gendüme ve bulgurlar gerek değirmenlerde ve gerekse köyde bulunan küçük iki yuvarlak taşın üst üste konularak üstteki taşın ortasındaki delikten avuçla konulan pişmiş kuru buğdaylar genç kız,gelin veya diğer kadınlarca çevrilerek bulgur oluşur, Ayrıca aynı pişmiş buğday kurusunun Dibek diye bilinen büyük ortası oyulmuş yuvarlakBüyük taş içine kuru buğday dökülerek ve eldeki odun tokmak veya topaçlarla üzerine vurulan hafif ıslatıltn buğdayların kabuğu dövülerek çıkarılarak Kendüme yapılır. Un ihtiyaçları ise üretilen buğday veya diğer arpa çavdar lar çuvallarla öküz veya at,eşek gibi nakliye araçları ile suveya motor değirmenlerinde sıra ile değirmen cinin Hahı (Hakkı) denen payıda verilerk tekrar evdeki uygun kiler,ambarlara konur,odun fırınlarında her aile kendi ekmeğini pişirerek yerdi. Yanan fırın içine golot,yumurtalı ekmek annelerimiz pişirir,bizleri mutlu ederlerdi.Yine elenmiş has undan Ocak üzerine konan Sac üzerinde lavaş,lalanga,yufka,lemis ve daha çok çeşitli hamurlu yiyecekler pişirilerek yenirdi. Diğer Yemek çeşitleri: Yemek yapmasını çok iyi bilen kadınlara keyveni denir. Düğünlerde, eğlencelerde yemeklerin yapımında bu bayanlar çağrılır. KeyveniIerin en ustasına baş keyveni denir. Evin en önemli unsurlarından olan mutfakta eski tip evlerde (taş ahşap ev) ve eski zamanlarda tandır bulun maktaydı. Yemekler burada pişir,kışın üşüyen ev halkı ayaklarını tandır içine salarak dizlerine bir örtü sererek ısınırlardı. Evleri ortasında bulunan tandır mutfak görevi yapar, oturma ve yatma için de kullanılırdı. Fakat son elli yıldır mutfakta sadece yemek pişirilmektedir.Son 70-80 yıldan beri yapılan evlerde tandır bulunmamaktadır.Bizim Büyük ambarlı evde 1955 li yıllarda bir tandır olduğunu hatırlıyorum. Tandırın haricinde yemekler kara ocakta Kalaylı bakır güveçlerde alttan yakılan odunlarla pişirilmekteydi. İlk önce evin içinde olan bu ocak şimdilerde evin dışında uygun bir yer yapılarak burada pişirilir ve diğer mutfak işleri burada icra edilir.Bahçe ve böyle yere müsaitolmayan aileler bu işleri apartman veya evlerin mutfaklarında yaparlar. Yemek yer sofrasında genel olarak bakır fakat kalaylanmış sini ve bakır sirpoçlarla gelen yemekler yine kalaylı büyük tas veya leğenlerde topluca tek kabdan odun kaşığı ile önce büyükler evin reisi aile resi besmele ile başlamadan kimse yiyemezdi.Bu adaptandır. gençler daha sonra yemeğe kaşık sokardı.Aile üyeleriyle beraber yenilen yemek, kalabalık olma durumunda kadın ve erkek olmak üzere ayrı ayrı yenir. Köye has başlıca yemek çeşitleri olarak kısaca izah edecek olursak; Güveç Yarma Çorbası:Tandır veya Köy ev ocakları gün boyu çeşitli ihtiyaçl ar için yanarken içine yeteri kadar su ve yarma varsa bir miktar da kuru fasülye ilave edilerek bakır kalaylı alttan