Çöl Çiçeği - WARİS DİRİE (Kitap Ozeti)

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda NeslisH tarafından 30 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çöl Çiçeği - WARİS DİRİE (Kitap Ozeti) konusu KİTABIN ADI: ÇÖL ÇİÇEĞİ
    YAZARI : WARİS DİRİE
    BİLGE KÜLTÜR SANAT
    ÇEVİRİ : H.GÜLRU YÜKSEL
    1998 YILIN KADINI’NDAN ULUSLAR ARASI BESTSELLER


    Waris Dirie, çölde göçebe bir yaşam süren ve kızların sünnet
    edilmesi gibi gelenekleri hala uygulamakta olan Somalili bir
    ailenin kızı olarak dünyaya geldi. On iki yaşına geldiğinde, yaşlı
    bir adamla evlendirileceğini öğrenince, çöldeki ailesini terk
    ederek kaçar ve onu önce Afrika'daki arkabalarına, oradan
    Londra'ya ve sonra da ünlü bir model olacağı Amerika'ya

    götüren ilginç yaşam yolculuğu da başlamış olur.


    Gündüzleri Naomi Campbell gibi ünlü modellerle çalışan Waris
    Dirie, aynı zamanda Birleşmiş Milletler'in bir insan hakları elçisi
    olarak görev yapmaktadır. Fakat o yine de, geceleri, terk
    etmek zorunda kaldığı vatanı Somali'deki basit yaşamın özlemini
    çekiyor. Kadınların genel olarak, kendi ayakları üzerinde duran
    özgür bir birey olma çabası karşısında karşılaştıkları sorunlar,
    yokluklar ülkesi olan Afrika'nın çöllerinde yaşandığında, çok
    daha çarpıcı ve öğretici bir deneyim haline geliyor. Waris Dirie,
    bu sorunlarla nasıl başettiğini anlatarak, ister Afrika'da olsun,
    ister gelişmiş ülkelerde, benzer sorunlarla karşılaşan tüm
    kadınlara ışık tutuyor. Dirie'nin öyküsü aynı zamanda, yılmadan
    çalışıldığında, insanın her istediğini elde edebileceğini de gözler
    önüne seriyor ve herkese, dirençli ve çalışkan olma konusunda
    bir ders veriyor.


    Waris Dirie'nin çarpıcı yaşam öyküsünü anlatan bu kitap, on bir
    ülkede aynı anda yayınlandı ve hemen beyaz perdeye uyarlama
    çalışmaları başlatıldı.(KİTABIN ARKA KAPAĞINDAN)



    "Waris'in öyküsü, gerçek bir kadın kahramanın öyküsü. Herkese
    esin kaynağı olacak!"

    Elton John


    "Waris Dirie, çok özel ve yürekli bir insan. Öyküsü herkese
    esin kaynağı olmalı. Düşlerini gerçekleştirmek için karşısına
    çıkan tüm engelleri aşmakla kalmamış, aynı zamanda kadınların
    özgürlüğü adına, çok soylu bir savaşa da girmiştir."

    Dr. Nafıs Sadık


    KİTAP HAKKINDA:Her kitabın bir yazılış serüveni olduğu gibi,
    bir de okunuş serüveni vardır. Bu kitabı ilgileneceğimi düşünerek
    SONİK2 (SONİK1 –BENİM) vermişti bana bundan 3 hafta
    önce. Gözümün önüne sehpanın üstüne koymuştum kitabı gelip
    gittikçe, yatıp kalktıkça görüm diye. Ve yine çok yoğun olduğum
    zamanlardan bir zamandı. Ama kitap durmadan bana “beni oku,
    beni oku, hemen okur bitirirsin, bi lokmada okuyacağın türde bir
    kitabım, beni oku bırakamazsın” diyordu sanki. Nihayetinde
    kitabın çığlıklarına dayanamadım (çünkü kitapların canlı olduğunu
    düşünürüm çoğu zaman ve kitaplar arasında duygu bağım vardır
    ve o bağ hiç kopmaz aramızda, onlarda bunu bilirler…okunmasını
    isteyen kitap ne yapıp yapıp kendini kucağıma, ellerimin arasına
    atar, onu görmemi keşfetmemi sağlar…) ve 11 mart 2007
    Pazar sabahı kahvaltıdan hemen sonra okumaya başladım hiç
    kesintisiz…yoruldum, acıktım ama ara vermek istemediğim için
    vermedim, çünkü gerçekti, çünkü yine kadınları ve onların sonsuz
    acılarını anlatıyordu, çünkü orda bilinmesi gereken hayatlar
    vardı, sonsuz yorucu ve farklı hayatlar…ve de güzeldi…tek bir
    yerde 2 ya da 3 defa ara verdim. Kadınların sünnet olduğu
    kısım korkunç ürkütücü ve iğrençti… bi ara bayılacak gibi oldum
    ara verdim, tekrar bıraktığım yerden başladım tekrar fena
    oldum yine ara verdim, sonra orayı okumadan geçim dedim
    yediremedim kendime…onlar o kadar korkunç şeyi yaşıyorlar ve
    ben okumaya tahammül edemiyorum… tekrar aynı yerden
    başladım ve kendimi zorlayarak okudum… bitirdiğimde midem çok
    fena bulanmıştı ve banyoya kendimi atmak zorunda kaldım…ne
    kadar zaman sonra hatırlamıyorum uyumuşum uyandığımda
    Pazartesi gecesi saat 4:00 idi. Hemen kaldığım yerden tekrar
    başladım, kesinlikle bitirmem gerekiyordu. Sanki hiç ara
    vermeden bitirirsem oradaki kadınlara ve hayatlara katkım
    olacak gibi geliyordu bana, ya da ne bilim hemen okuyup
    bitirmem bir şeyleri değiştirecekti, neyi bilmiyorum ama…sabah
    gün ışırken nihayetinde bitirmiştim. Çok güzeldi kitap olarak,
    hayat olarak da o yaşanan acılar olmasa değişik, zor ama
    güzel…Waris de kitabın birçok yerinde aslında çölde yaşadığı
    hayatı tüm zorluklarına rağmen sever ve özler…sadece onun
    karşı olduğu kadınların yaşadıkları ve yaşamak zorunda
    oldukları…



    WARİS DİRİE’NİN SÖYLEDİKLERİ: Benim ailem yeterli
    yiyecek bulabilmek için her gün uğraşır didinir. Bir torba pirinç
    alabilmek, bizim için büyük bir olaydı. Üçüncü dünya ülkelerinden
    gelen biri için bu yiyeceklerin çokluğu ve çeşitliliği öyle şaşırtıcı
    ki…dünyanın bir tarafında insanları doyurmak için canımızı
    dişimize takıyoruz, öteki tarafında ise insanlar kilo vermek için
    para ödüyorlar. Televizyonda zayıflama programlarını içeren
    reklamları gördüğümde “zayıflamak istiyorsanız Afrika’ya gidin”
    diye çığlık çığlığa bağırıyorum. Buna ne dersiniz? Hiç düşündünüz
    mü insanlara yardım ederek zayıflamaya ne dersiniz? Kendinizi
    en azından iyi ve çok farklı hissedersiniz.

    Bugün en basit şeyleri bile önemsiyorum. Her gün güzel evi olan
    insanlarla tanışıyorum, hatta bu insanların birden çok evleri,
    araçları, yatları, mücevherleri var, ama onlar sanki bir yenisi
    kendilerini sonsuz mutluluğa ve huzura götürecekmişcesine daha
    fazlasını istiyorlar. Hiçbir zaman mutlu olmak için bir elmas
    yüzüğe ihtiyaç duymadım. Hayatta her şeyden önemli olan tek
    şey sağlıktır.

    Yavaş ve hızlı hayatların her ikisini de yaşama fırsatım olduğu
    için memnunum. Afrika’da doğmamış olsaydım yavaş hayatı
    öğrenebilme fırsatım olur muydu, bilmiyorum. Somali’ de geçen
    çocukluğum kişiliğimi oluşturdu ve birçok insanı ne oldum delisi
    yapan başarı ve şöhret gibi önemsiz mevkilerden etkilemememi
    sağladı. Sık sık “ünlü olmak nasıl” sorusuyla karşılaşıyorum ve
    sadece gülüyorum. Ünlü olmak ne demek bunu gerçekten
    bilmiyorum.

    Tanrı’nın daha doğuştan beni mükemmel bir vücutla yarattığını
    hissediyorum. Sonra insanlar beni kestiler, gücümü aldılar ve
    beni sakat bıraktılar. Kadınlığım çalınmıştı. Tanrı bu organlarımı
    istememiş olsaydı neden yaratmıştı ki?

    Tek duam bir gün bu acıyı yaşayan hiçbir kadının kalmaması. O
    nedenle yaşadıklarım geçmişte kalacak. İnsanlar “Somali’de
    kadınların sünnet edilmesi yasaklanmış, duydunuz mu?”
    diyecekler birgün. Sonra bir başka ülke, sonra bir öteki ve bir
    öteki…ta ki “DÜNYA KADINLAR İÇİN GÜVENLİ BİR YER

    HALİNE GELENE KADAR”.

    Ulaşmaya çabaladığım o gün, benim için ne mutlu bir gün olacak!
    İnşallah eğer Tanrı isterse, o gün de gelecek.

    Ve son olarak Tanrı’ya, dünyanın yaratıcısına şükranlarımı
    sunuyorum. Bana hayat hediyesini sunduğun ve tüm o sakin ve
    fırtınalı nehirleri geçme gücü ve cesareti verdiğin için
    teşekkürler. Güzellikler ve sevgi dolu bir dünya yarattın.
    Gönülden umarım ki, herkes sevmeyi öğrenir ve bu cennet
    gezegenin değerini bilir.
     

Bu Sayfayı Paylaş