yukarı doğru daralarak yükselen Güveç ocak kenarında sürekli kaynar,ayran veya süzme katılıp Akşam eve toplanan aile birlikte afiyetle yerdi. Borani; Ispanak, Pazı pancarı,Evelik ve dağlarda bulunan şifalı diye bilinen diğer otlardan, kabak ve şeker pancarından yapılır. Ispanak haşlandıktan sonra suyu sıkılır ayrı bir kaba konularak üzerine bolca yoğurt dökülür. Ayrı bir kapta tereyağ da soğanlar iyice pembeleşinceye kadar pişirilip üzerine döküp yenir. Erişte; Undan yapılan yufkalar ince ve eşit şekilde bıçakla kesilir,Fırınlarda iyice kurutulur saklanarak kış mefsimi boyunca Kaynatılmış suda haşlanıp ayrı bir kaba alınır. Üzerine tereyağ ve şerbet dökülür,yenir. Evelik Dolması; Evelik dağlar da kendiliğinden yetişir, yaprakları uzun bir bitkidir. İnce çekilmiş kendime veya bulgur ayran veya su ile iyice haşlanır. Ayrı bir kaba alınarak soğumaya bırakılır. İçine süt veya ayran çökeleği katılarak el ile yoğurulur. Daha önce haşlanıp süzülen eveliğin içine dolma gibi sarılır. Tencerenin içine az miktarda kaynamış su ilave edilerek az bir miktar daha pişirildikten sonra servise sunulur. Gaygana; Buğday unu ile yumurta çırpılır. Tavada kızdırılan yağın içine tavanın tabanını kaplayacak kadar çırpılmış hamur dökülerek pişirilir. Sütlü çorba: Tencere veya Güveçte Bulgur su ile pişirilir süt ilavesi ile servis yapılır. Herle veya Omaç Çorbası; Buğday unu tere yağ ile kavrularak üzerine sıcak su dökülür. Bu karışım topaklaş mayı önlemek için iyice karıştırılmalıdır. Pişince ayran veya süzme katılarak sıcak servis yapılır. Mantı ; Yufkalar açılarak üst üste konulur. 2 veya 3 santim eninde kesilir. Daha sonra her bir parça nuska şeklinde tekrar kesilir ve kurutulmaya bırakılır. Makarna gibi suda haşlanarak suyu süzülür. Ayrı bir kapta yoğurt ile ezilmiş sarımsak iyice karıştırılıp üzerine dökülür. Tavada kızdırılan tereyağ mantının üzerinde gezdirilir ve sıcak olarak servise sunulur. Ekmek Kavudolması:(Rahmetli Baba annem Möhüp anam bunu sürekli yapar yerdi) Köy ekmeği çüçükce lokmalar halinde elle doğranarak,Tere yağı ile kavururken çok hafif su ilavesi ile kavrulur,yumurtalısı da olabilir,servis edilerek yenir. Mantı Çorbası; Yufkalar açılarak üst üste konulur. 2 veya 3 santim eninde kesilir. Daha sonra her bir parça nuska şeklinde tekrar kesilir ve kurutulmaya bırakılır. Makarna gibi suda pişirilerek sulu çorbası yoğurt veya süzme katılarak yenir. Un çorbası: Hamur yoğrularak Uklava ile ince yufka açılıp,yaş iken ince dilimlenerek Makarna şeklinde sol el altına alınarak sağ elle pıçakla tırnakları kesmeden maharetli Anadolu kadınlarınca kesilerek,kurutulur,sonra tencereye yeteri kadar su kunur,kaynayınca içine kurumuş hazır malzemeden konarak pişer sogutularak ayran, süzme veya yoğur katılarak servis olur.

    Siron Tatlısı; Yufkaların kıvrılarak parmak eninde kesilen ve kurutulduktan sonra sahana dizilir kaynamış soğumuş ılık su üzerine dökülüp ıslatılarak güzelce üzerine tereyağı dökülerek yapılan bir tatlı çeşidi.Ayrıca Yoğurtlu veya süzmeli de yenebilir.

    Pancar Kavurması; Pancar suda haşlanır ve suyu elde iyice sıkılarak başka bir kaba alınır. Tavada kızdırılan tereyağına katılarak iyice kavurulur. Üzerine yumurta kırılıp servise hazır hale getirilir. Köyde, Gurut çorbası, siron, lavaş, bulgur pilavı, kete, turşulu yahni, sütlü çorba, haşıl, gendüme pilavı, gendüme çorbası siron, erişte, patates kavurması, omaç, haşıl ve birçok değişik kuymak, yoğurtlu çorbası, kartol kavurması, siron, erişte, papara, fıtfıt haşılı, galacoş guymağı ve un herlesi. fasule kavur ması, turşu kavurması,Süt yüzü kaymağından tuala kuymağı, Ramazan gecelerinin vazgeçilmez yemeği ise paparna diye bilinen lavaş makarnasıdır. Bayramlarda Kılınan bayram namazından sonra topluca bayramlaşan cemaat,Köy dışından gelen misafirler paylaşılarak, Köy odalarında her kabile bayram namazından sonra toplanarak geleneksel Yemeklerle birlikte baklava, burma,kete,lalanga ve su böreği yemekleri birlikte yenirdi. Kurban bayramında ise ortak veya ferdi alınan kubanlar kesilip fakir fukaraya dağtılır gerisi afiyetle yenirdi. Biz o zamanlar çocuk olduğumuz içinköy odaları ve evlerden şeker çerez toplar, arkadaşlarla evlerimizden veya topladığımız etlerimizi yaz mefsimi ise dağda, kış ise odalarda kendi aramızda kavurup bir şenlikle yerdik. Köyümüzde meyvelerden ise elma, armut, erik, ceviz, Yaban fındık, Ve Çok çeşitleri bulunan Asırlık Ahlet ağaçları bulunur. Ahletler sallanıp, silkinerek armut, Ahlet turşusu koyularak kışın afiyetle yenir,Yerişmişleri kurutularak armut kurusu ve fırıç diye yenirdi.Yabani Aluç,Kuşburnu… gbi dağlardan toplanır yine kışın çeşitli şekillerde tüketilirdi. Sonbaharda her aile kendi beslediği hayvanlar arasından kısır kalan veya uygun olanlarından kışlık etlik keserlerdi. Delikanlılar Sonbaharın en son Pelit gagasını yeyip beslenen kısır keçi oğlak veya tohlu lardan sahibinden ücretle alıp keserek ERFENE (Et kavurma) yaparak yer ,çeşitli eğlenceler yapardık. Köyümüzde:Fasulye, patates, az da olsa mısır, domates, salatalık, yetişmektedir. Köye ait geniş ve zengin ormanları mevcut olup,zengin piknik alanları ile mesire yerleri dikkat ekmektedir. Köyde;Uzunluk ölçüsü :Metre,ağırlık ölçüsü Kilogram kullanınlır,1950 li yıllara kadar köyde okka,Arşın,God,Teneke,Urub ...gibi ölçüler, Halk arasındaki konuşmalardan hatırlıyoruz.Ayrıca Yıl İçerisindeki eski ay isimleri yaşlılar arasında hala kullanılır.(Annem babam Mevlüt,Firdevs hala bu isimleri bilir,bu aylara göre bugün ay ve günleri takip ederler.)

    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır. Yıllara göre İbrahim Okurun tespitlerine göre (Seçildikleri yıllara göre) köy muhtarları: ( 2008)- Ali OKUR 2004 - Salih Er (Bu Dönemde yol güzergahında düzenlemeler ve asfaltlamaları yapılmıştır.) 1999 - Mehmet OKUR (Bu Dönemde Alt yapı yenilemesi ve Kadastro çalışmaları başlayıp bitirilmiştir) 1994 - Yakup Ağaç (Su ve Alt yapı hizmetleri gelmiştir.) 1989 - Zeki Okur (Her iki Köy için Bu muhtar zamanında Elektrik,Su,telefon gibi hizmetler gelmiştir.) 1984 - Kazim Ağaç (Çaltılı ve venk Köy Yolları çalışmalar yapıldı) Bu muhtarlardan önce Ahmet Ağa lakabı ile bilinen Kaşgünlerin Ahmet TAŞ ve (Benderligilin Hüseyin Okur uzun zaman muhtarlık yapmışlar,Osmanlı Döneminde ise Muhtargil diye lakab alan Sülalede (Recep,Mevlüt,Arif Okurların dedeleri) yıllarca muhtarlık hizmetlerinde bulundukları bilinmektedir.Köyümüzden hayatta olanlarına sağlık,vefat etmişlerine rahmetler diliyorum.

    İbrahim Okur,(aşık Figani)

    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş